Emre Timur Emre Timur dan okuduğum 8.kitap olan Öteki ile yazarın külliyatını tamamlamış bulunuyorum. Bu kitabın özel durumu şu ki Şizofren kitabının devamı niteliği de taşıyor.
“Kendini hatırlayanlar, kovulur plastik dekor dünyasından. İstenmez koğuşta, uyanmışlar. Sürüyü terk eden “öteki” olur ve kendini inşa etme ödeviyle başbaşa kalır. Ve diğer “öteki”lerle…”
İstenmeyenlerin, sürüyü terk edenlerin romanı ötekiler. Toplumun görmek istemediği, ötelenmiş kişiler; dilenciler, alkolikler, deliler, fahişeler, evsizler, kimsesizler…
“Unutulmak, yeni bir Öteki yaratır.”
3 çocuğun travma öyküleri ile başlayan hikaye, 30 yıl sonra yollarının kesişmesi ile gelişiyor.
13 yaşındaki Adem in hayatı 13 yaşındaki bir kızın çığlığı ile şekilleniyor. Ruha kazınan bir pişmanlık. Yıllar sonra çok başarılı bir kişisel gelişim yazarı ve konuşmacısı olur Adem Bey. Bir seminer sırasında sahnede felç geçiriyor, bir kopuş. Aylarca tedaviden sonra ailesi tarafından terk edilmiş, karısı mal varlığına el koymuş, tekerlekli sandalyeye mahkum ve 2 yıl ömür biçilmiş bir adam olarak çıkar hastaneden. Her şey anlamını yitirir, gururu incinir. İntiharda görür kurtuluşu.
Adem kendini suya bırakacakken yolu emekli fahişe Matmazel ile kesişir. Gazeteden ucuz yollu bir psikolog ararken de takıntılı psikolog Memduh ile tanışır. Memduh da hayattan vazgeçmişlerdendir tam da o sırada. Bu üçlü her gece sahilde bir bankta bir araya gelir. Sorular, sorgulamalar, diyaloglar…
Zamanı kısıtlı Adem bir amaç edinir, bu toplantıları genişletmek ister. Tüm Ötekileri toplamak, düşünmek, soru sormak, sorgulatmak ister. Banktaki söyleşiler eve taşınır. Ötekiler gittikçe kalabalıklaşır, sorular gittikçe çeşitlenir. Adem’in zamanı gittikçe daralır. Bir okuma listesi yapar ama okuyabildiği tek kitap “Dönüşüm” olarak kalacaktır.
3 karakterin kopuşları, kendilerini ve birbirlerini sorgulamaları, arzuları, pişmanlıkları, iç dünyaları başarılı şekilde verilmiş. Tabi Eftelya, Şehla ve Yazık da önemli karakterlerden. Şizofreni’yi okuyanlar küçük sürprizler bulacak kitapta. Karakter analizleri yanında yoğun şekilde sistem eleştirisi de içeriyor. Çok haklı konular olduğu kadar katılmadığım alanlar da mevcut tabi. Ama anlıyorum da çünkü amaç cevap bulmak değil soru sorup sorgulayabilmek.
Nietzsche ve diğer düşünürlerin sözleri yanında kendi şiirleri ile de beslemiş anlatıyı yazar. Eleştiriye gelirsek, şimdiye kadar yazardan okuduğum kitaplar içinde düşünce sistemi en dağınık olandı. Kurgu akarken çok fazla dışarı çıkış, düşüncelerde oradan oraya kayboluş ve bir anda geri dönüşler vardı ve bu akışı biraz yorucu hale getirdi benim için. Kurgu ile deneme arasına sıkışmış bir anlatı gibi geldi. Yazar zihninde ne varsa akıtmak istemiş sanırım. Ben Us kitabının doğum sancılarıydı diye değerlendirdim. Tüm kitapları okumuş bir okuyucusu olarak yeni kitaplarında buluşmak üzere.