"Geçmiş o kadar canlıydı ki geçmiş olduğuna inanmak zordu."
Psikoz
Merhabalar herkese... Brian Freeman'ın harika ötesi kaleminden Psikoz adlı kitabının İncelemesi ile buradayım. O kadar etkilendim ve beni o kadar çepeçevre sardı ki nasıl başlayacağımı bile bilemiyorum. Gerçekten çok güzel, hatta güzel demek bile hafif kalır. Mükemmel bir polisiye + psikolojik gerilim okuduğumu ve beni derinden yaraladığını söyleyebilirim. Gerilim kitabı olup da aynı zamanda bu kadar insanın kalbine dokunacağını düşünmemiştim... İncelemeyi yapmak için biraz kafamı toparlamam ve kendime gelmem gerekti. Brian Freeman'ın daha önce; Hipnoz, Psikoterapist ve Ahlaksız romanlarını okumuştum ve bu kitabı içlerinde en sarsıcı olanıydı bence. Gerilim türü sevenler sakın ola kaçırmasın derim.
Kitabın konusuna gelecek olursam; Lisa Power Minnesota Eyaletindeki bir kasabayla aynı adı taşıyan Thief River Falls isimli çoksatan kitabın yazarıdır. Kitabı çok etkileyici, hatırı sayılır bir okur kitlesine sahip olan, derin ve gerilimin ve korkunun başlıca unsurları olduğu güzel bir kitaptır. Lisa korku ve gerilim türünde eserler vermektedir ve kasabada da çok sevilen bir yazardır. Aynı zamanda kitabı yakında filme de çekilecektir. Kitabının konusu, hastaneden kaçan bir çocuğun trene binerek kasabaya gelmesi ve yıkık dökük bir kulübenin önündeki gölün çevresinde olan vahşi bir olaya şahit olması. Bu arada ana karakter Lisa'nın kitabının konusu bile tüyler ürperticiydi. Psikoz bana genel anlamıyla Sadist kitabını anımsattı. Şimdiden çok fazla detaya girmek istemiyorum. Fazla detaya girersem konunun bütününü anlatmam gerekir ki bunu da hiç istemem doğrusu. Bir şeye değineceğim. ( Bazı okurlar incelemelerinde çok spoi veriyor. Ben bu durumu sevmiyorum. Verilecekse de minicik bir spoi olabilir. Gerçekten sonradan okuyacak olanların heyecanlarını kaybetmemeleri adına çok fazla spoiler verilmemesini ve kitapların sonunun söylenmemesini istiyorum.)
Lisa Power, Thief River Falls kasabasında doğup büyümüş ancak yaşadığı trajediler ve talihsizlikler nedeniyle kasabayı terk etmiştir. Çünkü kasabada ailesiyle ve nişanlısı Danny ile çok fazla anısı vardır ve bunlar canını yakmaktadır. Artık tek başına başka bir evde yaşamaktadır. Lisa ailesini bir bir kaybetmiştir. Annesi trafik kazasında, babası ise annesinin yokluğunun acısına dayanamayarak intihar etmiştir. Diğer iki kardeşi de talihsiz bir kazada hayatlarını kaybetmişlerdir. Nişanlısı Danny ise hukuk okumayı değil itfaiyeci olmayı tercih etmiştir ve bir yangında can vermiştir.:( Geriye bir tek Lisa ve ikiz erkek kardeşi Noah kalmıştır. Ama Noah romanda çok geri planda kaldı bana göre. Lisa yaşadığı trajedilere "Karanlık Yıldız" adını vermiştir ve bu yıldızın etkisinin her zaman görüleceğine inanır. Öte yandan kendi ismini bile hatırlamayan fakat birilerinden ve korkunç şeylerden kaçan on yaşlarındaki bir oğlan çiftliğinde ortaya çıkar. Bu durumda Lisa'nın hayatı daha da karmaşık bir hâl alır.( Okurken benim de beynim karmakarışık bir hâl aldı heyecandan.:) Çocuk, polislerin de dahil olduğu bir cinayetin üzerini örtmeye çalıştığı feci bir olaya şahit olduğunu iddia etmektedir. Bu çocuğa aşırı bağlanan ve çocuğun güvenliğini saplantı haline getiren Lisa, ne pahasına olursa olsun bu durumu çözmeye karar verir. Kasabada nüfuzlu bir adam çocuğu ele geçirmeye çalışmaktadır. Lisa'nın hayatı da tehlikededir. Kitaptaki olay örgüsü, anlatım biçimi karakter tahlilleri, anlatımda ki özgünlük, duruluk, akıcılık, heyecan, macera, gerilim, korku, ne olacak diye aşırı derecede merak had safhadaydı. O kadar heyecanla ve soluksuz okudum ki gerçekten söyleyecek kelimeler tükendi bende. Kitap ilerledikçe olayların heyecanı daha da arttı hele de gerçeklere yaklaştıkça kalp atışlarımın hızı değişti. Lisa aynı zamanda bu çocuğa kendi yazdığı kitaptaki karakterin ismi olan Purdue ismini verir. Fransızca'da kaybolmuş demekmiş. Harika bir nüanstı. Ve onu korumak için canını bile hiçe sayar. Fakat hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Acaba birisi ya da birileri Lisa Power'ın kitabını gerçek hayata mı geçirmektedir?
Sonlarına geldikçe şaşkınlıktan bir hâl oldum. Ağladım. İnanmakta zorlandım. Öyle ters köşe, öyle şok edici ve beklenmedik bir sonu vardı ki yazarın kalemine binlerce kez sağlık ve bittim resmen bittim. Olayların bağlantısı, karakterlerin gerçek hayattan tanıdığımız birileri gibi olmaları, kitap boyunca heyecanın gerilimin soruların daha da artması gerçekten beni on ikiden vurdu ve sonlarını gözyaşları ile okudum. Uzun süredir okuduğum kitaplardan en beğendiğim bu oldu. Kalbimi acıttı, ziyadesiyle şaşırttı, afallattı fakat adına münhasır tam bir gerilim romanıydı. Böyle gerilim okumayı özlemişim. Bu türü sevenlere de sevmeyenlere de tavsiye ederim.
Keyifli okumalar diliyorum.
Kitaplarla kalın. Kitapsız kalmayın.:)
Sevgiyle.<3