·104 syf.····Okunma: 11 Haziran 2024 00:51 "Sevinçler küçücük ama acılar uçsuz bucaksız."
Dansa Davet kitabı tek kelime ile dehşet verici bir kitaptı benim için. Bu duyguyu bu kadar açık biçimde en son Körlük kitabını okurken hissetmiştim. İnsanların sınırlarını ne kadar aşabileceğini bu kadar çarpıcı bir şekilde ortaya koymak oldukça zor ve bununla pek fazla kitapta karşılaşamıyorum çünkü.
Kitabın konusu aslında gerçekte yaşanmış bir toplu histeri vakasına dayanıyor. Nedeni tam olarak bilinemeyen bu salgının üç ay kadar devam ettiği söyleniyor ve bugün bile bu konu hakkında bir görüş birliği yok.
Şartların zorluğu; açlık, sefalet... Bütün bunlar mükemmel bir kurgu içinde anlatılmış ve dans çılgınlığının temelinde bunun olabileceğini işlemiş yazar.
Kendi çocuğunu yememek için ölüme terk eden bir annenin aklını yitirmesi ve kitlesel şekilde büyüyen bir çılgınlık...
"Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?" şeklinde ifade edilmiş bu durum. Aşılmaz bir boyuta gelen sorunlardan kaçmak için belki de yapılması en muhtemel şeydi dans etmek. Onlar da öyle yaptılar.
Kitap o dönemin toplumsal sorunlarına da çok güzel bir biçimde değinmiş. Her an şehri kuşatması beklenen bir Türk ordusunun halkta yarattığı tedirginlik, kilisenin baskısı, halkı kandırmak için ortaya attığı saçma fikirler. Bütün bunlara karşı yavaş yavaş sahneye çıkan Martin Luther ve Protestan ayaklanmaları...
Açıkçası bu kadar farklı boyutların kısacık bir kitapta harika bir kurgu ile işlenmesi beni oldukça etkiledi. Kitabı okumadan önce bu kadar etkileneceğimi asla tahmin etmezdim. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.