Gönderi

ümid cihandan da büyük, zevk ise mahdud..
Puan vermedi·120 syf.··
2024 224. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 14:16
uygulamada yer alıp da uygulama kullanıcılarınca az okunduğunu düşündüğüm için adına inceleme/tanıtım yazısı yazarak buradaki uygulama kullanıcılarınca daha fazla kişinin okumasını istediğim kitaplardan birisi olan bu kitap ve içeriği hakkında yazdığım yazıdır.. okumuş olduğum kitap balkan savaşında, I. dünya savaşında, kurtuluş savaşında savaşan bir askerin hatıra defterinin ve mektuplarının bir araya getirilmesi ile oluşmuş/oluşturulmuş bir kitap. bunun yanında kitabı yazan engin berber, cemil zekinin arkadaşlarından, akrabalarından cemil zeki hakkında edindiği bilgileri de kitaba ekleyerek cemil zeki hakkında okuyucunun daha fazla fikir sahibi olması konusunda okuyucuya yardımcı oluyor. ben de yazarın kitabında yaptığı gibi cemil zekinin yazdığı hatıralarına ve mektuplarına değinmeden önce bu yazıma (yazımı okuyana -olursa-) cemil zekiyi tanıtarak başlayacağım. cemil zeki -1896 yılında dönemin manastır vilayetine bağlı florina kazasında dünyaya gelir. -1905te manastır rüştiyesine gider ve devamında ailesiyle manastıra yerleşirler. -buradayken gönderildiği frerler mektebinde her sabah istavroz çıkarmak şartı olduğundan cemil zeki bunu kabul etmez, okulu bırakır. bu sırada çıkan balkan savaşı sırasında gönüllü hasta bakıcılık yapan cemil zeki, manastırın sırp kuvvetleri eline geçmesi sonrasında ailesi ile birlikte tekrar florinaya geri döner. (1912) -babası tarafından 1913te istanbul halkalıdaki ziraat mektebine gönderilen cemil zeki bu okulun kontenjanının dolu olmasından sebep bursa ziraat mektebine yatılı olarak kaydolur. (1913) -kısa süre sonra I. dünya savaşı çıkar, cemil zeki 19 yaşındayken askere alınıp çanakkale cephesine sevk edilir. (1916) -çanakkale savaşları sırasında ayağından yaralanan cemil zeki tedavi olmak için istanbula getirilir. -istanbuldaki tedavisi sona erdikten sonra cemil zeki filistin cephesine gönderilir. (1918) -cemil zeki filistin cephesinde görev yaptığı sırada bir çarpışmada başından yaralanır ve avustralya askerlerine esir düşer. -esir edilen cemil zeki diğer osmanlı esir askerleri ile birlikte mısırın iskenderiye şehrine 20 km uzaklıktaki seydibeşir üsera (esirler) kampına gönderilir. cemil zeki tel örgüler içindeki bu esir kampında 18 ay esir olarak tutulur. 1920 ortalarında ingilizlerin hindistan ve mısırdaki osmanlı esirlerini serbest bırakmaya başlaması sayesinde cemil zekinin esareti sona erer. -cemil zeki istanbula dönünce kendisine kuvayi milliyeye karşı oluşturulan halife ordusuna katılması teklif edilir; #241920587 cemil zeki bu teklifi kabul etmez, anadoluya geçip bursada kuvayi milliyeye katılır. (yaşı 24.) -haziran 1920de bursada yunan genel taarruzu sırasında çevresi sarılan türk ordusu içinde kalan cemil zeki 26 subay arkadaşı ile bu kez de yunanlılara esir düşer. -esir olarak lefkada adasına götürülen cemil zekiyi kurtarmak için babası yunan makamları ile görüşmeler yapar ve cemil zeki serbest bırakılıp ailesinin yanına, florinaya, gönderilir. -esirlikten kurtulup florinada ailesinin yanında yaşayan cemil zeki burada başında (o dönemde kemalistleri ve kuvayi milliye yanlılarını simgeleyen) kalpakla dolaşır. cemil zeki