Bu kitaptan uzak durun !
Yani her zaman söylüyorum yabancı yazarlar bana hitap etmiyor ama yine de gidip alıyorum çünkü kapak ilgimi çekiyor:) norveç yazarlı yazarımız betimleme üzerine odaklanmış ve en ince detayına kadar herşeyi yazmış bölümler keşke kısa olsaymış abla sen hep okuyucuyu sıkıyorsun hemde bölümler’le uykumuzu getiriyorsun nesin sen ? Karin Slaughter mı ? Ters köşesi belki güzel olur diye bekledim ama ilk sayfalarda ben tahmin ettim ve o da çıktı ama diğer ters köşeyi beklemedim onu da zaten yavaştan ince ince anlatıyor yazar yani , çok konuşmaya gerek yok ruhunuzu sömüren isteyen kitaplardan uzak durun
Puanım sadece kapak için grafikerin eline sağlık ve temsilcisi İlgi çekici bir isim İlgi çekici bir kapakla Herkesi kandırmışlar.
Herkese selam. Yani çok şey söylemek istiyorum da nereden başlayım bilemedim. Kitabın çıkış konusu gerçekten güzel ve merak uyandırıcıydı, bahsederiz sonra. Ama işleniş. Aman yarabbi. Akıllara ziyan. Bir ara "ablam ne anlatıyon sen ya" dedim. O kadar gereksiz detaylarda boğdu ki beni. Okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız bence. (ev betimlemeleri, kadının babasının makaleleri falan filan...) Yemin ederim sonu güzel olmasına rağmen 8'e çıkaramadım bu eseri. Bakın abartmıyorum bu kitap 200 sayfada da bitermiş. Hele o bölümlerin uzunluğu. Omen Tanrım yani. Allah sabrını verdi de tavşan gibi atlaya atlaya geçebildik fjfjfj. Bunu bana yapmaya hakkı yoktu. Bir noktada terapiler o kadar geri planda kaldı ki kitabın adını şöyle tekrar bi hatırlamak zorunda kaldım. Bu arada kapağın üzerindeki "ya her şey kafasında olup bitiyorsa?" soru cümlesi herhangi bir spoiler barındırmıyor, gönlünüz rahat olsun. Barındırıyor olsaydı puanı daha da düşürecektim djdjdj. Bu arada ben olaylardan sorumlu olanları tahmin edemedim onu da söyleyim. Bi' de muhtemelen bu yazardan ilk ve son okuyuşum olacak. :D Neyse haydi konusuna geçelim; Sara ve Sigurd, Sigurd'un büyükbabasından kalan eve taşındıklarında büyük bir yük aldıklarından habersizlerdir. İnşaat halinden bi türlü çıkamayan bu ev mimar Sigurd'un ve terapist Sara'nın evliliğini de sarsacak konuma getirir. Sigurd arkadaşlarıyla kulübede geçireceği haftasonu ile bu keşmekeşten birazcık da olsa kurtulmak ister. Sabahın erken saatlerinde karısını alnından öper ve uykuya devam etmesini söyler. "Selam aşkım. Thomas'ın kulübesine ulaştık. Ah, burada olmak güzel, ben... Jan Erik şu an yakacak odunlarla uğraşıyor, tam bir aptal gibi görünüyor, ben...şimdi gitmeliyim. Sadece sana burada olduğumuzu haber vermek istedim ve evet, seni sonra
Psikolojik gerilim biraz ağır ilerler. Ana karakterin düşüncesi ön plandadır. Onun gözlemleri ve düşüncesini okuruz kitap boyunca. Ama yazar insan ruhunun derinliklerine bu kadar detaylı bir şekilde girmese de olurdu. Fakat yazarın hakkını da yemeyeyim. Hisleri kusursuz bir şekilde yansıtmıştı. Yazarın biyografisine baktım, psikolog. Şaşırmadım açıkçası. Hasta psikolojisine hakim. Karaktere tam anlamıyla bürünüp öyle yazmış.
Kitabın ilk 100 sayfası degresif satırlar barındırıyor. Eşi kaybolan bir kadının hezeyanlarını, üzüntüsünü, kısaca ruhsal çöküntüsünü anlatıyor. Devamında kitap gizemli bir hal alıyor. Ufacıkta olsa içimizi merakla kıpırdatıyor ama uzun sürmüyor bu duygu çünkü ana karakterin uzun uzun anlatılan ruhsal durumu ve tekrarlar kitaba baltayı indiriyor. Ne merak kalıyor ne de gizem. Canım Elif Acar bu kitap için "ne öldürür ne güldürür" demişti. Aynı düşüncedeyim. Kitap bana göre kötünün iyisiydi. Okunmasa da olur.
Sara bir terapist, eşi Sigurd ise çalışkan bir mimar. Sigurd’un dedesinin vefatıyla genç çift, onlara miras kalan eve taşınırlar. Ancak bu gösterişli ev, zamanla sırtlarına koca bir yük olur. Kendilerini bitmek bilmeyen bir inşaatın ve tadilatın içinde bulurlar. Bir sabah, Sigurd Sara’ya tuhaf bir sesli mesaj bırakarak sırra kadem basar. Sara bu durumun şokunu yaşarken, evin içindeki eşyalar da esrarengiz bir şekilde kaybolup yeniden belirmeye başlar.
Gariptir ki bir kitabın yalnızca adını baz alarak alışveriş yapmışlığım azdır. Sadece Terapist, Psikoterapist, Psikolog, Psikiyatrist, Şizofren vs. gibi isimler beni sorgusuz sualsiz kendine çeker. Hele ki yazar gerçekte de psikolog ya da psikiyatrist ise keyfim ikiye katlanır. Çünkü bunlar bana vadedilen gerilimin akıl oyunları ile işleneceğini simgeler. Kurgu iyiyse yazarın karanlık zihninin dehlizlerinde kaybolurum. Ama umduğumu bulamazsam asabım bozulur, söylenir dururum. Bu kitapta olduğu gibi.
