Dernhelm

Bazıları, başkalarının acısına uzaktan bakıp kederlenmekle iyi insan olunabileceğini sanıyor. Hatta sadece kendi iyiliğinin altını çizebilmek için üzüntüsünü ele güne duyurmaya çalışıyor. Oysa şunu iyice öğrendim ki, vicdandan en çok söz edenler, sadece başkalarının kurbanlarına üzülen katiller. Kabullenmek zor ama aslında, başkalarının acısına bakarken insanda kederden ziyade hodbin hisler uyanıyor. Savaş gazilerine bakmak feci bir duyguyla tanıştırıyor insanı: Şükretme duygusu. Duyguların en ikiyüzlü, en sefil olanı. Haline şükretmelerin en rezilcesi, başkalarının haliyle mukayese edilerek yapılanı... O zaman insan Yaradan’a, verdiği mutluluklar için değil, olsa olsa başkalarına verip kendinden esirgediği acılar için teşekkür ediyor. Sana şükürler olsun ki beni değil, onu seçmişsin diyor! Ve bunu ne zaman fark etse, mesela hastanedeki ölü çocuklara, onların ince ayak bileklerine bakarken, ruhunu derin bir utanç kaplıyor. ​Ama kendime kızmıyorum. Biliyorum ki insan dediğin melanetten ve iyilikten, alçaklıktan ve faziletten, zorbalıktan ve merhametten, korkaklıktan ve cesaretten, nefretten ve sevgiden karılmış bir hamurdur. İyilik, fıtratın mutlak kararı değil, ancak içimizdeki aydınlıkla karanlığın giriştiği savaşın ganimeti olabilir. Geçen mektubunda söylediğin gibi, masumiyet çoktan terk ettiğimiz bir şehir, sadece çocukların bildiği eski bir şiir...
Sayfa 119 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Yerimde olsan sen ne yapardın, kalır mıydın, diye sormayacağım. Çünkü kuvvetle muhtemel, “Elbette!” diye cevaplayacaksın. Ama insanın gerçekte neleri reddedebileceği ancak o şanslar kendisine sunulduğunda, yani hakikaten seçme şansı bulunduğunda belli olur. Hülasa, ben olsaydım diye başlayan cümlelerin içi, çoğu zaman görülmemiş bir rüyanın yeryüzünde kapladığı alan kadar boştur.
Sayfa 45 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Sonra bir baktım, beni kendimle tanıştırmışlar.
Hastanede geçirdiğin günleri anlatmak istemeyişini, kötü kaderle mühürlü, uğursuz bir çeyiz sandığı gibi çivileyişini anlıyorum. Ben de kaçıp yok saymayı denediğim üzüntüler yaşadım. Fakat nereye gidersem gideyim peşimden gelip alacaklı ısrarıyla yakama yapıştılar; rüyalarıma kadar girip ille de yüzleşmeye çalıştılar. Önce öfke duydum onlara ama sonra bir baktım, beni kendimle tanıştırmışlar. Zaten sonra da sözünü söylemiş dervişler gibi sessizce kayboldular.
Sayfa 44 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Nicedir susuyoruz biz seninle onu.
Sakın aklına yanlış bir fikir gelmesin kardeşim. Nevzat Bey'e her zaman kalbi bir sevgi ve yakınlık duydum, fakat sadece bir kardeş, ağabey gibi. Sormayan ama anlatan, hikâyeleriyle aklımı kendi kuytularından çıkaran bir dost gibi sevdim onu. Kalbi dörtnala koşturan, insanı meftun eden soluksuz bir duygu değildi bu. Zaten öylesini sadece iki kişiye karşı hissettim ahir ömrümde. İlkini gayet iyi biliyorsun, nicedir susuyoruz biz seninle onu.
Sayfa 40 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Sensiz ölürüm sanmıştım ama ölmedim. Mektubunu aldığımda hayatta kalışıma duyduğum şaşkınlığı bile iyileştirmiştim. Galiba artık insanın insana yapabileceklerine hayret etmekten vazgeçmiş bir demdeyim. Buna senden gelen felaketim de dahil, bilesin. Seni affetmek çektiğim acılara ihanet olurdu ama ölmediğime göre herhalde hâlâ sevebilirim.
Sayfa 13 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam