9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2017 164. kitabı
Dikkat Spoiler !! Uzun zaman sonra yeniden bir Grange romanına dönmek hiç de fena değildi. Tess Gerritsen (11 Kitap) sonrası bu seriye de kaldığım yerden devam etmesi güzel oldu. Diane Thiberge, otuzlu yaşlarında bir kadın ve yazarımız onun ağzından giriş yapıyor. Teresa Maxwell ise Diane ile görüşen kadın. Diane bir okula başvuruyor ve okuldakiler sakat ya da engelli. Biri de Lucien. Giriş bölümünde bu kadın niye dünya turu yapıyor derseniz bilginiz olsun. Sonra uzun bir Diane süreci görüyoruz. İşte kim olduğu, annesiyle yaşadıkları, dövüş öğrenmesi gibi. Bazı üzücü şeyler de var tabi. Bir merak edeceğiniz bu kadın Lucien'i neden yanına aldı sorusu. Annesine bir akşam ziyarete gidiyor. Yanında da oğlu. Dönüş yolu ise tam bir trajedi ve bir kaza. Lucien'in durumu ise oldukça ağır ve doktorlar beyin ölümünden şüpheleniyorlar. Çocuktan umudu kesmişken Van Kaen diye bir doktor çok kez de ismini duyduğunuz bir yöntem kullanıyor ve çocuğun bilinci ilerleyen zamanda açılıyor. Ancak bir sorun var. Bu doktor kimdi ? Hastane görevlileri neden onu tanımamıştı ? En önemlisi ise, Van Kaen neden öldü ?! Kitabın birinci kısmı yani ‘İlk Belirtiler' bölümü bu şekilde ve Diane'nin bazı şüpheleriyle son buluyordu. Biraz açarsak çocuk gerçekte kimdi, ölen doktor onu kurtarmak için geldiğinde niçin yaşaması gerek demişti gibi soruların cevabını arıyordu. İkinci kısım ‘Gözcüler’ ise, Diane'nin Patrick Langlois'i aramasıyla başlıyor. Daha doğrusu yanına gitmesiyle. Hemen akabinde babasıyla (üvey) bir görüşme ve en son da doktorun arkadaşı bir uzman ile çocuğun kim olduğuna dair fizyolojik özelliklerine bakarak inceleme yapılıyor. Burada bayrak asma kısmına geliyoruz. Lucien, Türk-Moğol genleri taşıyordu. Araştırmalar, doktorlar, uzmanlar derken bizim Diane oldukça iyi gibi. Tabi biraz da yazarın anlatım dilinin etkisini belirtmek gerek. Okurken hani gözünüze imkansız geleceğini düşündüğü şeyleri de çok güzel açıklayıcı cümlelerle anlatmış. Bazı benzetmeler ya da betimleme mi desek, hani o anı yaşatıyor ya da göz önüne getiriyor. Bunlar hep pozitif yönler tabi. Araştırmalar ve senaryo gereği kitapta ilerledikçe yeni bulgular ortaya çıkıyordu. Örnek olarak Diane'ye saldıran iki kişiyi gösterebiliriz. Doğru yolda ilerlediğini düşünmek açısından. Ardından bir bağlantı ve cinayetlerin bilim adamlarını hedef alması ve çocuğun ‘Parapsikoloji’ yeteneği olduğuna inanması biraz kitaba da fantazi katmış diyebiliriz. 20 Ekim 1999. Bulgular sizi çok başka boyuta götürecek. Çocuklar iki oldular ve bir taşıyıcı görevlerinden şüphelenildi. Peki ne taşıyorlardı ? Bizim Diane de bu arada polisten kaçmaya çalışıyor, Moskova için uçak bileti arıyordu. Tabi bu da İkinci Kısımın sonu ve üçüncü kısım “Tokamak” ın başlamasıyla devam ediyordu. Rusya'da da hem gezme fırsatı bulduk ki yazar iyi betimlemiş hem de araştırmalar yaptı bizim Diane. Bu arada unutmadan Tokamak kısaca Nükleer Fırın diyebiliriz. Tabii katilimiz burada da devrede. Hatta burada daha rahatça insan öldürebiliyordu. Biraz da bu yazarın kitabın sonuna doğru heyecanı arttırma çalışmasının bir sonucuydu diyebiliriz. Taş Meclisi neydi ? Ne toplantısı yapılıyordu ? Toplantıya kimler katılmıştı ve en önemlisi de Diane kimdi ? Aradaki bağlantıyı gördüğünüzde şaşkına döneceğinize eminim. Gene tek günde okuyup bitirdim kitabı. Böyle kitaplara dayanamıyorum. Meraktan neredeyse aklımı oynatacak seviyeye geliyorum bu tarz kitaplarda. Bir de Diane’nin aldığı radyasyon var. Peki bu ondan kurtulabilecek miydi ? Çünkü çok fazla radyasyona maruz kalmış ve vücudunda hemen belirtiler ortaya çıkmaya başlamıştı. Gerçekten özellikle son sayfalar beni benden aldı diyebilirim. Biraz da işlenişe değinip bitirelim artık ellerim yoruldu.  Yazarımız hem gerilim unsurunu kullanmış hem de –özellikle finalde- fantastik yazıları birleştirmişti. Eh tabi fena olmamıştı ama ne bileyim bu ikisini bir arada pek görmediğimden dolayı biraz garipsedim yalan olmasın. Parapsikoloji demiştik, biraz hayal ürünü gibi gelen bir olay, genellikle ben gerçekçilikten yana biri olarak buna pek inanmasam da açıkçası yazar bunu çok iyi yazmıştı. Bir de yazarımız özellikle Türk kültürüne de değinince Şamanizm’de kaçınılmaz olmuştu ve bu iki farklı unsur (Parapsikoloji-Şamanizm) birleşince açıkçası çok güzel bir kitap ortaya çıkartmış. Şimdi sıra geldi en müsait zamanda bu kitabın da filmini izlemeye. İnşallah filmden de beklentim kitap kadar iyi olabilmesi veya bir emek harcandığını görebilmek. Hepinize iyi okumalar diliyorum.
Sağlık
Taş MeclisiJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20189,7bin okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.