Gönderi

10/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2023 10:57
Bu kitabı ikinci kez okudum. İlk kez 2023 Şubatında okumuştum ve çok etkilenmiştim. Üzerine inceleme yazmadığımı görünce çok şaşırdım. Bu kitap hakkında nasıl sessiz kalabilmişim dedim. Meğer incelememi kimselerin görmeyeceği yazı defterine yazmışım. Bugün, aklımdan geçenleri paylaşacak kadar cesurum. Olay yazarımızın 23 yaşında hamile kalıp bebekten tehlikeli geleneksel yöntemlerle kurtulmasını konu alıyor. Ernaux’un eserleri hayatından kesitlerdir. Bu eser de haliyle kurgu değil gerçek. İlk okuduğumda beni etkileyen, içime dokunan şey Annie’nin hamile kalmak, yasa dışı kürtaj olmak vs.den bağımsız, çaresizliği olmuş. Öyle yazmışım yani. İstemediği bir durumun içinde olup, günlerin ne getireceğini, üç ay sonra ne yapıyor olacağını bilememek. Şöyle yazmışım; “insanın bu denli çaresiliğe istenmeyen bir hamilelikte düşmüyor sadece.” Hasılı, ilk okuduğum vakit bana geçen şey çaresizce bir kurtuluş arayışının zavallılığı olmuş. Bugün bazı yaralarım iyileşmiş olacak ki gerçek “Olay”’ı tüm çıplaklığı ile algılayabildim. Fransa’da kürtajın yasadışı, çocuk düşürmenin suç olduğu bir dönem. Annie sevgilisinden hamile kalıyor ve o bebeği dünyaya getirmesi yapabileceği en son şey. Bir kere annesinin en çok korktuğu şey kızının evlenmeden hamile kalması.Yazar neredeyse tüm kitaplarında buna vurgu yapar. “ Annem savaş öncesi kuşaktandı, cinselliği günah ve utanç olarak yaşayan kuşaktan.” Bir Kadın ‘da annesinin büyüdüğü sosyal çevreyi şöyle anlatır; “ iki şeyden çok korkulurdu: erkeğin hapse düşmesi, kızın evlilik dışı çocuk dünyaya getirmesi.” Ve Kızın Hikâyesi’de haftasonları eve her gittiğinde annesinin korku hikayesi anlatır gibi yakın çevrelerindeki evlilik dışı hamile kalan kızları anlattığından bahseder. Ve şunu söyler ; “ O kadar çok baskılandım ki, üniversite için ailemden uzağa gittiğimde yaşamak istediğim her şeyi yaşadım, gidebildiğim kadar en uca gittim.” Bence bu kitabın da yazarın yaşadıklarının da çıkış noktası bu. Çünkü böylesi ağır şeylerle yüzleşme ihtimali capcanlı bir köşede dururken insan nasıl uçlara gidecek kadar cesur olabilir ki? Uzun uzadıya yazarın cesurluğunu, öz güvenini konuşmayacağım. Bunu diğer kitaplarda yeterince yaptığımı düşünüyorum. Ben yasadışı kürtaj meselesine gelmek istiyorum. Kürtaj yasağının farklı argümanları var. Atıflar yaparak bilimsel bir konuşma yapacak kadar yetkin değilim. Kürtaj karşıtlığının genel sebebi din ve gelenek bir çok toplumda. İslamda bu bir cana kıymak olarak görülür ve tamamıyla günah sayılır. Hristiyanlığın belli mezheplerinde ruhun cenine belli bir haftadan sonra üflendiği ve o haftaya kadar hamileliği sonlandırmanın bir cana kıymak olmadığı savunulur. Batı ülkelerinde inançlı insanlar bile bu sebeple yasal kürtaja olumsuz bakmaz diyebiliriz. Meselenin insan hakları yönüne gelirsek, bu da üniversitelerde tartışılan bir konu. Rheinische Friedrich Wilhelm üniversitesinde katıldığım bir seçmeli derste iki grup kürtajın insan haklarına aykırı bir durum olup olmadığını tartışıyordu. Kürtaj’ı savunan bir kesim fetüse dair bilimsel argümanlar sunarken karşı taraf henüz çok küçük olsa da onun hissedebilen bir canlı olduğunu savunuyordu. Kürtajı yasağının temel argümanı doğmamış canların öldürülmesini engellemek diyebiliriz. Fakat temel soru şu ki böyle bir yasak pratikte hedeflediği sonuca ulaşıyor mu? Edebiyattan, günlük hayattan ve daha bir çok şeyden yola çıkarak söylemeliyim ki cevap hayır. Hukuk fakültesinde ceza hukuku dersinde bir hocamız bu konu üzerine uzun uzun konuşmuştu. Kürtajın yasak olmasının kadınların kürtaj olmasını asla engellemediğini, bu sefer merdiven altı kürtajların arttığını, hijyenik olmayan ortamlarda operasyon geçiren kadınların ya öldüğü ya da sakat kaldığını anlatmıştı. Sonuç olarak yasaklar bizi hedeflenen sonuca götürmüyor, insanları yasadışı yollara sevk ediyordu. Zannederim ki yasaklardan ziyade eğitime, doğru fikirleri insanlara doğru yöntemlerle aşılamaya ihtiyacımız var. Gerisi insanların vicdanına kalmış. Edebiyatta aklıma gelen en çarpıcı örneklerden biri Kopenhag üçlemesinde Tove’un yaşadıkları. Yasadışı kürtaj olmaya çalışırken doktor tarafından uyuşturucu bağımlısı yapılması ve bunun bir gün onu ölüme götürmesi. Bir okur şöyle yazmıştı; yasal yollarla kürtaja ulaşabilse belki de akıl sağlığı zayıf bir doktorun eline hiç düşmeyecek, tüm bunlar hiç yaşanmayacaktı.” Kitaba yine gelecek olursak; Annie bir şekilde bebeğini düşürüyor ve hayat onun için eski haline dönüyor. Vurucu bir metin. Her zaman ki Ernaux işte. Yalınlığı ve açıklığı ile sözlerini insanın içine bir bıçakla kanatarak kazıyor sanki. Yine, ve yeniden…
KürtajAnnie Ernaux · İletişim Yayınları · 20003,107 okunma
·
93 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.