Puan vermedi·283 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Temmuz 2024 20:45 Bir Bilim Adamının Romanı |Mustafa İnan| ~ Oğuz Atay
.
Alıntılar;
.
Düşülür bir hayale, zevk alınır
Belki hâlâ o besteler çalınır
Gemiler geçmeyen bir ummanda.
—Yahya Kemal—
.
Bu satırları okurken sen yalnız baş başa bu satırlarla berabersin, ben ise yalnız senin hayalinle!..
.
Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikâyet eder, fakat asla zekâsından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekânın bir unsurudur.
.
Zaten bu büyük âlemde kendimizi ayrı ayrı düşünecek olsak mutlak değerimiz sanki nedir... Eğer birimizin bir kıymeti varsa, o da diğerinin ona verdiği değerdir... aşk muhakkak derin bir dostlukla başlar.
.
Her şey her gün değişiyordu. Önce harfler değişmişti, yepyeni bir yazı çıkmıştı. Eski yazı da bir çırpıda ortadan kalkmamıştı tabii. Eski ve yeni her konuda yan yana yaşıyor, karşıt anlayışlar birbirlerini yok etmeye çalışıyorlardı. Aydınlar, yeni harflerle basılan kitapları okuyorlar ve kitaplar üzerindeki düşüncelerini eski harflerle bir kenara yazıyorlardı. Sonra kelimeler değişti. Her gün yüzlerce yeni kelime ortaya atılıyor, bir gün önce ortaya atılmış olan yüzlerce kelime siliniyordu. Bu arada eski kelimeler de yara alıyordu, ortadan kalkıyordu. İki taraf da ağır zayiat veriyordu. Cepheye durmadan yeni kelimeler sürülüyordu. Bugün bile kullanılan eski kelimelerin savaş dışı edildiği sanılmıştı önceleri. Yüzyılların geleneklerine, alışkanlıklarına karşı her cephede savaşılıyordu. Bu savaşın, Kurtuluş Savaşı gibi başarıyla sonuçlandığını, ya da Başkumandanlık Meydan Muharebesi gibi kesin bir sonuca ulaştığını söylemek güçtü.
.
1933 yılında İstanbul'da Darülfünun üniversite olmuştu, müderrisler profesör olmuştu. Artık bizde de Newton, Pascal ve Gauss gibi bilginler yetişecekti. Üniversite reformu bunu sağlayacaktı. Herkes iyimserdi. Kürsüler kuruluyordu. Doktora diye bir şey olduğunu da öğrenmişlerdi artık. Yeni bir Gauss'un ortaya çıkacağı günler yakındı. "Peki neden çıkmadı?" diye yakındı genç adam. "Yalnız bir şey unutulmuştu. Gelenek ve özellikle sistem diye bir şey olduğu unutulmuştu. Doğu'nun sistemsizliği diye bir şey olduğu unutulmuştu. Doğu geleneğinin bilim geleneğiyle nasıl uzlaştırılacağı meselesi unutulmuştu. Aceleden temel ilkeler unutulmuştu. Gauss’un Alman vatandaşlarının ülkeye getirilmesiyle topraktan Gauss’ların fışkıracağı sanılmıştı. Beklenen Gauss meyve vermedi. Mustafa bunu bilim dünyasına girer girmez anlamıştı. Kapıdan girer girmez hemen, ‘İthal malı bilim olmaz,’ demişti. Bu, ithal malı kafa olmaz demekti aynı zamanda. Bilim için de bir ‘Yerli Mallar Haftası’ düzenlemek gerekliydi.
.
Demek insanları gerçek ve doğru biçimde yorumlamak için onların ölmelerini beklemek gerekiyordu.
.
Kitap Yorumu;
.
Bir Oğuz Atay kitabıyla daha geldim. Roman desem roman değil biyografi desem tam o da değil böyle ikisinin arasında ama geçişler ve anlatım o kadar güzel ki anlatıcı bir Profesör ve bir meraklı öğrenci üzerinden ilerliyor. Oğuz Atay kalemi dedirtiyor şahsen, bilmiyorum ben sevdiğim içinde olabilir kimileri kalemini ağırda bulsa bence muazzam bir kalem. Mustafa İnan’ın kayıp bir değer olduğunu anlıyorum kendimce kitapta bu kadar büyük bir zekanın bu kadar hayat içersinde sönük kalması aslında sönük kalma demeyelim ama değerinin karşılığını görememesini çok güzel anlatmış. Yaşamı boyunca hep maddi sıkıntılar içinde olması küçük yaşlardan beri okuduğu sınıflarda zaman zaman öğretmenin yerine geçip ders anlatması ve okul hayatı boyunca nerdeyse hiç not tutmaması bir sürü şey yazabilirim buraya ama o zaman da okumaya dair bir sürü şeyi açık etmiş olurum. Oğuz Atay da kendisini birebir tanıyor olması aynı zamanda öğrencisi olması münasebetiyle de bu kitabı yazmasına ekstra yardımcı olmuş diyebiliriz de. Örfünü adetini kişiliğini de unutmaması, bulunduğu makam ve yerlerde olsa bile öldükten sonra kıymet bilmesinin sebeplerinden diye de düşünmeden edemedim. İnanılmaz bir Adamış “Prof. Mustafa İnan”
Oğuz Atay severler okumadıysa bu kitabı okumaktan ve Mustafa İnan gibi bir insanı tanımaktan da pişman olmayacaklar!
Kitapla kalın!