2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing’in kaleme aldığı Beşinci Çocuk ; okurları, kökleri derinlere uzanan evrensel korkularıyla yüzleştirirken annelik, toplumsal normlar, ahlaki seçimler ve aile ilişkileri gibi pek çok zorlu mesele üzerine düşündüren kitabıdır. David ve Harriet çalıştıkları yerin bir patisinde tanışan, aynı bakış açısına sahip iki insan. Birlikteliklerini hızlı bir şekilde evliliğe taşıyıp, tek hedefleri çok çocuklu bir aile olmaktır. Her ikiside gelenekçi, belli normları ve tabuları olan iki insan. Tek hayalleri ulaşmak için hızlıca hareket eden bu ailenin hayatı beşinci çocukları Ben'in hayatlarına katılmasıyla çok farklı bir yöne gitmeye başlar.
Aslında Ben'in farklı bir çocuk olacağı ta anne karnına düştüğü andan belli olur. Ancak Ben'deki bu farklı durum romanda net bir şekilde ifade edilmez, doktorlar net bir teşhis koymaz. Tasvir edilir ancak bir sempton vs adı belirtilmez. Sahip olduğu farklılık fiziksel özelliklerinde aynı zamanda bilişsel ve davranışsal gelişiminde de açıkça bellidir. Ailesindeki herkes Ben'e karşı bu sahip olduğu farklılıktan dolayı uzak durur, dışlanır, sevilmez ve yok sayılır. Bu durum romanda işlenirken aynı zamanda toplumda farklılıklara sahip olan bireylerin çevrelerinde uyandırıkları duygu durumunu ve yaşadığı uyum sorunlarını da gösterir. En başta ailesi tarafından kabul göremeyen bir çocuk üzerinden yazar inanılmaz acı bir portre sunuyor.
Yazar bir aile üzerinden toplumda farklılıklarıyla var olmaya çalışan bireylere bakış açısını, uyum sorununu çok acı ama gerçek bir şekilde ele almış. Babaların daha çekingen olduğu ama annelerin yine her şeye rağmen bir çaba içerisinde olması aslında ailedeki anne ve babanın "kabul edilen(!)" rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Kabul edilmeyen, dışlanan farklı çocukların bu durumda neler yapabileceği, ne yöne ilerleyeceğine de yazar kısa da olsa değiniyor. Romanın devamını içeren 2000 yılında kaleme aldığı Ben Dünya'da kitabını yazmıştır.
Anlatım sade bir şekilde ele alınmış; duygu durumları çok iyi şekilde işlenmiş. Romanın anlatmak istediği, konuyu daha da derinleştiren ailenin duygularının çok iyi şekilde tasvir edilmesi olduğunu düşünüyorum. Benim çok sevdiğim bir kitap oldu ancak konu çok rahatsız edici bir gerçeklikle ele alınmış olup, konuya ilgi duyanlara tavsiye edebilirim. Konuyla ilgili hassasiyeti olanlar için tetikleyici olabilir.
Ben kitabı Banu SEZER Hanım'ın incelemesiyle alışveriş listeme ekleyip aldım. Bu vesileyle kendisine teşekkür etmek isterim, bu güzel kitabı okumama vesile olduğu için.