"Her şey değişir ama hiçbir şey yok olmaz."
Tanrılara Adanmış Bedenler
Merhabalar... Elly Griffiths'in kaleminden Tanrılara Adanmış Bedenler isimli kitabın kendimce incelemesi ile buradayım. İlk başta kitabı çok beğendiğimi söyleyerek başlayabilirim sanırım. Gerek kurgu açısından, gerek duygu açısından, gerekse de renkli karakterleri açısından... Her ne kadar konusu, korkunç ritüelleri ve olayları içerse de kitaptaki başlıca karakterler gerçek hayatta tanıdık gibilerdi sanki. Bu kitap bir seri kitabı değilmiş fakat, Bataklığın Kayıp Tanrıları kitabının devamı niteliğindeymiş. Oradaki karakterler bu kitapta da varmış fakat o kitapta kaçırılma, cinayet olayları, antik dönemlere ait mistik inanışlarla gizemli bir bağ ile birlikte pek çok sır gün yüzüne çıkıyormuş. Keşke ilk o kitabı okusaydım. Gerilim dozu da çok yüksekmiş ve beğenilen bir kitapmış ama nedense hiç denk gelmedim ne yazık ki. Her neyse; bütün bunlara rağmen ben bu kitapta fazla bir kopukluk hissetmedim ve kolaylıkla okudum.
Kitabın konusuna gelecek olursam; Adli tıp arkeoloğu Ruth Galloway neredeyse hayatına mal olacak bir davanın travmalarından daha yeni kurtulmuşken ( ilk kitapta olan olaylar.) heybetli bir yetimhanenin yıkılması sonucu kendini ortaya çıkan Roma dönemine ait bir kazı alanında bulur. Kapı eşiğine gömülmüş çocuk kemikleriyle başlayan seri cinayetlerin izini süren Ruth, bir kez daha tehlikenin boyutlarının sanıldığından çok daha büyük olduğu bir soruşturmaya dahil olur. Üstelik bu kez hamiledir. Yeni bulgular Ruth'u davanın daha derinlerine doğru sürükler. Bir yanda pagan ritüelleri, diğer yanda onaylanmayan bir hamileliğin travmalarıyla yüz yüze kalan Ruth sanıldığından daha büyük bir tehlikeyle iç içedir.
Kitabın dili, anlatımı, akıcılığı, karakterlerinin renkliliği, sürükleyiciliği genel anlamda çok güzeldi. Roma dönemine ait tarih öncesi bulgular ve dönemin mitolojisiyle harmanlanması benim gibi tarihe ve arkeolojiye meraklı okurları çok etkileyecektir. Kitapta sık sık Kelt inanışlarına ve kültürüne, tanrılara değinilmiş. Özellikle üç yüzü olan yeraltı tanrıçası Hecate ve Janus anlatılmış ve mitoloji her uygarlıkta ayrı bir büyüye sahip. Ana karakter Ruth'un duyguları ve içsel gücü çok güzel tasvirlerle işlenmiş. Çok sevdiğim bir karakter oldu. Diğer kitaptaki korkunç olaylar ve travmalar yüzünden yakınlaştığı Dedektif Şef Harry Nelson'dan hamile kalıyor. Dedektif evli bir adam. Bu konu çok çetrefilliydi. Bu konuya çok girmeyeyim. Ama Ruth'un güçlü kişiliği, hiçbir beklentisi olmaması taktirlik bir durumdu bence.
Sona gelirken diyebilirim ki kitapta heyecan hiç düşmüyor ve aktif olaylar okurun merakını yüksek tutuyor. Ayrıca katili yanlış tahmin ettim. Katilin günlüklerinden oluşan bölümleri de vardı. Hiç ummadığım birisi çıktı ve şok oldum. Olaylar okuru adeta fantastik bir ortama sürüklüyor. Yer yer korkutucu atmosferinin yanı sıra pagan ritüelleriyle ve tarih bilgisiyle de güzel bir hâl almış. Ben bu kitabı çok beğendim.
Ve tüm okurlara tavsiye ederim.
Gizem, polisiye, gerilim, psikoloji, mitoloji, antik dönemler, korku, macera ne ararsanız var...
Keyifli okumalar ve kitaplarla kalın.<3
Sevgiyle...<3