Sevginin ve kelimelerin gücüne inanan Esra Kahya, “Benim Rüyalarım Hep Çıkar” kitabında on iki öykü ile buluşturuyor bizi. Mürekkebini yüreğine batırıp yazmış âdeta.
Önce, Mercan’ın saçlarını taramak istiyor gözyaşlarımız.İçine oturan dört kocakarıyı yok etmek, saçının teline güneşi kondurmak istiyoruz.
Sonra, oturduğu esnaf lokantasında duvardaki postere takılıp ikinci kez on bir yaşına dönen çocuk yüreğin kanadının kırılışına şahitlik ediyoruz.
Fırat’ın Rambo’suna sarılıp göklerin ve yerin sakladığı ah’ın, vakti gelince sahibini bulmasını umut ederek susuyoruz.
Ardından, gerçeğine rüya karışan ananın ellerinden öpüp, sandıktan çıkan anılarını havalandırıyoruz.
Keşke Karsa Bogdani’nin ayağa kalktığında etekliğinden paçaları görünmeseydi diye vah’lanıyoruz.
Hasret ile birlikte portakalı soyup başucuna koyup bir güzel yalan uydurmak istiyoruz. Oysa bir güvencine, “Pist,” diye seslenilmeyeceğini anlıyoruz.
Kaçtığı kalabalığı özleyen kendine gurbet, konuşamadıklarına hasret, vicdanını susturacak kadar var olan yokluğunda turna kuşlarından medet uman gencin telefon kulübesinde asılı kalıyoruz bir süre.
Sonra, Monik Hanım’ın üzerinde can veren Eşref Abi’nin fermuarını çekiyoruz elbirliğiyle.
Hamamböcekleri şahidimiz.
Kehribarı güneşe tutup boncuğun içinden geçen ışıkların yüzümüze bulaşmasına müsaade ediyoruz. Şşşşt,aramızda!
Şeytanın alıp götürdüğü bütün güzelliklerin ardından bakakalıyoruz, her güzellik Pembe’ye bürünüyor uzaklaştıkça.
Münip Efendi’nin yangınında kül olup, yağmurunda ıslanıyoruz. Dört kere yanıp, beş kere ıslanıyoruz.
Sesine kış kaçan Hürü’nün vicdanında boğulup kalıyoruz.
Susuyoruz, ıslanıyoruz, umut ediyoruz, asılı kalıyoruz, boğuluyoruz, anıları havalandırıyoruz, ağlıyoruz en çok da.
“Bu öykü kitabı, bir şiir olsa başlığı ne olurdu?” diye soruyorum kendime.
Cevabı arıyorum.
Yürek yakan kaleminize sağlık Esra Kahya .
İyi ki zamanı şimdiymiş.
Niyetlenenler için şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Benim Rüyalarım Hep Çıkar