9/10
·60 syf.··
2024 6. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2024 22:05
Amok Koşucusu yazarı Stefan Zweig Kitabın ismi "Amok Koşucusu" Peki Amok koşucusu ne demek? Amok koşucusu Malezyalılarda görülen bir tür sarhoşluğa verilen ifadedir. Aslında bu sarhoşluktan daha fazla bir şeydir. Yazarın da tarif ettiği gibi " Bu delilik, ölümcül, anlamsız bir saplantının krize dönüşmesi hali. Bir Malezyalı, son derece sade, son derece iyiliksever bir insan, içkisini içiyor...orada öylece oturuyor, duygusuz, umursamaz, donuk... Ve birden ayağa fırlıyor, hançerini kapıyor ve sokağa koşuyor...dosdoğru koşuyor, hep dosdoğru...nereye olduğunu bilmeden. Yolda karşısına ne çıkarsa çıksın, insan, hayvan, hançeriyle vurup yere seriyor ve kan sarhoşluğu onu daha da öfkelendiriyor...ama koşmaya devam ediyor...Köylerdeki insanlar bir Amok koşucusunun hiçbir gücün durduramayacağını bilirler...ta ki biri onu kuduz bir köpek vurup yere serene ya da kendiliğinden köpükler içinde yere yıkılana kadar..." Amok koşucusu ifadesi bir saplantı, kendince istediği bir şeyi kendine iyilik veya kötülük getireceğini düşünmeden sürekli istemek sürekli peşinden gitmek, inatla... Ta ki onu bir şey durdurana kadar. ÖZETİİ Yine gemide gece vakti biriyle karşılaşıyor. Yüzü karanlıkta belirsiz olan bu adamdan gazeteci mesleğinin getirdiği soru sorma içgüdüsü karakterimizin hayat hikayesine açılıyor. Aslında Avrupa da doktor olan karakterimiz Hollanda Doğu Hint Adaları'nda, Maugham'dan kendi isteğiyle geliyor. Başlarda o tropik iklimin, bitki örtüsünün farklı insanların cazibesine kapılsa da zamanla kendini kentten uzak ulaşılması zor bir yerde kalmaya kadar karar veriyor. Hindistan sorumlusu olan üstüne gitmek istediğini belirtse de yerine birinin gelmeden gidemeyeceğini ısrarla söylenip geri dönüyor. Hiçbir şekilde beklenmeden kapısı çalınıyor Doktor Bey'in. Kapıya nasıl ulaştığını bilmeden açıyor ve karşısında Avrupalı olduğu anlaşılan, beyaz tenli, şık giyinimli, peçeli bir hanım ve arkasında erkek yardımcısını görüyor. Kadın cüretkar bir şekilde evin içine giriyor. Kendini tanıtmadan evin içinde geziyor, rafları karıştırıyor bir şeyler anlatıyor, üstü kapalı, ateşi olduğundan bahsediyor, başının bu aralar sık sık döndüğünü. Doktor 'un her muayene isteğini reddediyordu. Doktor durumu anlamıştı. Karnındaki bebeği aldırmasını teklif etmişti. Gururlu ve bir o kadar da sert bir İngiliz kadınıydı. Bu durum doktoru da sinirlendi. Onun sert tavrına karşı doktor da bu isteğini reddetti. Kadın onun peşinden asla gelmemesi, onu araştırmamasını isteyip ve sinirle evi terk etti. Doktor bu beklenmedik harekete karşılık pişman olmuştu. Kadını sevmişti. Onu ne olursa olsun bulmaya karar verdi. Bir Amok koşucusu gibi evden aldığı birkaç parça eşyayla arabayı takip etmeye başladı bisikletiyle. Tren garına kadar dosdoğru sürdü. Uzaklarda yardımcısını ve kadını gördü. Kadın yardımcısına bir şeyler söyleyip uzaklaştı. Doktor Bey hızla bisikletini oraya doğru sürse de yardımcısı olan oğlan bisikleti tutuyordu. Çabalarına karşılık kurtulamasa da oğlana sertçe yumruk attı ve oğlan uzaklaştı, kadın ise gözden kayboldu. Etrafta herkes birbirini tanıdığı için Doktor Bey'e kadın hakkında bilgi verdiler. Onun kentte yaşadığını öğrenince oraya gitmeye karar verdi. gittiğinde kadını bir baloda buldu. Onun olduğu grubun yanına gitti. Kadın doktoru görünce tebessümle karşılık verdi. Arkadaşlarından bu gecelik erken uyumak istediğini belirterek ayrıldı. Kadın ayrıldı ancak doktor ne yapacağını bilemedi, tanımış mıydı onu, şaşırmış mıydı, sadece yardım etmek istiyordu, doktorlar yardım etme içgüdüsü vardır. Peşinden gitti ve duraksadığında kadın da ona doğru dönüp durdu. İkisinin bir arada olması etraftaki herkesin dikkatini çekmişti. "ah teşekkür ederim doktor bey bu reçete için. görüyorsunuz doktor bey reçeteyi ulaştırmak için buraya kadar gelmiş" diyerek durumu kurtarmaya çalıştı. Doktor biraz daha kaldıktan sonra kalacağı yere doğru gitti. O sırada kapısı çalındı, gelen yardımcı oğlandı. "o hiç iyi değil, gelmeniz gerekli" dedi. Doktor hızlıca evden çıktı ve gittiği evi görünce şaşırdı. Çünkü kadın bu operasyonun gerçekleşmesi için geldiği yer bazı kişilerin hiçbir şeyden anlamadıkları para karşılığında onayladıkları yerde bıçak altına girmiş ve çok kan kaybediyordu. Kadın doktoru görünce ona bir şey söylemek için işaret verdi ve bunun gizli kalmasını istedi. Doktor ve oradakiler yardım ederek kadını sedyeyle evine götürdüler ve kapıları kilitlediler. Kadının durumu hiç iyi değildi. Doktor ise hiçbir şey yapamazdı artık ve hiçbir şey yapamadığı için kendini hiç iyi hissetmiyordu. Kadın artık ölmüştü. doktora verdirttiği söz ise "bunun kimsenin öğrenmemesiydi." Son kez sevgilisi de onu gelip görünce ölüm kaydının tutulması için kentteki başhekim geldi. Onunla kapıları kilitleyip konuşan doktor ise bu ölüm nedeninin farklı bir şekilde kayıtlara geçirilmesi gerektiğini tehditle de olsa kabul ettirmişti. Bir şartla "buralardan çekip gidecekti" Kadın öldükten sonra kocası ise şüphelenir ve kadına otopsi yapılmasını ister. Gemi ile Avrupa'ya gönderir. Doktor da bu durumda kadının sırrının açığa çıkmaması için kaçırmak ister ve gemiye biner. Gemide yaşanan kaza sonucu hem ağır tabut denizin derinliklerine hem de doktor suların altında bulunmayı bekler.
Edebiyat
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.