yunanlıların kendisine yaptığı uyarılara rağmen başından kalpağı çıkarmaz. yunanlılar cemil zekinin başındaki kalpağı çıkarması için babasına uyarılarda bulunur, babası cemil zekiye başındaki kalpağı çıkarmasını söyler ama cemil zeki babasını da dinlemez ve florinada başında kalpakla dolaşmaya devam eder. -cemil zeki başından kalpağı çıkarmadığı için 1921de yunan makamlarınca tutuklanır, florinadan alınıp selanike sevkedilir. cemil zeki selanikten de edirne hapishanesine götürülüp burada bir ay hapiste kalır. cemil zeki devamında edirneden alınır ve larisadaki üsera (esirler) kampına götürülür ve burada iki yıl hapis yatar. -cemil zeki 1923te lozanda türk-yunan arasında imzalanan esir değişimi antlaşması sayesinde serbest bırakılır ve bursaya gelir. ---- kitap yukarıda ana hatlarıyla ile başından geçenleri anlattığım cemil zekinin bu süreçte başından geçenleri anlattığı hatıra defteri ve mektuplarını içerir. şimdi de cemil zekinin hatıra defteri ve mektuplarında bahsettiklerinden kısa kısa bahsederek kitabı okumak isteyenin kitabın içeriği hakkında biraz daha bilgi/fikir sahibi olmasını sağlamaya çalışayım.. -cemil zeki başından yaralanıp seydibeşir üsera karargahına gönderildiği zaman burada yaşadıklarını şöyle anlatır; ''direlbelah seyyar hastahanesine sevk edildik. burada üç yaralı ve hasta zabitan arkadaşlarımızla yirmi gün kaldık. iaşe pek fena idi. hemen yalnız soğanlı mercimek çorbasına münhasırdı. yirmi gün sonra trenle üç saatte kantarada çadırlı seyyar hastahaneye vasıl olduk. bir hafta kadar bu hastahanede kaldım. yollarda, hastahanelerdeki doktorlar ekseriyet üzere rum, ermeni ve arap idi. bunlar da bizim taraftan ya kasden veya bila ihtiyar esir düşmüşler idi. pek iyi, doktorluğa yakışır insani muamele görmedik. hastahaneden iyileşerek çıktıktan sonra kantaradaki tel örgü dahilinde çadırlı üsera karargahına sevk oldum. dört gün kadar burada kaldım. İkişer battaniye verdiler, yemek soğanlı mercimek çorbası idi. ara sıra çay ve reçel verirlerdi.'' (s. 26) (burada ermeni doktorların kendilerine iyi davranmadığı konusuna değinen cemil zeki gibi kahiredeki esir kampında kalan nurettin artam da ermeni doktorların kendilerine yaptığı kötü muamelelerden bahseder, #220604687 ) -seydibeşir üsera karargahında başımızda bulunanlar çoğunlukla müslüman hintli askerlerdi. ara sıra mecusi hintlilerle ingilizler de nöbet bekliyordu. (s.26) -sabah akşam ingiliz zabitleri tarafından yoklama yapılıyordu. birkaç arkadaş tecennün (cinnet geçirmek) ve intihar etti. böyle bir hayatı esaret bize pek tesir yapıyordu. zavallı türk geçleri böylece çöllerde sönüyordu. of bizi hariçten kimseyle katiyyen temas ettirmezlerdi. (s. 27) -12 temmuz 336 tarihinde bursada esir düştüm. dört gün kadar bursanın şimalinde kasabhane civarında fırka jandarma bölüğünde mahruti çadırda kaldık. trenle mudanyaya ve oradan da vapur ile bandırmaya sevk olunduk. on gün kadar bandırmada kaldıktan sonra, vapur ile atinaya sevk olundum. vapurda çanakkaleden alınmış birçok köhne toplar vardı. üç gün dört gecede pireye vasıl olduk. oldukça müdhiş dalga oldu. beş gün kadar pire ile atina arasında çadırlı üsera karargahında bulgarlarla beraber kaldıktan sonra vapurla iki gece bir günde (lefkada) adasına vasıl olduk. deniz ortasında her iki adaya birer