SPOİLER MEVCUTTUR!
Küçük Prens bir çocuğun olumsuz eleştirilere maruz kalması ve bu yüzden yeteneklerini geliştirmekten vazgeçmesini, yetişkin bir bireyken ise küçük bir çocukla karşılaşması sonucu sonunda kendisine bir arkadaş bulmasını anlatır
Başka bir gezegenden gelen Küçük Prens, yazara başından geçenleri, gezdiği gezegenleri anlatırken toplumumuzun sorunlarını da objektif bir bakış açısıyla gözler önüne sermiştir.
Yetişkinlerin sayılarla ilgili olan şeyleri daha çok ciddiye aldığı, Küçük Prens’in geldiği gezegenin B-612 olarak adlandırılan bir asteroid olması örneğiyle gösterilmiştir. Ve bunu ‘Eğer herhangi birisi koyun arıyorsa, bu onun var olduğunun kanıtı olur, derseniz sizi umursamazlar.” Sözleriyle desteklenmiştir. Ardından “Ama bizim gibi hayatı anlayanlar için sayıların bir önemi yoktur.” diyerek özeleştiriyi yüzümüze çarparak bir eleştiriye dönüştürmüştür.
Güçlü bir metaforla baobap ağaçlarına değinilmiş ve aslında önemsiz gibi duran fakat önlem alınmazsa hayati tehlikelere neden olacak problemlerimizi tam zamanında çözümlememiz gerektiği belirtilmiştir; => “Gül çalılarından ayırt edilebildikleri anda, baobapları çekip çıkarmaya dikkat etmelisin. Baobaplar küçükken gül çalılarına benzerler.”
Küçük Prens, gezegeninde yalnız bıraktığı gülü için pişmanlık duymaya başlamadan önce yolu birkaç gezegene düşer. Ama kendi gezegeninden ayrılacağı zaman kibirli gülden bir ders alır; “kelebeklerle tanışmak için iki üç tane tırtılın varlığına katlanmak gerekir…” => Küçük Prens bu sözle hayatın her zaman çok iyi olamayacağını kötü şeylerin de yaşamın bir parçası olduğunu belirtmiştir.
Asteroid 325’te karşılaştığı Kral ile olan sohbetinde Kral’ın Küçük Prens’i Adalet Bakanı yapması sonucu kendini yargılamasını istemesi ve bunu başarmanın da gerçek bilgeliğe ulaşmak olduğunu söylemesi => Küçük Prens : “Evet” der, “Ancak ben kendimi her yerde yargılayabilirim, bu gezegende yaşamama gerek yok” diyerek kişinin vicdanının her yerde ve her zaman aktif olabileceğini ve bunun bir erdem olduğunu gösterir.
Kendini beğenmiş adam : kibrin ve bencilliğin bir örneğidir kendisi ve Küçük Prens bu kibirden haliyle çok çabuk sıkılmıştır.
Asteroid 327’deki Ayyaş ile Küçük Prens’in diyaloğu;
– Neden içiyorsun?
+ Unutmak için içiyorum.
– Neyi unutmak için içiyorsun?
+ Utandığımı unutmak için.
– Neyden utanıyorsun?
+ İçtiğimden utanıyorum.. => insanlar hayatta karşılaştıkları durumlarda hatalarını telafi etmek yerine daha da hatalarına kapılabilirler.
Küçük Prens uğradığı diğer gezegenlerde de ilginç karakterlerle karşılaşmış ve bizim her şeye sahip olma hırsımızı, işkolikliğimizi, varsayımcılığımızı veya yanlış ön yargılarınızı eleştirmiştir.
Küçük Prens’in Dünya’ya ilk geldiğinde karşılaştığı Yılan, yine Kibirli Gül gibi onun geri dönmesini sağlayan etkilerden birini onun bilinçaltına “şayet bir gün kendi gezenini özlersen sana yardım edebilirim, senin için…” sözleriyle yerleştirmiştir.
Güller, Küçük Prens’in bilinçaltındaki geri dönme arzusunu bastırırken Küçük Prens hala kendi Gül’ünün ne kadar eşsiz olduğunun farkına varamamıştı. Ta ki Tilki’yle karşılaşana kadar.
Tilki, Küçük Prens’e hayata dair birçok ders vermiştir. Bunların başında elbette ki Küçük Prens’ten kendisini evcilleştirmesini istemesidir.
Tilki “sadece kalple doğru şey görünür, önemli şeyler zaten gözle görünmezler.” Diyerek hayatın maddeselliğin ötesinde bir şey olduğunu vurgulamıştır.
“Çölü güzel yapan şey bir yerlerde bir kuyuyu saklıyor olması.” dedi Küçük Prens => insanların yaşadıkları sıkıntılar, içerisinde huzuru da barındırır.
“Birinin seni evcilleştirmesine izin verirsen, ağlama riskini de göze almış olursun”. => Hayatta herhangi bir şeye bağlanmamız durumunda bunu kaybetme ihtimalimizide göz ardı etmemeliyiz .
“Ama gözler kör, kalbiyle bakmalı insan”=>. İnsanlar hep gözle bakmayı, hayatı zahiren görmeyi dener. Hayatta pek çok şey maddeselliğin ötesindedir maddesel düşünme hayatın pek çok alanında yetersizdir.