·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Temmuz 2024 12:54 2003 yılıydı. Edebiyat öğretmeni olmaya aday bir öğrenci olarak fakülteye başlamıştım. Edebiyata hevesli bir genç olarak daha önce okumadığım, duymadığım, kendi çabamla keşfettiğim yazarları okumaya başlamıştım. Bir gün elime Mustafa Kutlu’nun “Tufandan Önce” adlı kitabı geçti. Kitabı okur okumaz bambaşka bir hikâye anlatımıyla karşı karşıya kaldığımı anladım. Kutlu yazmıyor, adeta okurla sohbet ediyordu. Anlatıcı olarak akışı durduruyor, araya halk edebiyatı verimlerini karıştırıyor, kalıplaşmış dil yapılarına yelken açıyor, tüm bunları son derece iyimser bir ifade ile yapıyordu. Bir kasabada, belediye başkanının etrafında bir temel atma töreni anlatılırken dünya hayatı, kasaba insanlarının ilişkileri, sevda çekenler ve daha neler nelerden bahsediyordu.
Aradan 21 sene geçti. 6 sene önce “son hikâye kitabım” diyerek Sevincini Bulmak’ı yazıp hikâye defterini kapattığını söyleyen yazar, birden yepyeni bir hikâye kitabıyla okurlarını sevince boğdu. Sevincimi işte şimdi bulmuştum. (Bilenler bilir, 1970-1999 arası 8 hikâye kitabı yazan yazar, 99’dan 2018’e kadar her yıl okurlarına bir hikâye kitabı armağan etmiştir.) Yeni kitabı duyar duymaz aldım ve okudum: Başkanın Adamları.
Kutlu’nun sıkı okuyucusu olarak henüz kitabın içeriğini öğrenmeden bu başkanın Tufandan Önce’deki belediye başkanı Şemsettin Bilen’in olduğunu tahmin etmiştim. Öyle de oldu. Kutlu’dan okuduğum ilk eserin devam kitabı niteliğinde yazılan kitap, beni hem fakülte yıllarıma götürdü hem de 6 senelik hasreti bitirdi.
Kitapta Çamlıpınar Belediye Başkanı Şemsettin Bilen, kızı Songül’ün tavsiyesiyle kasabada bir festival düzenlemek ister. Bunun için evvela kaymakamın, ardından belediye meclisinin, nihayet halkın desteğini almak durumundadır. Kasabada yıllardır süren “Şelale Şiir Şenliği” varken bu yeni festivale gelen tepkiler elbet olacaktır ancak başkan festivali düzenlemenin bir yolunu bulur. Hesaba katmadığı, festival esnasında patlak verecek ve namını değil ulusa, uluslararası kılacak bir olayın oluşudur.
Fakat tüm bunların ne önemi var? Nasılsa Mustafa Kutlu ne yazsa okumayacak, onunla aynı zamanlarda yaşadığımız için sevinmeyecek, 6 senenin sonunda gelen kitabın kapağını kapattıktan sonra her sene yaptığımız gibi bir yenisi gelir mi diye içimizden sormayacak mıyız?
Halka rağmen değil halkın içinden yazan, öykülerini Anadolu insanı sıcaklığıyla kaleme alan, hep iyimser, hep doğanın kalbinde, bizi hep gülümseten üstadımıza 2024 armağanı için kalpten teşekkür ediyorum. Ömrü bereketli olsun. 50. kitabına imza attı. Nice nice eserlerini okumayı dilerim.