Gönderi

9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2024 22:33
Okuduğum her eserde kendimi istemeden bir karakterin yerine koymuş bulurum. Onunla beraber üzülürüm, acı çekerim. Bazen aşık olurum onunla beraber, bazen de ölümü düşlerim. Belki de ilk defa bir karakterden bu kadar korktum. Belki de hayali bir karakterden öte bir şey olduğunu fark ettiğim içindir. Kendimi onun yerine koyamadım. Korktum. Herkesin dibi gördüğü zamanlar vardır elbet, hatta biraz oturup düşünürsek gerçekten mutlu olduğumuz anların kısıtlılığı ürkütücü bile gelebilir bize. Bizler kendimizi kandırmayı çok iyi beceren varlıklarız. Olmadık hayaller kurarız, kandırırız kendimizi. Mutlu aile resimleri, aşk dolu evlilikler, ve mükemmel ebeveynleriz hepimiz. Hepimiz çok güzeliz, hepimiz çok yakışıklı. Daha da kötüsü var, sahte hüzünler yaşayanlar... En çok ben acı çektim, en çok ben diye avaz avaz bağıran sahte kişilikler... Kimseye üzülmezler bunlar, kimsenin acısını hissetmezler. Bazen dinliyormuş gibi yaparlar ve ilk fırsatta sözü alıp tekrar tekrar kendilerine ağlamanızı isterler. Sizin enerjinizi sömürdükçe hayat bulur bu tipler. Oysa bu kitapta gerçekten bir dibe vurmuşluk var desem okuduklarımın yanında eksik kalır. Dibin de dibini görmek daha doğru olur. Arttırıyorum dibin dipsizliğinde kaybolmuş bir karakter var bu kitapta. Tutunamayan demiyorum çünkü tutunacak bir dalı da yok etrafında. Uyanış diyebiliriz buna... Uyanış... Dip değil, gerçeğe uyanış. Tüm sahteliklerden arınmış, düşlerden sıyrılmış, gerçeği en acı şekilde görmüş bir karakter. Hepimiz bir oyunun içindeyiz. Bize bazı roller biçmişler ve bizler bu oyunu en iyi şekilde oynamaya çalışıyoruz. Çocuk dediğin böyle olur, anne/baba dediğin böyle. Kadın dediğin böyle olur, adam dediğin böyle. Kızlar Barbie bebekler gibi olmalı, güzel, dikkat çekici ve kırılgan. Erkek dediğin temeli sağlam atılmış duvar gibi olmalı. Yüklenmeli her şeyi de bir "ah" dememeli. Evde, işte, sokakta, okulda, aşkta, arkadaşlıkta, aklınıza gelebilecek her şeyde, her yerde görevler üstlenmişiz. Bize ait olmayan ama sebepsizce kabullendiğimiz kurallardan ibaret hayatlarımız. Pessoa tüm bunların farkında. Kendisine verilen rolü becerememiş. Bu yüzden de kendisini hiçliğin içerisinde bulmuş. Sıradan insanlardan duyduğu tiksinti onu yalnızlığa itmiş. Ki bu oyunun içinde olan, bu oyunu kuralına göre oynayan hepimiz onun gözünde sıradan ve tiksinilecek insanlarız. Kurduğumuz hayallerimiz, övündüğümüz yanlarımız, gösteriş budalası olmamız, kendimizi herkesten farklı/üstün görmemiz, hepsi ama hepsi onun midesini bulandırıyor... Mükemmeli arayan bizlerin aksine o kusurlunun hayranı. Kitap isminin hakkını sonuna kadar vermiş. Okudukça huzursuz oluyorsunuz. Pessoa gerçekleri yüzünüze vurdukça içiniz sıkılıyor. İnkâr etmek istiyorsunuz ama yazarımız tüm kapıları kapatıyor, kaçamıyorsunuz. En sonunda lanet olsun tamam ben de bahsettiğin o maskeli insanlardanım diyorsunuz :) Söylediği her şeyde sonuna kadar haklı bence, fakat o kadar inandırmışız ki kendimizi o söylediği sahte kişiliklerimize, tüm bunları aşmak ve "gerçek" bir insan olmak hiç de kolay değil. Hem senin kadar kaldıramam ben bu huzursuzluğu Pessoa. Bırak sahtede olsa mutlu olalım. Herkese huzurlu okumalar :)
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,5bin okunma
··
4.311 Gösterim
10 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Her zaman ki mükemmel keyifli bir inceleme emeğine sağlık Cano😍📚👏 Bilirsin severim incelemelerini...💜😃 huzursuz olmaya karar verdiğim bir dönemde okumak isterim kitabı şu anda değil ama bir de üst üste okuyan çok olunca kitap iğreti geldi bana🤪🫣
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Bilirim bilirim :) teşekkür ederim. O konuda çok haklısın ya çok kişi okuyunca insanın okuyası gelmiyor. Ben de sen söyledikten sonra dikkatimi çekti çok kişinin okuduğunu.
