Sonsuzluk kervanı
Sonsuzluk Kervanı, "peşinizde ben, Üç ayakla seken topal köpeğim!" Bastığınız yeri taş taş öpeyim. Bir kırıntı yeter, kereminizden! Sonsuzluk Kervanı, peşinizde ben... Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller... Ufuk önlerinde bayrak kulesi. Bu gidenler Altun Kol Silsilesi; Ölçüden, ahenkten daha güzeller. Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller... Sonsuzluk Kervanı, istemem azat! Köleniz olmakmış gerçek hürriyet. Ölmezi bulmaksa biricik niyet; Bastığınız yerde ebedî hasat. Sonsuzluk Kervanı, istemem azat...
Şiir
·
1 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kürşad
Gönderi Sahibi
Bu şiir, gerçekten de büyük bir ehemmiyeti haizdir. Bunların yanında, Üstad'ın şahsen kibirli birisi olduğu iddiasına verilmiş net ve müşahhas bir cevap olarak da görebiliriz bu şiiri. Üstadın dik duruşu ruh kökümüzü kurutma amacındaki şahıs ve teşekküllere karşıdır, fakat o, Allah yolcularının, sonsuzluk kervanının, ebediyet erlerinin yanında kendisini bir topal köpeğin haline musavi görmektedir. Tevazuu bu derecededir. Onun bu iki farklı halinin tam da lazım olan itidali remzlendirdiği bir bedahettir. Bu arada bir not, cinnet Mustatili'nden öğreniyoruz ki, bu şiirin yazılışı 11 Ocak 1953 Pazar günü, Üsküdar Toptaşı cezaevinde, derin hisler eşliğinde tamama ermiştir.