Psikolojik gerilim biraz ağır ilerler. Ana karakterin düşüncesi ön plandadır. Onun gözlemleri ve düşüncesini okuruz kitap boyunca. Ama yazar insan ruhunun derinliklerine bu kadar detaylı bir şekilde girmese de olurdu. Fakat yazarın hakkını da yemeyeyim. Hisleri kusursuz bir şekilde yansıtmıştı. Yazarın biyografisine baktım, psikolog. Şaşırmadım açıkçası. Hasta psikolojisine hakim. Karaktere tam anlamıyla bürünüp öyle yazmış.
Kitabın ilk 100 sayfası degresif satırlar barındırıyor. Eşi kaybolan bir kadının hezeyanlarını, üzüntüsünü, kısaca ruhsal çöküntüsünü anlatıyor. Devamında kitap gizemli bir hal alıyor. Ufacıkta olsa içimizi merakla kıpırdatıyor ama uzun sürmüyor bu duygu çünkü ana karakterin uzun uzun anlatılan ruhsal durumu ve tekrarlar kitaba baltayı indiriyor. Ne merak kalıyor ne de gizem. Canım Elif Acar bu kitap için "ne öldürür ne güldürür" demişti. Aynı düşüncedeyim. Kitap bana göre kötünün iyisiydi. Okunmasa da olur.