Daha kendimizin kusurlarını kabul edemeyip kendimizi sevemezken,nasıl başka birinin kusurlarıyla sevmeyi kabul edebiliriz ki ... Sahte yapay mükemmeliyetçiliğin veba gibi yayıldığı hemde bu çağda. Kitap gibi incelemen de insanın kendisiyle yüzleştiriyor, dediğin gibi bundan kaçış olmuyor. Kalemine sağlık Mustafa.🙏🏻👍🏻 Kitabı okumadım ama, alıntıları yazılan incelemeleri yorumları okumuştum.Ne diyelim bir gün o huzursuzluğu okumak anlamak dileğiyle 🙋🏻‍♀️
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Okuma listende bulunsun müsait bir zamanda okuyun bence :)
Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık 👌👌👍🙏
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
@_deli_dolu_ kesinlikle fazlasıyla oldu :)
İncelemesi bile bu kadar huzur kaçırıyorsa kitabı tahmin edemiyorum. Huzursuzluğumun huzurunda hayatıma devam ediyor ve beni huzursuz edecek her şeyden uzak kalmaya gayret ederken bu kitabı da okunmayacaklar listeme ekliyorum :))
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
:))) ben de öyle düşündüm ama şimdi iyi ki okudum diyorum. Okunmaması için yazmadım bu incelemeyi :)
Okumak istediğim ama ertelediğim bir kitap bu. Hep doğruyu yaptığımızı sanıyoruz eski doğrularımızın yolu bugünkü yanlışlarımıza çıkarken üstelik. Çoğumuzun hayatı ‘mış ‘ gibi. Maalesef. Dinler gibi yapan duymayan kendinden başkasına inanmayan saçma sapan insanlarız çoğumuz. Eski ağladıklarımıza gülebilen, gülüp geçebileceğimiz şeyleri büyüten… Ahh sizin yazdıklarınızı okurken bir şey farkettim ben sizin incelemelerinizi seviyorum galiba. Çıkıyordum ceketimi giymiştim çıkardım oturdum okudum, üşenmedim yorum bile yaptım. :)) Emeğinize sağlık çok keyif alarak okuduğum bir incelemeydi. Kaleminiz sarsıyor ama yerinde bir sarsış, daim olsun. Kitap yazsanız okurum valla. :) Eskiden olsa böyle bir yazıyı okurken savunmaya geçerdim: ‘ hayır ben şöyleyim, ben bunu yapmam’ vs. ama şimdi kendimi de daha net görüyorum ve evet törpülenilecek yönlerim düzeltilecek yanlarım var hâlâ.
Mustafa Kemal Baba
Gönderi Sahibi
Madam Melankoli cidden çok gururlandım ama yazmayı değil okumayı seviyorum ve okuduğumu yorumlamayı. Yine de hayat bu yıllar sonra ben de kendimde o ışığı görürsem neden olmasın 🤗