Az sonra bahsedeceğim Platon'un "Menon" eseri, görece kısa bir diyalogtur, ancak kendisi ilginç fikirler, felsefenin eylemleşmesi, ciddiye alındığında oldukça sorunlu görünen ilginç paradokslar ve bazı temel sorular ile doludur. Giriş kısmıyla birlikte toplam 60 sayfa olan bu kısa ama yoğun kitap, içerisinde yer verilen birkaç önemli temayı okuyucuya aktarmayı hedeflemiştir. Ben de bu temaları dilim döndüğünce basit, kısa fakat açıklayıcı bir şekilde anlatmak ve profilimde bulundurmak istedim. Keyifli okumalar.
Bu kitabın en merkezi sorgusu erdem ile ilgidir. Menon karakteri bunu Sokrates ile tartışır. Başlangıçta erdem hakkında örnekler vererek kavramı açıklamaya çalışır, ancak bu yaklaşım hızlı bir şekilde tatmin edici olmaktan çıkar. Sokrates, erdemin doğası hakkında bilgisiz olduğunu iddia ettiğinden, Menon’un örneklerini net bir tanım olmadan anlayamaz. Burada Platon, bir şeyin tanımının sadece örneklerle yapılamayacağını, hatta bu tür kavramların daha derin bir anlayış gerektirdiğini gösterir.
Hemen ardından erdemin tanımını henüz yapamamış olan Sokrates ve Menon, bu kavramın öğretilip öğretilemeyeceğini tartışmaya başlarlar. Bu soru çabuk fakat bir ton çelişkili yanıt doğurur. Sokrates erdem kavramının, tıp, matematik veya hukuk öğretmenleri gibi belirli becerileri öğreten öğretmenlere sahip olmadığı için öğretilemeyeceği görüşünü savunur, ki erdem öğretmenleri var olsaydı bile, erdemin etkili bir şekilde öğretilebileceği konusu ona göre tartışmalıdır. İnsanlar erdem kavramını toplumsal etki veya özfarkındalık yoluyla edinirler, resmi eğitim yoluyla değil. Bütün bunlara ek olarak, doğuştan yozlaşmış birine erdem öğretmek pek olası değildir; tıpkı bir bağımlının, dış yardım ne kadar güçlü olursa olsun, bağımlılığından kurtulmayı kendisinin seçmesi gerektiği gibi.
Bu kısımda Menon bir paradoks sunar: Bilmediğimiz şeyleri nasıl araştırabiliriz? Ona göre, eğer bir şeyi bilmiyorsak, neyi araştıracağımızı ya da bulduğumuzda onu tanıyıp tanıyamayacağımızı da bilemeyiz. Ve ne aradığımızı çoktan biliyorsak, en başında araştırmaya gerek de yoktur. Platon’un "Platonik Epistemoloji"si bugün geniş ölçüde kabul edilmese de, kendisi, öğrenmenin doğuştan gelen bilginin hatırlanması süreci olduğunu öne sürerek bu paradoksa yanıt verir. Bu teoriye göre ruh ölümsüzdür ve gereken bütün bilgiye sahiptir, öğrenme süreci ise bu bilgiyi hatırlamaktan ibarettir. Bu, bilgiye ulaşmanın bir tür içsel keşif olduğu fikrini savunur.
Aslında bu diyalog Platon’un eserlerine giriş niteliği taşır ve "Devlet" kitabı için de zemin hazırlar. Sistematik sorgulama yoluyla kendinden emin varsayımların nasıl çürütülebileceğini göstererek felsefi sorgulama sürecini etkili bir şekilde ortaya koyar. Sokrates’in sorgulama yöntemi, insanların sıkça bir şeyi bildiklerine inandıklarını, ancak daha yakından incelendiğinde bilgilerinin yüzeysel olduğunu fark ettikleri gerçeğini ortaya çıkarır. Bu süreç, eğitimde eleştirel düşünmenin önemini vurgular.
Özetlemek gerekirse Sokrates, tartışmaları sırasında insanlara sıklıkla ne kadar az şey bildiklerini fark ettirir. Bu durum, bireylerin kendilerini sorgulamalarını ve derinlemesine düşünmelerini teşvik eder. Menon’un da belirttiği gibi, Sokrates bize kendimizi adeta büyülenmiş gibi hissettirir; konuşmaya kendimizden emin bir şekilde başlarız fakat sonrasında ne kadar az şey bildiğimizi fark ederiz, işte bu da gerçek öğrenmenin başladığı o andır.
Bu eser, hem felsefi derinliği hem de eğitimle ilgili pratik sorgulamaları ile okuyucuyu düşündürmeye ve daha derin bir anlayışa yönlendirmeye iter. Felsefi düşüncenin ve sorgulamaların eğitimdeki kritik rolünü vurgulaması nedeniyle de okunması naçizane tavsiyemdir. Detaylı bir incelemede görüşmek üzere. Saygılar.
Menon by Platon (Eflatun)