Gönderi

10/10
·96 syf.··
2024 18. kitabı
“Osho’nun Aşk Özgürlük TekbaşınalıkAşk Özgürlük Tekbaşınalık kitabında okumuştum. Diyordu ki; bu dünyaya gelmiş tüm saygı ve hayranlık duyduğumuz insanlar (Peygamberler, yazarlar, filozoflar vs.) kendini bilen ve seven insanlardı. Kendini tanımak, sınırları yok etmek ve doğamızın bize bahşettiği özgürlüklere inanmak işte tüm bunları bu kitapla daha iyi anladım. Martı Jonathan Livingston aslında uçmayı ve sınırlarını yok etmeyi dileyen bir martının, toplumu tarafından sıra dışı kabul edilerek sürgün edilmesine karar verdiği ve bu sayede yalnızlaşarak kendini keşfetmeye başladığı bir masalsı kurguyla başlıyor. İnsan daima bilmediği durumlardan korkar. Aslında bilmeye başladıkça korkularını yenecektir ama bu toplum tarafından dayatılan ön yargıların kırılmasına müsaade edilmez; zaten bunu yapabilen çok az insan mevcuttur. Hep sorgularım; çocukluğumuzdan beri önümüze sunulan din, toplumsal farklılık gösteren ahlak kuralları ve geleneklerimiz… bunlar tamamen bize ait olmayan durumlar. Bunları kabul etmek bizi ne kadar özgür yapar? Üstelik bunu yapmamızı istemiyorlar, çözüm yolunu da korkutarak belirliyorlar. Martı Jonathan Livingston aslında bana tüm bu gerçeği hatırlattı. Kitapta güzel bir söze denk geldim, -Sence biz çağımızın ötesinde miyiz? -Hayır, sadece alışılagelmişin dışındayız. Günümüzde saygınlıkla, hayranlıkla ve kahramanca haklarında efsaneler, hadisler ve destansı hikayeler anlattığımız tüm o insanlar, aslında yaşadıkları çağdaşları tarafından reddedilen insanlardı. Sıradanlardı tıpkı Martı Jonathan gibi fakat kendilerine inanıyor ve seviyorlardı. Bu yüzden alışılagelmişin ötesindeydiler. Kitapta Martı Jonathan eğittiği martılardan ayrılıyor ve tüm öğretme sorumluluğunu öğrencisine bırakıyordu. Ve ona şu sözleri söylüyordu, -Hakkımda saçma sapan söylentiler çıkarmalarına ya da beni tanrılaştırmalarına sakın izin verme. Ben sadece uçmayı çok seven bir martıyım. Bana tıpkı Peygamber Muhammed’in Kehf suresindeki, bende sizin gibi bir insanım sözü geldi. Kitapla devam edecek olursak Martı Jonathan bunu söylemiş olsa da kendisinden sonra toplanan martılar onu efsaneleştirir ve onu ya bir tanrı ya da tanrının çocuğu ilan ederler ve bu yüzden tembelleşir ve kendilerini aciz, aptal ve hiçbir şeye yaramayan bir martı olarak görmeye başlarlar. Günümüz din adamlarıyla ne çok benziyorlar. Fakat bunu sorgulayan genç bir martı bunun saçmalık olduğunu,hatta Martı Jonathan’ın bir yalan olduğunu ve onun hiç var olmadığını düşünür. Fakat bu durum onu o kadar üzer ki, çünkü sürekli hayatın anlamsızlığını, aciz varlıklar olduklarını ve asla yüce Martı Jonathan ile denk olmadıklarını söyleyen o tembel martıların sözlerine maruz kalır. Ve sonuç olarak ölmek ister. Size tanıdık geliyor mu? Tıpkı yeni nesil gençler gibi. Gariptir ki tam intihar edecekken gökyüzünde çok hızlı uçan bir martı görür. Ve o zaman anlar gerçekten uçabileceğini. Onu merak eder ve adının Jonathan olduğunu öğrenir. Tahmin edebilirsiniz kim olduğunu. Bu kısa masalsı fakat derin öğretici nitelikteki kitabı herkesin okumasını çok isterim. Kitapta denildiği gibi düşüncelerinizin zincirlerini kırın. Eminim kitap bu konuda size yardımcı olacaktır. İyi okumalar dilerim.”
1000Kitap
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680bin okunma
·
126 Gösterim
1 Yorum
💯👏👏
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.