Borges’in konferanslarından derlenen kitap “İlahi Komedya”, “Kabus”, “Binbir Gece Masalları”, “Budizm”, “Şiir”, “Kabala” ve “Körlük” olarak 7 bölümden oluşuyor. Her bir başlıkta işlenen konular, oldukça anlaşılır bir şekilde sunulmuş okuyucuya. Samimi bir dille yazılmış olan kitapta, mitolojiden ezoterik öğretilere, edebiyattan etimolojik açıklamalara ve hatta kendi körlüğüne uzanan bir derleme görüyoruz. Daha önce Borges okumayanların bu kitap ile yazarla tanışması güzel bir başlangıç olabilir. Ben de 8 yıl önce ilk kez bu kitabı ile tanışmıştım Borges’le ve yazım tarzı, hayata bakışı beni çok etkilemişti. İlahi Komedya gibi bir başyapıtı anlaşılır ve ayrıntılı incelemeye alıp onun gizli kalmış sırlarını önümüze sunuyor. Rüyalardan kabuslara bilinçdışı anlamlar edinerek, kelimeleri sonuna kadar bükerek yolculuk yapıyoruz. Doğu’ya bakışı, doğu dilleri ve destanlarına olan ilgisine şahit oluyoruz. Budizm bölümünde ise bir çerçeve sunuyor bize yazar. Tüm dinlerden nasıl ayrılır Budizm niçin en çok takipçisi olan dindir sorularına yanıt arıyoruz. Körlük bölümünde son yıllarında gözlerinin görme yetisini yavaş yavaş kaybettiğini anlatırken onun yüzleştiği karanlık olmayan bir körlükten bahsediyor. Ulusal Kütüphanenin müdürlüğünü yapmak onun için hayattaki en güzel görevlerden biridir ancak ironiye bakınız ki Borges kütüphane müdürlüğü yaparken kördür. Yazar bu konuda şöyle diyor: Ben cenneti her zaman bir tür kütüphane olarak hayal etmiştim. Hatta Umberto Eco’nun Gülün Adı adlı romanında kütüphanecinin Borges’ten esinlenerek oluşturulduğu söylenir. Jorge Luis Borges