şose yoluyla merbut eski büyük bir kaleye iskan edildik. yirmi altı zabit on nefer bulunuyoruz. (s. 28) -(seydibeşir üsera karargahında) zaman oldu ki bir bardak su ile banyo yaptım. şöyle ki: mendilimi ıslatarak bütün vücudumu siliyordum. (s. 35) -(cemil zekinin anadoluya geçtikten sonra gördükleri üzerine dediğidir) ey kara talih! elemli günler yıllar bir türlü tükenmiyor. bu istiklal ve hürriyet kaybı felaketleriyle inzimam eden en büyük ıztırab ta harb sahalarında bıraktığımız pek çok şehit arkadaşlarımızın dul aileleri. yetim yavruları, yine savaşlardan sakat dönen bedbaht malullerle aile ocakları birer matem yuvası halinde idi. ictimai hayat vaziyeti, düzeni bozmuş iktisadi vaziyet çığırından çıkmış. yeis verici acı hakikatlarla karşılaştık. (s. 37) -(cemil zekinin anadoluya geçtikten sonra gördükleri üzerine dediğidir) balkan harbi, iki sene sonra başlayan birinci dünya harbi ve bunlardan önce yemen ve sair illerde iç isyanlar dolayısiyle pek çok ocaklar sönmüştü. maddi ölçü ve mukayese bakımından bu ağır vaziyet karşısında çok üstün kuvvetlerle mücadele ve muvaffakiyet imkansız görünüyordu. aynı zamanda istilacıların kölesi ve emir kulu istanbul hükümeti dini fetvalarla, padişah fermanlarıyla ve anadoluya gönderdiği kara kalbli vali ve memurlarıyla, istanbulda hazırIadığı inzibat ve tedib kuvveti adını verdiği silahlı ordusuyla da harekete geçerek, milli kuvvetleri boğmağa çalışıyordu. o günlerdeki hali teferruatıyle anlatsam ciltlerle kitab teşkil eder. işte milli savaş istiklal ve hürriyetini hayatından kıymetli bilen asil milletimizin bu çok ağır şartlar ve mahkumiyetler içinde kendi aralarında pek küçük, birbiriyle irtibatı olmayan mahalli teşkil ettikleri halk birlikleriyle başlamıştır. istanbul hükümetinin emriyle anadoluda mühim miktarda silahtan tecrid edilmiş ve bir çok askerlerini terhis etmiş mahdud askeri birlikler bu teşkilata iltihak etmeğe başladılar. büyük Atatürk ve fedakar arkadaşları çok müşkil şartlar içinde harika denecek sürat ve tedbirlerle muntazam teşkilatlı bir kuvvet meydana getirdiler. (s. 38) -yurdun bir kısmı yanmış, harab olmuş, diğer kısımlarında da harbin ictimai, iktisadi afetleri çeşitli tahribat yapmış, matem yuvaları çoğalmış, bu güzel vatan bir felaket diyarı haline gelmişti. fakat istiklal ve hürriyet kazanılmıştı. (s. 38) kitapta cemil zekinin hürriyetine kavuştuktan sonra bursada, kemalpaşada yaşadığı zorlukları, ailesini florinadan türkiyeye getirmek için çektiği zorlukları da anlatır. cemil zeki bu süreçte muhacir komisyonunun mübadillere iskan dağıtımı sırasında yaptığı haksızlıklar sebebiyle cumhuriyet halk fırkasından ayrılır. doğruluğu ve dürüstlüğünden ödün vermeyen cemil zekiye cumhuriyet halk fırkası görev vermeye devam eder. bu süreçte çıkan soyadı kanunu uyarınca cemil zeki akrabalarının aldığı 'bilge' soyadını almaz, bunun yerine kendisine soyadı olarak 'yoldaş'ı seçer. cemil zeki artık sosyalisttir. ancak bu sosyalist olma tercihini dini yaşamına da uyarlamaz, cemil zeki hala samimi bir müslümandır. (bunu yeğenlerine yazdığı -ama göndermediği- mektuplarında da görebiliriz. buna ek olarak cemil zeki tarikat ehli bir ailenin çocuğudur, cemil zeki ailesinin bağlı bulunduğu bu tarikate de saygı duyar.) ilerleyen süreçte demokrat partisine geçen cemil