Annesi haklıydı işte, şu hayatta herkes birbirine benziyordu. Hepsi Havva'nın torunlarıydı. Üstelik insanın hamurunu karan sadece zaman ya da mekân da olamazdı. Belli ki yeryüzüydü hamuru karan, içine düşen herkesi öyle ya da böyle aynı tornaya sokan. Bu yüzden aradan geçen yıllara rağmen aynı kabusa uyanabiliyordu Rıdvan Suad'la. Bu yüzden aradaki onca yıla, yola rağmen aynı cümleyi kurabiliyordu Nâzım Franz'la. Başka coğrafyalardan, başka zamanlardan ve başka hayatlardan bile olsa, herkes aynı çocuk, aynı yetişkindi hayatta. Acı aynıydı, sevinç aynıydı. Yaralar bile aynı kanardı.