·517 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Temmuz 2024 20:12 ''Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir.'' syf 470
Kitaptaki bu alıntıyla başlamak istedim incelememe. Arzu.. Hayatımızda bize yaşamaya değer kılan, uğruna yaşamak istediğimiz, 'arzuladığımız' şeyler oluyor. Peki biz bunları kaybettiğimizde ne oluyor?
Bazen sadece arzu etmeyi severiz. Arzu ettiğimiz değildir de arzulamaktır bize çekici gelen. Martin'in böyle bir durumda olduğunu düşünüyorum ama tam anlamıyla değil.
O kendini değiştirmeyi, geliştirmeyi kendisi için istemedi. O aşık olduğu kadın için, ondan ve onun gibilerinden onay almak istediği için istedi. İşte hikayemiz direkt bu şekilde başlıyor. Ama tam anlamıyla yanlış başlamıyor mu sizce de? Roman bize gelişimi değil, yanlış gelişimi gösteriyor bence. Ne istediğimizi tam anlamıyla biliyor muyuz diye sorgulatıyor yazar Martin'in yaşadıklarını okurken.
Martin bu hayattan istediklerini ve neredeyse hayatını verdiği çabalarına ulaşmak için elinden geleni yaptı. Ama hiç de ihtiyacı yokken o istemiyorken onlara ulaştı. Martin kendine sordu hep 'neden şimdi?'.
''İnsanlardan rahatsız oluyor ve biriyle yan yana geldiği andan itibaren ondan kurtulmanın çaresini aramaya başlıyordu.'' syf. 468
Çünkü onlar Martin açken karnını doyurmadı. Çünkü onlar Martin'in başarılı olacağına inanmadı. Çünkü onlar Martin açlık ve sefalet içindeyken yazdıkları onca şeyi başarı olduğu zaman Martin'i tanıdı. Ama onlar zaten onu tanıyordu. Olay tanımak değil artık olay görmek. Olay inanmak, olay yardımcı olmak, olay onu yalnız bırakmamak..
Ben okurken çok kez kitap karakterleriyle empati kurarım. Ruthla empati kuralım mı biraz?
Hayatı tanımamış ama tanıdığından da bir o kadar net olan bir kız düşünün. Hayatın gerçeklerini, kötülüğünü bizzat yaşamamış ve ailesinden, çevresinden gördüğü kadarıyla hep belirli bir düzende yaşaması gereken bir kıza düşünün. Siz de size 'uymadığını' düşündüğünüz bir insanla birlikte olmaktan çekinmez miydiniz? Birçok kişinin aşık olsaydı eğer bunları düşünmeyeceğini düşündüğünü biliyorum ama ben buna katılmıyorum. Hayatın gerçeklerini görmemiş insanları değiştirmek onları birden bire gerçekle tanıştırıp ayak uydurmasını beklemek çok yanlıştır. Tam anlamıyla kimsenin Ruth'un haklı ya da haksız olduğunu net olarak belirlemesi çok zordur. Çünkü biz yaşadığımız ve gördüklerimize göre yorum yaparız. Ruth da aynı şekilde kendi yaşadıkları ve gördüklerine göre, korkularına göre hareket etti.
Ruth'un aşık olduğunu düşünmüyorum. O sadece kendinden farklı olan birini görüp ilgi duydu. Yeniliği aradı ama yeniliği kaldıramadı. Onu değiştirmeye çalıştı ama iki taraf da birbirinden ödün vermeyi tercih etmedi.
Kitabı bitirdikten birkaç saat sonra Martin'i, onun küçük dünyasını özlemeye başladım. Ben Martin'e kendimi çok yakın hissettim. Ben de onun gibi hatalara düştüm. Ben de arzulamayı sevdim. Ben de sonuçlarını hiçbir zaman düşünemedim.
Bu hayatta bir başkası için değil kendimiz için değişmeliyiz, gelişmeliyiz. Çünkü onlar bir gün hayatımızdan çıktığında amacımızı kaybedebiliriz. Kendi içimizde olan o isteği o 'arzu'yu bulmalı ve ona doğru koşmalıyız. Kendimiz için.
Ben henüz onu bulamadım ve bulanları da tebrik ediyorum. Herkesin kendi için kendi içindeki arzusunu bulması dileğiyle..