zeki yoldaş burada da umduğunu bulamaz ve demokrat partisine yazdığı mektupta, demokrat partisinin de yolsuzluğa, ihtiraslı kişiler tarafından zararlı işlere kalkıştığını söyleyen cemil zeki yoldaş eli nasırlı bir çiftçiyim, kalan hayatımı çiftçilikle ve okumakla geçirerek muhitimdeki çiftçi ve köylü arkadaşlar arasında yaşayarak yurda borcumu ödemek isterim, der ve demokrat partisinden de istifa eder. cemil zeki farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda savaşmıştır. esir düşmüştür. cemil zekiye bu yaptıklarına karşılık osmanlı harb, alman ikinci rütbeden demir salib, avusturya harb ve kırmızı şeritli istiklal madalyası verilmiştir. cemil zekinin yazmış olduğu mektuplarda lozan antlaşması devamında yunanistandan gelen muhacirlerin ne denli büyük zorluklara katlandıkları da açıkça görülür. örneğin; cemil zeki yeğenlerine yazdığı mektupta; 'sekiz sene, her üç iklimde (soğuk, sıcak, orta) tabiatın bütün insafsızca, dehşetli darbeleri altında dünyanın ırk, din, mezheb ve meşrebi başka başka in sanlarıyla ve vahşice boğuşmalardan sonra (iki yaralanma ve iki esaret felaketleri de dahil) harb sona ermişti. hayat bahasına, yıllarca düşman istilasına karşı korumağa çalıştığımız bu yurdda bir karış toprağım, bir kiremitaltı sığınağım yoktu.' der. (s. 39) cemil zeki milli mücadele öncesinde ve sonrasında görüp şahit olduklarından ve maddi imkansızlıklarından hareketle kendisini inzivaya çekmesi konusunu da yeğenlerine yazdığı (ama göndermediği) mektupta şu şekilde ifade eder; 'iyi ve kötü günler mahdud ve muvakkattır. maddi ıztırab, manevi elem ve üzüntüyü doğuran hadiselerin ağırlığını hafifleten başlıca amil, daima iyi niyetle insanlara ve insanlığa hizmet emel ve gayesiyle devamlı çalışmak duygusunu taşımaktır. cemiyet hayatında bugünkü medeni tekamülün meydana getirdiği ruhi zevk ve neşeyi temin eden çok çeşitli eğlence vasıtaları arasında; karlı dağlarda, ıssız çöllerde, yeşil, çiçekli vadi ve ovalarda, engin denizlerde, henüz bahar hayatında, aramızdan çok feci şekillerde kaybettiğimiz arkadaşlar ve onların bugün hala ahü enin ve iniltilerle birer matem ocağı halinde kalan yuvalarındaki ailelerinin hüzün ve elemlerini hatırladıkça, kara talihimin tecellisi olan manevi ıztırablarımı hafifletebilmek için inzivayı ihtiyar ediyorum... iyi günler temenni eder, gözlerinizden öperim. selamlar' (s. 42) cemil zeki yunanistandan türkiye gelen muhacirlerin yaşadığı sıkıntılardan kendisini de dahil ederek şu şekilde bahseder; 'her şeyden evvel ve ahir bütün mütefekkirinin kabul ettiği nazariyyeyi tekrar ediyorum: hayatta, her şeyde müessir ve amili mutlak para. bazı gelen muhacirlerden oldukça paralı olanlar, o kadar büyük istikbal, sühulet ve muavenete mazhar oluyor ki şayanı hayrettir. mesela: iskan mıntıkası, isterse diyarbekir çölünde olsun, evrad ettiği (bursa, izmir ve nereye olursa olsun.) mahalle gider, oranın memurinine şöyle vazı istignakar alıyor. ben hükumetten hiçbir şey istemiyorum. yalnız evleri harab olan filan köyde bana arazi veriniz. (s. 78) yalnız parasızlara mahsus olan o kabaca muamele iskan mıntıkanız filan yerdir. bir yere kımıldamayacaksın. ama harab imiş, ne olursa olsun. kırk okka arpa için üç dört hatta on gün kadar hükumet kapısında dolaştıktan sonra bu verilecek en adi, bağ budamağa mahsus bir bıçak için bile kefaleti müteselsileli senetler yapmak, bilmem daha neler de neler. hem gülünecek ve hem ağlanacak ifadeler. bunların hep hakikat olduğu acı hislerle reyel ayn müşahede edeceksiniz. iki ay evvel saban verdiler, hala daha öküz vermediler. bu verilenler hepsi taksitle üç senede ödemek şartıyla veriliyor, aksi takdirde müddeti muayyenesinde ita edemeyen derhal bakır ile hazırı satılır. ben çok açık yazıyorum. teessüfüm çoğaldı. artık sizin kalbinizi daha çok kanatmak istemiyorum. zinhar gazetelerin yahut maksadı gayesi belirsiz, oradaki heyeti muhteremin yaldızlı vaadlerine kapılmayınız. son pişmanlık faide vermez. muhacir çok, iş arayan çok, para yok, işsiz çok. (s. 79) cemil zeki yoldaş yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen pes etmez, zor da olsa ailesini türkiyeye, izmire getirir. cemil zekinin ailesine türkiyeye gelmeleri özelinde yazdıkları mektuplarda yaşadığı üzüntülere ve onun ailesinden isteklerine de yer yer rastlanır. örneğin cemil zeki ailesine yazdığı bir mektupta; 'gelirken kitaplarımın hepsini ve belki artık ebediyyen uzak yaşayacağımız vatanımızın fotoğraflarını da getirmeği unutmayınız.' der. (s.64) cemil zeki ailesine yazmış olduğu bir başka mektubunda da; 'ebediyyen kalbimizden çıkmayacak, sevgili vatanımız makedonyaya benim için de veda ediniz. o mukaddes topraklardan topladığım kanımı onun için dökemediğime müteessifim. heyhat! ecdadı izamımızın hasaili merdanesinden mevrus merdane mukavemet, metanet, sabır, tevekkül. elini öperim muhterem babacığım.' diyerek. kendisinin doğup büyüdüğü, kanını topladığı topraklar için topladığı bu kanı dökemediğinden, savaşamadığından duyduğu üzüntüyü dile getirir. okumuş olduğum bu kitap gerek I. dünya savaşında gerekse milli mücadele döneminde farklı coğrafyalarda savaşıp esir düşen cemil zekinin bu süreçte yaşayıp şahit olduklarını birinci ağızdan anlatması yönünden ayrı bir önem taşımaktadır diye düşünüyorum. bunun yanında yine bu kitapta muhacirlerin yunanistandan türkiyeye gelmeleri sırasında ve gelmeleri sonrasında yaşadığı zorluklar hakkında ilgilisine farklı bakış açısı sunar diye düşünüyorum. ek; kitapta hatıra defteri ve mektupları yer alan cemil zeki yoldaşın cumhuriyet halk fırkası ile zıt düşüp cumhuriyet halk fırkasından ayrılması, sosyalist olması, demokrat partiye geçip devamında buradan da istifa etmesi benim zerre umrumda değildir. kendisinin milli mücadelede hatırı sayılır emeği vardır, doğrudur, dürüsttür, Mustafa Kemal Atatürk'e mesnedsiz saçma salak sözleri yoktur.. bunlar benim kendisine ve yaptıklarına saygı duymam için yeterlidir. bu düşüncelerden hareketle yazımı okuyan-lar- (okuyan çıkarsa) tarafından kendisinin ve yaptıklarının unutulmamasını/hatırlanmasını istediğim için yazdım bu yazımı. ek; olur da kitabı okumak isteyen/ler olursa diye kitabın pdfsi; dosya.hizliresim.com/F9xrABDXAPpQcSX... kitabın okuyucusuna, okuyucularına şimdiden iyi okumalar dilerim.. ya da kitabın görece en son güncel okuması tarafımca yapılıp hakkında gerekli yazı da yazıldı. okuyana/okuyacaklara şimdiden hayırlı olsun. (=
Türk Tarihi
Kendi Kaleminden Teğmen Cemil Zeki (Yoldaş) Anılar - MektuplarEngin Berber · Arba Yayınları · 19942 okunma
·
578 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.