Gitmenin mi daha zor yoksa kalmanın mı anlamına eremeyen ve ikileminde kalan insanın büyük bir hesaplaşma içerisinde olması, dönmek isteyip de dönememesi, yüreğinde uzayıp giden gurbetleri olduğunu fark etmesi iki kişilik bir bedel ödetir insana. Ancak bu bedeli ödemeyenler anlamazlar bir olmayı, birlik olabilmeyi, ben diyebilmekten ziyade ise sen diyebilmeyi.. Çünkü ham kişiyi, ayrılık ve firak ateşinden başka hiçbir şey pişiremez ve fani olan insan ancak fani olmayana kendini teslim ederse baki olur. Kendine ayna olacak kişiyi bulup da birlik iğnesinden tek bir kişi olarak geçerse ölümsüz olur. Zaten insanın ihtiyacı olan şey mükemmel biri değil, kendisine ayna olacak o kişidir..
Bir olana meftûn o kızın hikayesi Fesleğen. Yazarımız Hikmet Anıl Öztekin ‘in serinin ilk kitabından bu yana derin bir merak ve özlemle arayış çabası içerisinde olması biz okuyucuları da meraklandırarak aynı süreçte bir toprağa hasret Fesleğen’in de neler hissettiğini öğrenerek bakış açımızı çok yönlü oluşturabilmemize ve anlayabilmemize yardımcı olmuştur. Yaşanılan hasretin Fesleğen’in kalbinden ve ruhundan ilmek ilmek kâğıtlara işlenmesi ve okuyucunun ruhuyla buluşması okuyucuyu duygu dolu bir okuma serüvenine hazırlamıştır. İnsanın suyu muhabbettir çünkü hiçbir şey derin bir muhabbet kadar ulaşmaz insanın köklerine. Konuşmak ve muhabbet aynı şey değildir. Konuşmak, kelimelerin sese kavuşmuş halidir sadece, muhabbetse kelimelerin gönle ulaşmasıdır. Gönüller yakın olmadığı sürece, hiçbir kalabalık yalnızlığa çare değildir. Mesele, iki bardak çay koyup saatlerce aynı demliğin içine tatlı bir muhabbet demleyebilmektir. Pek çok zaman ise kalabalıklaşmak muhabbeti değil yalanları, dostlukları değil düşmanlığı doğurur. Bu yüzden belki de insanın tek sermayesi olmalı yalnızlık. Yalnızlığı sevmeli insan. Bir de hüznü sevmeli. İkisini de yan yana koyup tadını çıkartabilmeli. Sesin olmadığı bir vakti yakasından tutup hiç bırakmadan, içindeki düşünceleri çekip çevirmeli. İnsanlarla konuşamadı diye üzülmeyip, kendisiyle konuşmalı uzun cümleler kurarak. Karakterimize sürekli bir sosyalleşme hırsı yerleştirmeye çalışıp isterler ki hiç durmadan çevremizi genişletip saygınlığımızı artırmak üzere bir stratejiyle yaşayalım. Hep sosyal olalım, hep iletişimde ve dışarılarda olalım lâkin sosyal olacağız diye kendimizle ilişkiyi kestiğimizi gözden kaçırırlar. Bunca kirli ve kalabalık bir hayatın içinde böyle müstesna, çocuk kadar temiz, masum, şahsına münhasır, güzel ve tevazu dolu kalabilmek değil midir güzel ve kıymetli olan? İnsanlar hakikati önlerinden yılların geçmesiyle değil, doğru yolların geçmesiyle bulurlar. Yeter ki yürümeye cesaretimiz olsun. İnsanın en çok dikkat etmesi gereken noktalardan biri de bu yolu sükûnetle de yürüyebileceğini bilmesidir. Bir şeyi en iyi, en derin anlayabileceğin haldir sükûnet çünkü konuşmaktan daha güçlüdür. Sözlerden daha fazlasını anlatır. Bu yüzdendir ki âşıkların söze ihtiyacı yoktur. Onlar sessizliğin içinde birbirlerinin varlığını hissederek bile sözsüz sohbetler edebilirler. Susarak bir şeyler yazarlar karşıdakinin yüreğine ya da gördüklerini okurlar karşılarındakinin yüreğinde.. Çünkü mesele ne dalda, ne karıncada. Mesele karıncanın, o güzel dalın üzerinde yürüyebildiğini hissetmesinde. Ne kulakta marifet, ne dalgaların zihinlere sakinlik dağıtan sesinde. Mesele, insanın dalgaların sesinin zihnini sakinleştirdiğini hissetmesinde. Mesele ele, kulağa, beyne, kalbe sahip olmakta değil, mesele, insanın aşk için yaratıldığının farkına varmasında. Mesele aşkı şiir sanmak değildir ki, aşka şiir olacak kadar yanmaktır. Gerçekten ve güzel sevebilen insan avuçlarında kelebek tutar gibi saklar sevdiğinin kalbini ve bilir sevdiğinin Allah’ın bir emaneti olduğunu..
Hem yaşadığı gönül kırgınlığında hem verdiği tepkilerde hem de hayata bakış açısında âdeta kendimi gördüğüm ve kendimi bulduğum bir eser oldu Fesleğen benim için. Serinin şüphesiz en güzel kitabı olduğunu söyleyerek hiç puanımı kırmadan herkese tavsiye ettiğim hârikulade bir eser. Bir olana meftun bir gönlün imtihanının ağırlığı dağlardan da büyüktür ve cahillik bilmemenin değil, aşksızlığın adıdır. Aşk büyük bir imtihandır ama büyük imtihanların mükâfatları da büyük olur; elbet güzel günleri hak edenlerin güzel günleri gelecektir. Sizi tamamlayacak olana kavuşmanız duasıyla..