Kitap Binbirdirek sarnıcında zanaatle uğraşan iki Ermeni'nin büyüyle tılsımlarla uğraşan Enveri adında efsuncu bir adamla yollarının kesişmesini anlatıyor. Binbirdirek'de Efsuncu'nun farklı ve garip hareketlerinin peşine düşen Kirkor ve Agop ikilisi bir anda Efsuncu'nun onları melek sanmasıyla biraz da para peşine düşerek kendilerini Efsuncu'nun yardımcısı olurken bulurlar. İkisi de bu adamın dediklerine inanmasa da menfaat uğruna ses çıkarmazlar. En sonunda kendilerini tehlikeye atan durumların içinde bulurlar.
Kitabı okurken Agop ve Kirkor'un kendi aralarındaki diyalogları okurken fazlasıyla güldüm. Bana sanki bir Karagöz-Hacivat ikilisi izliyormuş gibi hissettirdi. Özellikle kitabın uyarlanmasında Türkçelerindeki yanlışlıkların düzeltilmeyip dipnot geçilmesi çok hoşuma gitti. İlk başlarda okurken sıkıcı gelse de sonra olayların macerası arttıkça sayfaları hızlı hızlı karıştırırken buldum kendimi.
Kitabın sonunda ise yazarın kendi düşüncelerini açıklaması ana fikri anlamak açısından kitabı pekiştirmişti. Ebu'lfazl Enveri gibi pek çok insan hâlâ günümüzde de var ve farklı şeylerden medet umuyor. Bana günümüzde bunu en çok hatırlatan şey pek çok yerde gördüğüm sayılardan anlam çıkarma hareketleridir. Güzel bir şey görünce 777 deyip onun kendinde de olacağını sanmak Ebu'lfazl Enveri'nin kuyu altında cennet aramasına benzer.
Konusuyla , yazımıyla okuması tatlı bir kitap. Birkaç dünya klasikleri kitabından sonra böyle tatlı bir Türk klasiği okumak hoşuma gitti.