Tüm gün içinize yer eden satırlara sahip "ödül" niyetine bir metini size hangi cümlelerle anlatırım diye düşündüm. Sanırım bu yıl unutamayacağım kısa ama vurucu kitaplar arasına ekleyeceğim.
Bizim ana kahramanımız Otto; Nobel Kimya ödülünü alacağı gün otuz yıl dirsek çürütmüş iş arkadaşı Lise'i karşısında görmeyi beklemiyordu. Birlikte "nükleer fisyon" buluşuna hayat vermiş bu iki karakterden sadece biri (Otto) ödüle layık görülür. Adalet bunun neresinde der buluruz kendimizi. Ama bekleyin; biz Otto ile eşelediğimiz puslu geçmişi Lise'in yaşadığı mağduriyet silsilesiyle devam edeceğiz. Yani Otto ana karakter ama 'gizli karakter' -gizli özne- Lise'dir. Yaşamın borçlu olduğu özür niyetine ödülleri görmeye başlarken istemsizce içinizde bir yarım kalmışlık hissi oluşacak.
İkinci Dünya savaşının arkasında kalmış. O da yetmemiş: Yahudi olduğu için pek çok kapının kapanması hayattan hesap sormaya zorlamış. Peki Otto'nun odasına girip karşısına dikilmeye hakkı var mı? Ötekileşme okumak ister misiniz? Buyrunuz efendim; size unutulmayacak gerçek bir metin önerisi bırakıyorum. Bana göre kısa ve tokat gibi bir metin olan Ödül sizlerde neler uyandıracak merak ediyorum. Tavsiyemdir. Okunmalı, okutulmalı.