9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2017 167. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2017 00:00
Jacques Reverdi. Biraz da yazara bağlı olarak gene bir Fransız kahraman (!) kendisi eski uluslararası eski yüzme olimpiyatları şampiyonu ve cinayetten yargılanıyor. 1997’de bir kızı öldürmekten tutuklandığı bilgisi veriliyor bizlere ve bunun yanında şimdi de son zamanlarını geçirdiği kulübesinde bir kızın cesedi bulunuyor. Bir de Marc var. Gazeteci. Detaylı bir kariyer anlatımı da yapılmış ve lakabı Süpürücü. Bir sürü işler ve en son paparazzilik kariyeri, polis muhabirliği derken son işi artık cinayet gibi olayları araştırıp haber yapmak ve Reverdi ile yolları kesişecekti. Jacques senin hapiste ne işin var dostum. Yalnız bu adam işini biliyor. Orada bile şantaj var. Bir de Hatica var Kasting için bekliyor. Ev yaşantısı ve çocukluğu oldukça zor geçen bir kız. Zaten gecenin bi yarış dışarı çıkan, gece saat iki de akşam yemeğini yiyen anne babadan olumlu etkilenen bir çocuk olamazdı, olacaksa da Grange'nin romanları buna müsait bir ortam değil.  Hani diğer çocuklardan farklı olarak onlar anneleriyle falan yemek işlerine bakarken bizim ki evde eroin yapıyordu diyelim varın siz anlayın. İşleri hiç düzgün gitmiyor ve Hatica 18 yaşına girip kardeşlerinin velayetini alma planlarını daha çocukken yapıyordu ancak 16 yaşında evde çıkan yangında uyuşturucu almış anne babasını kaybedince işler istediği gibi gitmemişti. Herneyse günümüze dönelim. Buraya da kabul edilmemişti ve düzgün resimler çekilmesi istenmişti. Marc, Reverdi'ye bir mektup gönderecek ki gördüğünüz de -gerçeği- çok güleceksiniz. Bu sefer Marc büyük oynadı diyebiliriz. Hatica ile Marc'ın yolları kesişiyor; Marc, Reverdi ile iletişime geçmeyi başarıyor. Asya yolculuğuna hazırlanıyor. Peki orada onu ne bekliyordu ? Reverdi hapishanede olmasına rağmen onunla yüzleşeceğini zannedip korkuyor, cinayetleri yeniden görüp yaşayacak zannediyordu. Peki bunlar şüpheden öte gidebilecek miydi yoksa ciddi bir tehlike mi oluşturacaktı ? Yolculuğumuz Kuala Lumpur üzerinden başlıyor. Marc burada ilk cesedi ve ölümün rastgele değil de anatomik yapısını görünce oldukça şaşırıyor ancak benim dikkatimi bir ayrıntı çekti. Günlerden Cuma ve yazarımız ezan sesini ve Cuma Namazı çağrısını da belirtmiş. Önceki romanlarında da benzer şeyler vardı diye hatırlıyorum. Kitabı sadece kendi penceresinden değil de karşı tarafın nasıl olduğunu araştırarak yazması çok güzel bir ayrıntı. Marc’ın aldığı talimat nedeniyle bir sonraki durağı Kamboçya oluyordu. Reverdi ona başarısız olursa bir şans daha vermeyeceğini söylese de bir şans daha vermişti ve burası da Malezya gibi cinayet mahallerinden birisiydi. Reverdi ona yakalandığı yerden itibaren sondan başa doğru giden bir sıralama izlemesini söylüyordu sanki. Sırada ne var ? Tayland. Marc özellikle Kamboçya’da görülmesi imkansız bir gizemi çözdükten sonra geri dönüşü olmayan bu yola adımını atmıştı bir kere. Peki onu burada ne bekliyordu ? Hayat yolu ? Sonsuzluğun işaretleri ? Arınma odası ? Marc’a gelen dosya sonrası gittiği yer Bangkok olmuştu. Burada ne bulacaktı ? Bir önceki yerde bulduğu bir ceset vardı ve ondan bir örnek almıştı ama buradaki görevi neydi ? Marc herşeyi öğrendiğinde bazı şeyler için geç kalmış olduğunu gördü. Onun için iki seçenek ve tek yol vardı. Gördükleri karşısında iyice korkmuş ama ipuçlarını takip etmişti. Bunları uydurma bir roman gibi yazmaya karar vermiş ve ‘Kaçma’ (Dönüş) hakkını kendinde bulmuştu. Peki ya herşey geride kalabilecek miydi ? Korkularından kurtulabilecek miydi ? Paris’e dönüşünde afişlerde gördüklerinden sonra böyle bir şeyin olması için İmkansız kelimesi bile çok olumlu olurdu. Kısaca söylemek gerekirse başından beri kurduğu tuzak ters tepmişti ve şimdi ölüm ona doğru geliyordu. Haberlerde Reverdi’nin öldüğü yazılıyordu ama buna kim inanırdı ki ? Hele de Marc. Artık hayatı kaçmak üzerine mi kurulacaktı peki ? Marc ve Hatica, Reverdi ile yüzleşiyordu. Hem de ne yüzleşme. Oksijen %10 altına iniyor, nefes alınamıyor bir yandan da Reverdi gerçek hikayesini anlatıyordu. Peki ne olacaktı. Marc katilin oyununu bozmak için yaptığı nefes oyununda kazanabilecek miydi yoksa yaraları patlayıp ölecek miydi ? Tüm bu soruların cevapları belki de kitabın ilk 400 sayfalık kısmından daha önemliydi. Ortaları biraz sıksa da özellikle Üçüncü Bölüm yanı Dönüş kısmından sonrası gerçekten de kitabın konusu baz alındığında kitabın hakkını fazlasıyla veriyor diyebilirim. Herkese keyifli okumalar..
Edebiyat
Siyah KanJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 201514,1bin okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.