Puan vermedi·199 syf.····Okunma: 22 Temmuz 2024 15:16 Böcek ~Erhan Bener
Merhaba sevgili kitapseverler, haftayı Türk Edebiyatının ustalarından Erhan Bener’in derin psikolojik anlatımıyla dikkat çeken ve beyaz perdeye de aktarılmış romanı ile açıyorum.
Kitap, Yiğit Bener’in (yazarın oğlu) önsözüyle başlıyor. Yer Ankara 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte bir polis komiserinin son yirmi dört saati anlatılıyor. Çevresindekileri böcek gibi görmeye başlayan temizlik hastası bir polisin tüm psikolojisini büyük bir başarıyla dile getirmiş yazar.
Dönemin atmosferinin çok güzel işlendiği kitapta
geriye dönüş ve çokça iç monologlar yer alırken, yazar romanı, rüyalar ve kabuslarla derinleştirerek bir anlatım yapmış. Recai Bey hayata sorunlarla başlamış. Kardeşi yanarak ölmüş annesi onu suçlamış. Babası ölmüş. Ona bakan dayısı onu hep dövmüş. Aslında polis bile olmak istememiş. Bir gün bile sevilmemiş. Bu sevgisizliği birleştirmiş. O da hep dövmüş. Ama insan ayırmadan. İlk banyosunu polis okulunda yapıyor. Bu yüzden temizliğe takıntılı.
Neredeyse İlyada’daki Akhilleus/Hektor düellosunu andıran bir epik derinlikle Recai Bey’in hamamböceği ile kapışma sahnesi var ki bu sahne ile birlikte tüm insanları böcek gibi görüyor. Bir de karısı var onu ne siz sorun ne ben anlatıyım
Ana karakterin kendi iç dünyası ve çevresiyle olan karmaşık ilişkisi, topluma karşı yabancılaşması ve varoluşunu sorgulaması temasıyla katman katman ilerleyen insanı içine alan güzel bir roman. Açıkçası Recai Bey’e çok üzüldüm.
Elinde yeterince ilaç olsa, bu kentteki bütün böcekleri temizlerdi. Yalnız hamamböceklerini değil. Hamamböceklerinden farksız bütün yaratıkları. O Mutemedi, o doktoru, o Haşmet orospusunu, o kayınpeder olacak ayyaş pezevengi, o blucinli kızları, o pis sakallı oğlanları, sokakta kızak kayan çocukları, hepsini..”
Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle