Sizce AŞK nedir diye sorsam bir çok farklı cevap verirsiniz. Peki; aşkın çeyrek asır birbirine kavuşmak için yaşadığından bile emin olmadan beklenebilecek olduğunu hiç düşündünüz mü? Bir babanın evladından habersiz 25 yıl sonra cenazesine katılabileceği aklınıza geldi mi hiç? Bir kadının sen varsan bülbül olurum sen yoksan dilim lal olur deyip 25 yıl hiç konuşmadığını? Ya da sevdiğinin hiç sesini duymadan hatta adını bilmeden ve bir gülümsemesine ömrünü vermek olduğu? Belki de sevdiği uğruna bütün günahları göze almaktır aşk.
İskender Pala'nın okuduğum ilk eseri. Edebi yönden çok güçlü olan dört kişinin aşkının anlatıldığı günümüz aşklarından çok uzak kalbinizin içine nakış gibi ilmek ilmek işlenen aşkı anlatıyor. Fikirler, hayatlar, davranışlar, sevdalar hepsi farklı ama hepsi aşk için. Ölüm bile...
Kitabın kapağını kapattığım da dakikalarca öyle boşluğa baktım ben ne okudum diye düşündükçe içime daha çok işledi yavaş yavaş demlendi yüreğimde hani deriz ya tadı damağımda kaldı diye işte öyle.
Bahşı, Kaknusia, İshak, Gunala. Aşkı, sevgiyi, hasreti, onlarla yaşadım, o sokaklarda gezdim, o evlerde ben de yaşadım. Sevdiğimi sokak sokak diyar diyar aradım. Kaknusia ile birlikte benim de dilim lal oldu.
Onların yüreği hasretle yandı benim ise onların aşkı ile tutuştu. Geçer mi bilmem.
Kitap hakkında söylemek istediğim öyle çok şey var ki kelime haznem yetersiz kalıyor. Duygularımı ifade etmekte öyle zorlanıyorum ki eksik olmasından, kitaba haksızlık olacak gibi geliyor.
Bir aşk etrafında pervane olmuş dört aşık peki kim haklı? Kim gerçek aşık?
Sevgili yazarımıza böylesi güzel bir aşkı tarihsel bilgiler ışığında muhteşem bir olay örgüsü ile bize sunduğu için teşekkür ederim. Ve bu kitap caniçim Pelin K. ile birlikte okuduğum için daha anlamlı bu yolda bana yoldaş olduğun için teşekkür ederim
Bir kaç alıntı ile yorumumu tamamlamak istiyorum sürçilisan olduysa affola.
Bir hayatın bedeli yine bir hayat olabilirdi.
Özgürlük belki de sevgiliye köle olmaktır.
O hakikat ki içimde varlığını hayale döndürüp bütün benliğimi kuşattı, kapladı sardı sarmaladı. Zerre zerre, hücre hücre...
Ne kadaR güzeL yazmıŞsınız diyeceğim de anLamışSınız ki kaLe’minize döküLmüş… yüreĞ’inize sağLık oLsun… bu kitabı bugün yanıma aLdım kütüphanemden bu yazının da denk geLişi tevafuk oLsa gerektir diye düşünüyorum… aşg’iLe…🖋️