Frida güncesini açtı. Sayfalarını karıştırırken içini bir kaygı bürüdü. Tüm acıları, estetik filtreden geçmeden, tablolarındakinden çok daha sert biçimde bu defterde kayıtlıydı: Cümle parçacıkları ya da uzun yazılar, şiirler, arada felçli ya da kesilmiş bacağını gösteren resimler, kazayı yaşatan ya da Frida'nın kendi deyimiyle, bedeninin yavaş yavaş çürümesini resmeden çizgiler. Bir de Diego'ya yönelik tüm çağrı ve yakarmalar ve ona duyduğu aşk, hepsi o defterdeydi.
O defteri atmak istiyordu: İçerdiği o yaşam parçalarını, özellikle de tüm yaraları saklamak sağlıklı mıydı?
Kazadan sonra ölmekten öylesine korkmuştu ki... Sonra tüm gücüyle umutlanmış ve mücadele etmişti. Şimdi kırkıncı yaşını bir yük gibi taşıyordu sırtında, sevmeye bile istek duymuyordu, hiçbir umudu yoktu.