397 syf.
·4 günde·2/10
Bu ay okuduğum tüm kitaplar güzel, yaşasın demek gibi bir hata yapıp kendime nazar değdirdiğimin bir kanıtıdır Sessiz Kalma. Gerçek bir hayal kırıklığı içinde birkaç gün bekledim bu yorum için.

Ne söylemem gerektiğini gerçekten ama gerçekten kestiremiyorum.

Öncelikle şu konuda anlaşalım: Ben küfürden nefret ederim, tiksinirim, huylanırım, küfür karşımdaki insandan soğumama sebep olur. Ciddi anlamda. Eğer siz bundan rahatsız olmuyorsanız ve diğer şeyleri de görmezden gelebilecekseniz, belki de kitabı seversiniz. Ama ben görmezden gelemiyorum, gelmeyeceğim. İnsanlar kendini küfürle ifade etmek zorunda değil. Argoyu ve hakareti bir nebze anlamaya çalışıyorum, hadi öfkeliyken kendini kontrol edemeyen karakterler olsun diyorum vs. Ama bir kitapta küfretmeyen hiç kimse yoksa? Yemezler yazar hanım derim ben. Buna inanmıyorum ne yazık ki. Çevrenizin tamamı küfürbaz bile olsa küfretmeyen birileri olduğundan eminim. Ah, mesela kitap okuyan insanlar falan? Anlayacağınız bu konu beni aşırı rahatsız etti ve hala sinirliyim kitaptaki küfürlere. Her küfrü yok saymaya çalıştım, ürperdim vs. Ne korkunç kelimeler!

Buna kızmamın bir sebebi de karakterin yaşıydı. 16 yaşındaki karakterimiz, bu hali ve çevresiyle nasıl bir örnek teşkil ediyor? Ben bunu anlayamıyorum, kültürel fark olarak da saymıyorum. Kitapta zaten bir küfür kumbarası vardı, küfreden içine para koyup buna maruz bırakılan en küçük aile üyesine para kazandırıyordu. Madem küfrün yanlış ve zararlı olduğunu biliyordun ey yazar, neden karakterin 16 yaşında? Yahut madem önemsizdi o zaman neden sadece 16 yaşından küçükler için zararlı görüyorsun? Ehliyet mi sandın bu işi anlamadım ki, kelimelerin gücünü ne hakla küçümsersin?

Bu konuyu affedemiyorum, evet. Bunun yanında çocuk eğitimine komple aykırı gördüğüm bir kitap zaten bu. Başlıca sevmeme sebebim bu olabilir. Benim bir çocuğum olsaydı, 16 yaşında mesela, onun kendiyle yaşıt bu kızı okumasını istemezdim. Mesela Starr çok tutarsız bir karakterdi. Nasıl desem, yazar ve kahraman anlatıcı arasında fark olduğunu hissettirecek o ince çizgi kızımızda yoktu. Ben sürekli yazarın bir şeyleri dayatmaya çalışan zihnini okumuş gibi hissettim ve okuduğum karakteri 16 yaşında biriyle, özgürlük ve eşitlik yandaşı bir gençle, adaletsizliğe karşı çaresizlik hisseden bir çocukla bağdaştıramadım.

Zaten esas meselenin işlendiğini düşünmüyorum. Ortada bir konu var, o konu kapağın arkasına yazılmasa da hep var. İnsanlar, din, dil ve ırk gözetmeksizin eşit görülmüyor. Tesadüf ki siyahi haklarını yansıtmak için kitap yazan bir kadının dinlere alttan alttan giydirmesi, özellikle Müslümanlara laf atması da bir hayli düşündürücü. Bence yazar, öncelikle neyi savunduğunu bir irdelemeliymiş. Hoş, ortada bir savunma yoktu.

En objektif ifadeyle şunu söyleyebilirim: Kitap dışlanmış ve köhne bir mahallede yaşayan bir grup siyahinin, o mahalle içindeki davranışları, yaşadıkları ve bu değiştirilemez tutumun onları getirdiği noktayı olduğu gibi yansıtıyor. Ama tabii bu yazarın bakış açısı. Yani demek istediğim o mahalleyi bilmiyorum, orada yaşayan insanların hayatına dair en ufak bir bilgim yok ve bana gerçekçi gelmeyen yönleri olduğu için bu yansıtılanın bazı yönlerden gerçekçi olduğunu düşünmesem de bilmediğim bir kültür hakkında yorum yapmak istemiyorum. Sadece vermek istediği ortamı hissedemedim diyeyim ben.

Verilen tek mesaj düşündürmek olabilir, umuyorum ki amaç bu olsun. Ama tavsiye ediyor muyum? Asla, katiyen. Gidip Bülbülü Öldürmek okuyalım bence arkadaşlar. Zaten bu kitaptan sonra bu mesele üzerine yazılmış kitaplara ağırlık vermeye karar verdim, çünkü kalben inandığım bir takım şeyler var ve bu kitaptaki gibi olmadığını görebileceğimi düşünüyorum. (Gördüğümde eminim bundan bahsederim.)

Bu arada komple berbat mıydı kitap? Hiç mi güzel bir şey yoktu? Hiç diyemem, bozuk saat misali arada doğru noktalara temas ettiğini düşünüyorum ama bunu veriş şekli yanlış olduktan sonra bir anlamı kalmadı gözümde ne yazık ki. Eminim kitabı seven kişiler de vardır, onların yorumuna da bakın derim mutlaka.

Toparlayacak olursam, esas konu itibariyle bir amacı olan, bunu yansıtamadığını düşündüğüm, küçücük çocukların ve koca yetişkinlerin hunharca küfrettiği, bolca cinsellik bahsinin geçtiği -ki bunlar seviyesiz şeylerdi benim için- korkunç bir çeviri ve redaksiyona sahip olan bu kitabı sevmedim, tavsiye etmiyorum.