ve işte şimdi onu gene romanın başında bana göründüğü gibi görüyorum; pencereden dışarıya, avlunun öte yanındaki duvarlara bakarken.
Bu görüntüden doğdu Tomas. Önceden de söylemiştim, roman kişileri insanlar gibi kadından doğmaz; yazarın henüz hiç kimse tarafından keşfedilmediğini ya da hakkında önemli bir şey söylenmediğini düşündüğü temel bir insani olasılığı bir fındık kabuğunun içine sığdıran bir durum, cümle ya da eğretilemeden doğarlar.
Ama bir yazarın ancak kendini anlatabileceği de doğru değil midir?