·628 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2024 22:19 Sinan Akyüz'ün yeni eseri, okuyucuların gözlerini yaşartan ve kalplerini derinden etkileyen bir kitap. 1992'de Müslüman Boşnakların yaşadığı korkunç soykırımı tüm çıplaklığıyla aktarıyor. Büyük Sırbistan hayaliyle hareket eden Sırplar, komşuları ve arkadaşları dahil tüm Müslüman Boşnaklara akıl almaz işkenceler yaparak birçoğunu katlediyor. Srebrenitsa'da erkeklerin bir kısmı ani bir gece baskınında öldürülüyor ve kadınlara tecavüz ediliyor. Bu trajedi tam üç yıl sürüyor. Hayatta kalanlar toplama kamplarına götürülüyor, burada kadınlar ve küçük kız çocukları defalarca tecavüze uğruyor. Bu kamplardan birinde Meyra ve kız kardeşi Diba, yaşadıkları tarifsiz acılarla hayatta kalmaya çalışıyor. Zoran adında biri, Meyra'ya aşık olup evlenme teklif eder, ancak reddedilince felaketlerin fitilini ateşliyor.
Kadınların çoğuna tecavüz edilirken Meyra, Zoran'ın "ayırdığı" biri olduğu için dokunulmaz. Ancak kardeşi Diba'nın işkencelere dayanamayıp intihar etmesi Meyra'yı yıkıma sürükler. Meyra tüm bu acıları yaşarken, nişanlısı Samir de başka bir kampta hayatta kalma mücadelesi verir. Bir gün Zoran, Samir'i Meyra'nın olduğu kampa getirir ve Samir, Meyra'ya yapılan işkencelere tanık olur. Bu süreçte yolları ayrılan Meyra ve Samir, hayatta kalma mücadelesine farklı yerlerde devam eder.
Samir, Srebrenitsa'ya dönerek Yeşil Bereliler'e katılır ve Müslümanları savunur. Sırplarla verdikleri zorlu mücadelede, Hırvatların ihaneti ve saldırılarıyla daha da zor duruma düşerler. Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden destek görmeyen Müslümanlar, binlerce insanın katledildiği bu vahşette yalnız kalırlar.
Kitaptaki karakterlerin verdiği mücadeleler, okuyucuyu derinden etkiler. Hikayelerin kurgu olmadığını bilmek, insanlığı utandıracak kadar güçlüdür. Srebrenitsa'da 8372 kişi katledilir ve dünya buna sessiz kalır. Meyra, Diba ve Samir'in yaşadıkları çaresizlik ve tükenmişlik okuyucunun iliklerine kadar işler.
Yazarın daha önce "İncir Kuşları" adlı Bosna ile ilgili bir kitabı daha bulunmaktadır. Bu kitabından sonra Bosna'ya ilgisi devam etmiş ve çeşitli geziler yapmıştır. Ahmiçi köyünde bir cami hocasından dinlediği hikayelerden en etkileyici olanı Meyra'nın hikayesidir. Meyra, kız kardeşine bir gün yaşananların dünyaya duyurulacağına söz vermiştir. Yazar, bu kitapla Meyra'nın sözünü yerine getirmiş olur.
Bu eser, insanlık tarihinin en büyük ayıplarından birinin gözler önünde yaşandığının bir kanıtıdır ve okunması şiddetle tavsiye edilir.