Aşırı Spoiler İçerir !!
Şaka bir yana dile kolay, onuncu kitaba gelmişiz. Yine başta ilgimi çeken bir hikaye. Ardından kitapta onun bağlantısı ortaya çıkıyor ki artık adetimiz oldu bu. Yani ne için geç kalındı ne aday konuya girdik bir an anlam verememiştir okurken.
Bu sefer ki kahramanımız (!) Claire. Anne ve babası vefat ettiğinden koruyucu anne baba ile kalıyor. Bir akşam kaçmak zorunda kaldıkları bir şehir. Peki ya ne kadar kaçabildiler, neler oldu ? Gene oldukça heyecanlı bir giriş sahnesi.
Bir sonraki karakterimiz Will. Aklıma, okurken efsane seri Gölgelerin Efendisi'nden Will Treaty gelmedi değil hani. Onun da ailesi yok. Ve bir patlama daha gerçekleşir, Will de Emin Ellerde (!) tabi içi dışından daha büyük bir dünyada.
Bu sefer alışılmışın dışına çıkıyoruz ve bizim dedektif ve doktor olaya direkt dahil olmuyorlar. Hatta bu işlerden haberleri bile yok ve düğün hazırlıkları peşindeler. Ah Tess, gene ters köşe. Tabi bu mutluluk uzun sürer mi ? Kesinlikle hayır. Ve bu sefer kesinlikle beklediğimiz gibi oldu. Geldi bir telefon, gitti tüm hayaller. Rizzoli gene göreve. Tabi o cinayeti duyduğumda içim açılmadı değil. Gerritsen etkilemeye devam ediyor.
Teddy Clock, katil artık her kimse onun sağ bıraktığı çocuk. Diğerlerinden biraz farklı olduğunu da okuyunca anlayacaksınız. Rizzoli, araştırmalarını bu çocuk üzerinden yürütüyor tabi ve iyi anlaşmış olmaları ve aradaki duygusal sarılma sahnesini neredeyse yaşadık.
Anna Welliver, çocukların okulunda psikoloji (!) eğitmeni ve intihar ediyor. Açık konuşmak gerekirse bu bölüme gelene kadar yaklaşık 80 sayfalık bir kısmın oldukça durağan hatta neredeyse sıkıcı geçtiğini söyleyebilirim. Yazarı her ne kadar sevsem de tarafsız eleştiri hakkım olduğumu ve gerçeği söylemem gerektiğini düşündüm. Yeniden ölüme dönecek olursak, peki bu gerçekten intihar mıydı yoksa birisi cinayet kumpası mı kurmuştu ? İşte bunlar beni daha çok kitaba şevk ediyor.
İşlerin ne kadar ileri gidebileceğini tahmin edebiliyor musunuz ? Biraz ipucu verelim. Will vardı bahsetmiştim, onun babasının bağlantısı ne çıktı dersiniz ? Araştırma yaparken görüşmeye gittikleri yeri açıklıyorum. “NASA”
Bir polisle görüşen Rizzoli ve Frost. Ardından bir gece yarısı arabalarını aramaları ve bir GPS ve ses kayıt cihazı bulmaları çok şaşırtıcı olmuştu. Tabi unutmadan tanımadıkları kişilerce takip edilmeleri ve onlarla karşılaşmaları var. Peki işin sonunda ne oldu dersiniz ? Şaşıracaksınız.
Araştırma yapanlar sadece polis veya suçlu diyeceğimiz bizimkilerin aradıkları zanlılar mıydı ? Hayır. Bizim çocuklarda kafa kafaya vermişti. Kendileri hakkımda konuşuyor bir şeyler bulmaya çalışıyorlardı. Ve buldular da. Hem de çok güzel bir bağlantı buldular. Geleceğin dedektiflerinden geliyordu.
Finale girerken kim kimden, kim kimin dostu, kim kime destek veriyor herşey bir anda ters köşe oldu diyebiliriz. Bir yanda Isles, bir yanda Rizzoli, polisler, polise yardım edenler, polise yardım eder gözükenler derken herşey birbiriyle oldukça iç içeydi. Tabi bu biraz da iyi oldu. En azından sonlara doğru heyecan daha da artmıştı.
Final kısmı ise tam da beklediğimiz gibiydi. Ne beklentimin altında ne de beklentimin üstünde bir olay görmedim. Umarım sizin de beklediğiniz bir final olur. Sanırım yavaş yavaş serinin sonuna yaklaşırken bir yandan bitirmek istemiyor bir yandan da ben buraya nasıl geldim diyorum. İnşallah sizler de okur ve beğenirsiniz.