Hani bazı insanlara x bir markayı beğendiğinizi söylersiniz, o da size o markanın varoluşundan başlayarak tüm geçmiş tarihini en ince detayına kadar önünüze serer ya işte Sara’da öyle bir karakter. Mesleği gereği düşünmemesi gereken her türlü ayrıntıya vakıf. Dolayısıyla kurgunun içinde bolca detay var. Konu oldukça klişe ve sonunda ters köşeye meyletmiş yazarımız ama bana geçmedi, etkilenmedim. Yani öldürmez/güldürmez bir okuma oldu benim için. Yalnızca sevdiğim tarafı psikolojik gerilimde sıkça karşılaşmadığımız, ucundan birazcık koklatılan polisiye unsurların bu kurguda ön plana çıkmasıydı. Son olarak, çeviri ya da redaktör kaynaklı bazı hatalar var ama neyse ki okumayı zorlaştırmıyor.
Beklediğim nitelikte çıkmasa da kitabın sonu özellikle ters köşe etti...kitabın başları çok sıkıcıydı sonradan yavaştan ilerledi...Daha farklı bekliyordum...
Bazen bir kitaba başlarsınız biraz okuyup dersiniz ki hep böyle mi devam edecek? Neyse yarım bırakmak olmaz belki ilerler der devam edersiniz bir noktada sizi yükseltir meraklandırır. Fakat anlatım tarzı gereksiz ve sıkıcı betimlemelerle öyle boğar ki insanı sadece bitirmiş olmak için kitabı bitirirsiniz. Evet merak uyandırıyor mu bir zahmet cinayet var merak edelim. Tavsiyedir: Bir Lisa Gardner bir Tess Gerritsen ustalığı beklemeyin derim.
Sıradan,gereksiz ayrıntı dolu.Sevmedim
Geri dönüşler,fikir yürütmeler çok uzun ve ayrıntılı anlatılmış.Sık sık hikayeden kopuyorsun,son bölümlere doğru hareketleniyor,çok tanıdık 1 hikaye…
🫎TERAPİST ~ HELENE FLOOD🫎
Künye;
Psikolojik gerilim & Polisiye
Terapist bir kadın
Kayıp mimar bir koca
Sırlarla dolu bir ev
Kaybolan eşyalar, tuhaf olaylar
Genç-yetişkin okur
349 sayfa
🫎Merhaba…Bugün ilk etapta kapağına bayıldığım bir kitapla geldim.Sonra türü beni içine çekti zira karakterlerin derin psikolojik detaylara girdiği (özellikle bu bir terapistse), ruhsal gelgitlerin, içsel konuşmaların sıkça yer aldığı,karakter kadar okuyucuya da kafa karışıklığı yaşatan kitapları çok seviyorum.Fakat baştan söyleyeyim,diyaloğu az,derinliği ve detayları fazla bu tür kitaplar sizi yoruyorsa yayınevinin başka kitaplarına yönelin.Çünkü bu kitapta fazlasıyla yalan, güvensizlik, kopan ilişkiler, yalnızlık ve kendi söküğünü dahi dikemeyen bir terapistin kocasının ardından yaşadığı trajedi var.
🫎Konusu şöyle: Arkadaşlarıyla dağ evine gittiğini söyleyen kocasının aslında oraya hiç gitmediğini,kayıp olduğunu,gece evde birilerinin dolaştığını söylediği halde kendisine inanmayan polislere rağmen akıl sağlığını dinç tutmak için kendiyle dahi mücadele eden bir terapistin gözünden okuduğumuz hikayede kendinizi terapi koltuğunda oturuyor hissedebilirsiniz.Hastalarıyla diyalogları kurgunun gerçekliğini artırmış.Dıştan bir göz gibi olayları izletiyor okuyucuya.Kurguda ki ters köşeler şaşırtıyor.Tahmin edilebilen detaylar olsa da genel konu ve kurgu itibariyle bir günde okuttu kendini.Bazı detaylara fazla girilmişti ama onlarda bile yazarın edebi gücünü hissettim.
🫎Terapist Sara’nın kafa karışıklığını güzel yansıtmıştı yazar satırlara.Kocasının ardında bıraktığı gizemler ve sırlar Sara’yı şaşkına çevirirken,mücadele etmesi gereken bir de gizli bir düşmanı vardir. İşte burası kurgunun gizemli yönünü oluşturuyor.Bu düşman ne kadar yakınındadır? Sıradaki kurban kendisi midir?
🫎Ben kitabı
Kitabın puanını görünce açıkçası okumaya isteksizce başlamıştım. Ama okudukça isteksizliğim yerini meraka bıraktı. Kitap bir cinayet/gerilim beklentisi ile okunuyorsa, bolca aksiyon sahnesi ve diyalog arayışı varsa sıkıcı gelebilir. Psikoloji kitaplarını okumayı seven biri olarak yazarın dilini, betimlemelerini ve duygu durumunu açıklama şeklini ben beğendim. Yazarın psikolog olduğunu da düşünürsek böyle bir anlatım yolu seçmesi şaşırtmadı. Kitabı beğendim ve severek okudum.
Helene Flood (doğum 1982) en çok satanlar listesinin zirvesinde yer almış ve çok sayıda ödül ile adaylık kazanmıştır. Flood, doktora derecesine sahip bir psikologtur ve Ulusal Şiddet ve Travmatik Stres Merkezinde psikolog ve araştırmacı olarak çalışmaktadır. Oslo, Norveç'te yaşıyor.