·656 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ekim 2017 00:00 Dikkat Spoiler !!
Ervan Morwan, Kongo’da babasının eski dostu bir generalin cenaze törenine katılıyor. Burada bayağı üst yönetimden insanla görüşüyorlar, yeni generallik seçimleri oluyor vs derken konu burada noktalanıyor ve bu sefer tarzından farklı olarak önce bir hikaye verip sonradan başlamış. Başka bir yazardan size tanıdık geldi mi ?
İlk bölümümüz ‘Morwan – Baba ve Oğul’ olarak başlamıştı. Sosyalist Parti lideri Hollande’nin seçilmesiyle başlayan ve bizim Morwan’ın babasının memnuniyetsizliği ile güldüren bir giriş. İki tane Morvan olduğundan Ervan derken polis olan oğluna Morwan derken de bayağı eğlenceli ve bizdeki ‘kıyak’ denilen adamdan bahsedeceğim.
Baba Morwan, oğlu Ervan’ı bir göreve gönderiyor. Bu görevde ölen bir çocuk var. Eğitimden kaçıyordu sanırım. Ya da bir eğitim bölgesi olabilir. Her neyse füzeyle öldüğünü biliyoruz. Eh genç bir askerin füze ile ölmesi de insanı gerçekten kuşkulandırıyor. Ama burada benim dikkatimi çeken olay ölen kişinin -Wissa- Müslüman olmamasına rağmen ve yazarın da ‘Dinimizi’ en ince detayına kadar araştırarak defin işlemlerinin nasıl olduğunu, nasıl gömüleceğini ve başının Kabe tarafına dönük olması gerektiğini bilmesi beni çok mutlu etti.
Cinayete yeniden dönecek olursak yaklaşık 100 sayfalık bir bölümün yalnızca sıradan bir ölüme ayrılacağını tahmin etmemiştim ki zaten yavaş yavaş bir cinayet olduğu ortaya çıktı ve önümüzde maktulün bombadan önce ölüp ölmediği ve bunu kimin yaptığı gibi büyük sorunlar kaldı.
Di Greco’nun intiharı söz konusu ve ardında bıraktığı kabullenme dolu bir ölüm ve peşine düşülecek tek bir iz. Lontano !
2. Bölüm ‘Toza Döneceksin’ biraz daha heyecana sahne oluyordu. Katil geri dönmüş ve tek ipucu Ervan’ın babası Morwan’da gizliydi. Ve bir ceset daha ortaya çıkıyordu. Derisi yüzülen Anne Simoni. Gerisi midemi kaldırmadı zaten. Katil eskiden de tanınan Çivi Adam diyelim de ne yaptığını sizler tahmin edin.
Bir de karşınıza No Limit çıkacak. Bayağı takılacak gibiyiz. Bu ne cinsinden. Sorun yok öğreneceğiz.
Cesetlere bir yenisi daha ekleniyordu -Ludovic Pernoud- ve bu da katilin ritüeline göre bir sonraki cesedin de olacağı anlamına geliyordu. Katilin yaptıkları çok ironik ve mide bulandırıcı desek yeridir. Okurken ne zaman bundan daha değişik bir ölüm olamaz desem terse yatıyorum. Her kitapta her hikayesinde adam en değişik ölüm şekillerini bulan bir hayal gücüne sahip. Biz de olsa ‘Sen bunları nereden biliyorsun?’ deyip adamı katil diye içeri alırlar.
Ardından hikayemiz Afrika sınırlarına dayanıyor. Ervan’ın Afrika görevi. Kardeşi Löic ile eşini Sofia’nın ilişkileri ve sonrasında araştırmalarda ne yaparlarsa yapsınlar başa dönmeleri tamamen hesaplanmıştı. Babalarının Afrika hisseleri onlar öldüğünde evli olan Löic ve Sofia’ya kalacak böylece de hisseler birleşecekti. Düşününce oldukça güzel ve tutarlı ama gerçekte ne kadar haklıydılar ? Ana fikir gerçekten bu muydu ?
Peki ya katil. Reenkarnasyon olayı gerçekten mümkün müydü? Bir katilin kimliği bir başka katile nakledilebilir miydi? Peki katil gerçekte kimdi ve bir konsey tarafından mı kurulmuştu ? Kongo’yu bu kadar önemli kılan neydi? Peki ya katil değil de katiller varsa ve tek kişi gibi davranıyorlarsa. Bu bölüm çok can yakar.
Tam bir kaos. Afrika’da resmen bir savaş. Ölümler, öldüren kişiden beklenmeyen bir sürpriz ve vurulan Ervan. Vuran mı kim ? Silahlar, mermiler. 2. Bölüm gerçekten de oldukça sağlam bir Afrika dizaynı yapmıştı. Ve 3. Bölüm ‘Diğeri’ başlıyordu.
Bu bölümde gene bir noktaya dikkat çekeceğim. Ölümlerle orantılı olarak bir dincilik fikri; Hristiyanlık, Müslümanlık ve Budistlik. Buraya neden takıldım derseniz de, buradaki olay ‘Din’ adına yapıldığı söylenen ‘Katliamlar’ ve bunların araştırılıp yazılmasıydı.
Catherine Fontana vardı ben ondan en son bahsetmeyi istedim. Çünkü kadın gerçekte ilk cinayetlerden birisinin kurbanıydı ama ölmesi pek muhtemel değildi. Üstelik Ervan’ın babası Morwan da bunu biliyor ve söylemiyordu. Bu aynı zamanda bu kadar katil bu diye öldürülen kişilerinde boşa öldürüldüğünü düşündürüyordu ve Ervan da bu gerçeği bulmak için Afrika yolculuğuna çıkacaktı. Kitabın devamı niteliğinde gördüğümüz Kongoya Ağıt da bunu bize yansıtacaktır diye düşünüyorum. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere, kitapla kalın.
Kitapla kalın demişken İstanbul’da oturan arkadaşlar için Üsküdar kitap fuarı halen devam etmektedir. Gitme durumu olan arkadaşlar gelsinler, bana da haber versinler. Mutlaka yardımcı olacağımın da garantisini verebilirim. İyi okumalar, hayırlı akşamlar olsun..