"KATİL 2419"
"Yaşadığım ne varsa ben seçtim, ben istedim. Artık sabah uyandığım ses annem değil! Bazı şeyler kaybetmeden farkedilmiyor.
Bedenim burada fakat ruhum kabul etmiyor."
Yıllar içinde, edebiyatın içinde, insanlığın içinde kaybolduk. Vicdanın yok olduğu, sevginin olmadığı, şefkatin bile sadece insan çıkarı için olduğunu fark ettik. İnsan, insanın katilidir. Düzenin, işleyişin, düşüncenin, doğanın, yaşamın katili. En çokta vicdanın katili.
Birbirinden farklı micaza sahip iki üniversite öğrencisi Selin ve Seda. Birlikte yaşarlar.
Seda 22 yaşında sevecen, insancıl, herkesle iyi anlaşan, insanlara yardımcı olmayı alışkanlık haline getiren, ailesi tarafından terkedilen, üniversiteyi burslu kazanan, neşeli, kıpır kıpır biri. Selin ise Seda'nın tam zıttı. Burjuva sınıfına düşkün ve her gece farklı bir erkekle takılan biri.
Bertuğ ise Burjuva sınıfından, zengin, şımarık neyi isterse elde etmeye alışmış, narsist bir karakter. Hovarda, popüler, bir o kadar da tehlikeli. Seda'ya karşı takıntılı bir ruh içindedir. İlk defa biri tarafından reddedilmiş, karşılık alamamış bu onu daha da tehlikeli biri yapmıştır. Helin, ailesi ve Bertuğ'un ailesinin birbiriyleriyle evlenmesi için uygun görülen güzel, zengin bir kız. Bertuğ'a ise deli gibi aşık.
Karşılıksız bir aşkın kurbanı olur.
Kendini alkol, içki, uyuşturucuya veren Bertuğ içki şişesinin içinde kesik bir parmak görür, şaşkındır, neye uğradığını bilemez.
Gaipten sesler duymaya başlayan Bertuğ, Nadciv olduğunu söyleyen biriyle çıkmaz yollara girer. Nadciv'in emirlerine uymazsa ona dair bütün yaşadışı görüntülerin basına sunulacağını söyler. ( kesik bir parmak, esrarengiz videolar, banyoya bırakılan traş makinesi, bir iki üç oyun başlasın)Kağıtta yapılması gerekenleri talimatları belirtir. Önüne birden çok seçenek sunarak oyunu oynar ve işkenceli dakikalar başlar.
Nadciv intikam almak için Bertuğ'u peşine sürükler ve seri cinayetlerin ardı arkası kesilmez. Nadciv Bertuğ'u öyle bir oyuna davet ederki kurban kim, kim yaşıyor şaşıp kalacaksınız?
Birden 400 yıl sonrası 2419 yılına devriliyoruz.
Yeni bir düzen, hata kabul etmeyen bir sistem.
İnsanlık; sistem adı verilen düzene uymak zorunda bırakılmış, teknolojik ilerlemelerle âdeta robota dönüştürülmüş, eğitimden üremeye kadar her şey sistem kuralları dahilinde ilerliyor. Kişisel hakları, özgürlükleri kısıtlanıp bu sisteme dahil olmak zorunda kalan insanlar. Tamamen derin bir otorite içinde hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. Bütün yaşantıları hatta okuyacakları kitaplara kadar sistem tarafından kontrol edilir. Düzene uymayanlar "Yabani Hayat" denilen kısımda sistemden dışarı atılıyor.
Ortaya çıkan biri vardır ki alt üst eder bu sistemi. Jen'dir? Peki kimdir bu Jen?
Tecavüze uğrayıp öldürülen kız kimdi?
Nadciv kimdi, Bertuğ'dan ne istiyordu?
Bertuğ ile öldürülen kişiler arasındaki bağlantılar neydi?
Evinde ölü olarak bulunan Bertuğ'un katili kim?
Dünyadaki kötülüklerden habersiz masum birinin başına gelenler. En sondaki mektup her şeyi açıklar nitelikte, soru işaretleri çözülüyor. Fakat akıllarda kalan soru? Katil ya da katiller kimdi? Evet katil var bu kitapta. Ama katili bulmak bize, en çokta vicdanımıza düşen görev.
NADCİV tersten okununca VİCDAN. Kendini yok edebilecek körlükte ne kadar ustaca günümüzde. Gerçekliği sorgulatan, varolmanın anlamını anlatan, hayal ve gerçekliği ayırt edemeyeceğimiz bir kurgu.
İnsana özgü her duyguya kapılacağımız, yer yer korkuyla gerilip, bazen acımasız bir savaşçı bazende çevremizdeki katillerle amansız bir mücadelenin eşiğinde bulacağız kendimizi.
Felfesi sorgulamalar, düzeni irdeleyen temasıyla derin anlamlara sahip.
İnsanlar tarafından yargısızca, ötelenen birinin, nasıl bir caniye dönüştüğünü şaşkınlıkla okuyacaksınız. Sevgi ve intikamını ne kadar kuvvetli duygular olduğunu, insana neler yaptırabileceğine şahit olduk.
Kitapla kalın.
Abdurrahman Abdurrahman Yücesoy