Okunma sayısının az olmasına rağmen değeri oldukça fazla olan bir eser…
Çeviri edebiyatımızda gerek Maksim Gorki’nin eserlerine gerekse de bu kitaba karşı bir ilgisizlik var. Sebebinin siyasi yönelimler doğrultusunda olduğunu düşünüyorum. Baktığımız zaman İletişim yayınlarından bir tane bile Gorki çevirisi yok, koskoca İş Bankası Kültür hâlâ Ana’yı çevirecek de yayımlayacak da… anlayacağınız demirbaşlar arasına girmesi gereken Gorki bizde itibar suikastlığına maruz bırakılmış…
Gelelim Yararsız Bir Adama.. Ana karakterimiz Yevsey Klimkov küçük yaşında hem yetim hem de öksüz kalır.. bunun üzerine himayesi altında bulunduğu demirci aracılığıyla kent merkezinde bir kitapçıda iş bulur. Yevsey Klimkov çalışmış olduğu süre zarfında kitapçının aslında hiç de masum biri olmadığını, siyasi çalkantılar içerisinde boğuşan Rusya’nın sosyalizme yenik düşmemesi için Çarlık adına çalışan bir ajan olduğunu fark eder.. bu şekilde giden hikaye elbette tek düze devam etmeyecektir. Kitabın geri kalan kısmı için pek incelemeye girmeyeceğim çünkü orası siz okurlara kalmış olsun..
Kitapta ilk dikkatimi çeken şey Klimkov’un küçüklükten gelen geç anlama durumundan dolayı hep aşağılanması ve bu durumun sonucunda da çocukta güce tapma ya da aidiyet altına bir an önce girmeye çalışma mekanizmasının onun kişiliğine yön vermesi..
Bir diğer husus Çarlık Rusya’sında yaşanan 22 Ocak 1905 Kanlı Pazar olayı.. kısaca bahsetmek gerekirse “1904'te Rus-Japon savaşının ardından Rusya'da giderek artan işsizlik ve yoksulluk, toplumsal hareketlenmelere neden oldu. Rusya'da işçilerin eylemleri hem yaygınlaştı, hem de talepleri giderek güçlendi. Savaşın ortasında Çarlık rejimi ise işçilerin bu taleplerine kulak asmadı. İşçi bölgelerinde işten çıkartmaların giderek yoğunlaşmasına, çalışma saatlerinin uzunluğuna karşı birçok fabrikada işçiler grev komiteleri kurdular.
Grev komitelerinin amacı, işçilerin patronlara karşı işyerlerinde çıkarlarını korumak için verdikleri mücadeleyi koordine etmekti. Fakat 1905 yılında ezilenlerin çıkarlarını korumak için en işlevsel ve popüler olan örgüt, liderliğini gerçekte bir polis ajanı olan Papaz Gapon'un yaptığı bir tür sendikaydı.
1905 yılının Ocak ayında giderek yaygınlaşan hoşnutsuzluk sonucunda binlerce işçi saraya doğru yürüyüşe geçti. Göstericilerin talepleri arasında iş gününün 8 saate inmesi, asgari ücretin artırılması ve fazla mesainin kaldırılması da bulunuyordu. Normalde Gapon'un planına göre işçiler Çar tarafından kabul edilecek, Çar onların dertlerini dinleyecek, isteklerini büyük ölçüde kabul edecek ve böylece işçilerin de babası olduğunu ispat etmiş olacaktı.
Ancak ellerinde Çar'ın resimleri ve ikonalar olduğu halde, "Çar baba"ya yakaran sloganlar atan işçilerin gösterisi, kimsenin beklemediği bir biçimde son buldu. Çar Nikolay son anda plana uymaktan vazgeçti ve askerlerine göstericilerin üzerine ateş açma emri verdi. Bunun sonucunda yüzlerce işçi olay yerinde can verdi.
Tarihe Kanlı Pazar katliamı olarak geçen bu olaydan sonra, işçiler kitleler hâlinde sokağa çıkmaya ve gösteriler örgütlemeye başladı. Mart ayına kadar grevler Rusya'nın her yerine yayıldı. Çarlık rejimi, kısa sürede bir dizi talebi yerine getirmek zorunda kaldı. Yeni bir anayasa, parlamento ve emekçileri koruyan yasaları ve demokratik seçim hakkını onayladı.
1905 devrimi, 1871'deki Paris Komünü deneyimden sonraki en büyük ve önemli işçi hareketi oldu. Kanlı Pazar katliamı, devrimin güncelliğinin bizzat işçiler tarafından kanıtlandığı sürecin fitilleyicisi olarak da tarihe geçti.” Şeklindedir.
Kitabın atmaması gereken bir olayı da şüpheydi.. şüphe üzerine kurulan bir hayatın eninde sonunda bir sıkıntısı gün yüzüne çıkacaktır. Bunun da sonucu sağlıksız bireyin ruhsal durumunun bozulmasıyla gerek psikolojik gerekse de fizyolojik hastalık beraberinde gelecektir ki Klimkov bunun en net örneğidir.
Netice itibariyle henüz Ana romanını okumadığım için yazarın en sevmiş olduğum eseri bu oldu. Gorki’nin döneminin umutsuzluklarını bilmesine rağmen içinde barındırmış olduğu o umut kalemine de yansımakta. Hikayeler kötü de bitse o umut dolu hava okuyucuya hayatın bir nebze de olsa yaşanılabilir olduğunu söylüyor.