·206 syf.····Okunma: 30 Haziran 2024 19:55 Bu incelemenin ironik ve samimi bir inceleme olacağını şimdiden söylesem iyi olur çünkü bu kitabı başka türlü incelemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Sahafta kitap takası yaparken gözüme çarpan Rezonans Kanunu'nu bu kadar yücelten şeyin ne olduğunu merak ettiğimden almıştım. Aldığım gibi de okumaya başladım, okuduğum gibi de her süslü ve içi boş cümlelere "aynen" ibaresini yapıştırarak kitabı bitirdim. İşte 4 maddede Rezonans Kanunu:
1) ALINTI SÜSLEMESİ
Güney Afrika eski başkanı Nelson Mandela'dan tutun, Thoreau, Lao Tzu, Albert Einstein, Thomas Edison, Malraux, Buda, Goethe, Mark Twain, Keller, Kafka vb. isimlerin sözleriyle beraber farklı uygarlıkların atasözlerine kadar kullanılan alıntılarla adeta gözleriniz kamaşıyor. Fakat nedense yazarımız(!) "Pierre Franckh" tan güzel bir alıntı yakalayamıyoruz.
2) SAYFA SAYISI İLE MADDİ GETİRİNİN PARALELLİĞİ
Kitap 206 sayfa ama maksimum 50 sayfalık bir kitap olması gerekirdi. Hatta kitap olmaması gerekirdi de neyse. Belki de psikolog odasının bekleme salonunda motivasyon aşılayan bir broşür olmalıydı. Yazarın adeta antolojiyi andıran kitabındaki alıntı bolluğunun karşılığını yeterince aldığını düşünüyorum. hem bölüm başlarına hem de tek bir sayfaya, edebiyata adını yazdırmış insanların sözlerini koyarak gerçekten büyük bir iş başarmış.(!)
Kendisi aynı zamanda motivasyon konuşmacısı, açılış konuşmacısı, iş adamı, seminer lideri, oyuncu ve film yönetmeniymiş. Bir de tüm bunlar varken neden yazar olmasın değil mi? Zaten son dönemde bu motivasyoncu tayfalarda kitap çıkarma arzusu oluyor ya da biz ona maddi arzular da diyebiliriz. Her taraftan bilinip, popüleriteyi elinde bir silah gibi kullanmak istiyor bu motivasyoncu bozuntular.
3) REZONANS ALANI İLE İSTEKLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK
50 sayfa fikrimden vazgeçtim. Bu kitap tek sayfa olmalıydı. işte 65. sayfadaki o kısım:
–REZONANS KANUNU–
• Her şeyi birbirine bağlayan bir enerji alanı vardır.
• Bu enerji alanı, bizim rezonans alanımızla iletişim kurar.
• Rezonans alanımızı duygularımızın, düşüncelerimizin ve özellikle de inançlarımızın enerjisiyle oluştururuz.
• Bu enerjiyi kalbimizle, DNA'mızla ve düşüncelerimizle yayarız.
• Rezonans alanı için uzaklığın da, zamanın da önemi yoktur.
• Rezonans alanı sayesinde herkesle ve her şeyle aramızda bir bağ kurulur.
• Bizimle rezonans içine giren her kim ya da her ne olursa olsun, bu duruma tepki vermekten başka şansı olmaz.
• Bizimle rezonansa giren her şey istisnasız hayatımıza çekilir.
• Biz de aynı şekilde diğer rezonans alanlarına karşı koyamayız ve bizimle uyum içinde titreştiklerinde onlara çekiliriz.
İşte kitap bu cümlelerden ibaret. Nasıl enerji alanı oluşturacağız peki? Nasıl isteyeceğiz? Ortada laf var ama icraat hakkında bir şeyler yok. Gerçekten isteyince oluyor mu? Her şeyin istemekten ibaret olduğuna inanmayın. Hayatın tatlı ve acı gerçekleri diye bir şey var. Ha bir de şöyle bir söz var:
"Lafla peynir gemisi yürümez."
4) SIRITAN YÜZEYSELLİK VE POPÜLERLİK KANUNU
Böylesi detaydan uzak bir kitabın içindekiler kısmı olması gerçekten şaşırtıcı. Kitabı bitirince anladım ki sadece içindekiler kısmını okusam da olurmuş hani:
–Her devrin kendine özgü bir gelişimi vardır
–Beyin esnektir
–Kendinize saygı duyun ve kendinizi kabul edin
–Bağışlama demek yeni bir başlangıç demektir
–Kendinizi çok yıpratmayın
Örnek olarak verdiğim bu kısımları seçip okuduğunuzda vasıflı bir şey göremeyeceksiniz. Tamamen içi doldurma ve her motivasyoncudan duyduğunuz şeyleri okuyacaksınız. Kitabı okurken kendinizi etkilenmeye ve kitap hakkında etraftan duyduğunuz şeylere göre programladığınız için sizi kandırmaya çalışan, sizi büyülemeye çalışan kelimelere ve alıntılara kurban gidiyorsunuz. Bu aslında popülerlik kanunu dediğim şey. Eğer belirli bir okuma hamurunuz oluştuysa veya geçmiş yaşantılarınızdan dolayı deneyim sahibi iseniz bu kitabın ve bunun gibi kitapların ne kadar gereksiz olduğunu az çok bilirsiniz.