10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Bu kitabı kendime doğum günü hediyesi olarak almıştım. Aynı zamanda da alırken çok güzel bir kitap aldığımı hissederek almıştım, neden bilmiyorum. Ama şimdi anlıyorum. Kitap o kadar yoğun duygular içeren, edebi açıdan o kadar büyük bir şaheser ki bunu eline alıp arkasını okuduğunda hissetmemek mümkün değil. İyi ki seni seçmişim, iyi ki. Bu kitaptan neden bu kadar övgüyle bahsettiğime gelirsek, işte onun o kadar fazla nedeni var ki. Bir kere kitabı okurken sürekli tahminlerde bulunuyorsunuz; acaba şöyle mi, yoksa böyle mi olacak, bu neden böyle yapıyor ki?.. Aslında kafanızdaki sorulara cevap da bulamıyorsunuz ama tahmin etmekten zevk alıyorsunuz. İkincisi de kitapta tek bir fazladan kelime yoktu. Gereksiz, olmasa da olur denecek. Her cümle dolu doluydu. Bir olayı fazla uzatmıyor, ben o olayı düşünürken bir yandan da diğerine çoktan odaklanmış oluyordum. Hem duygusu yoğundu kitabın hem de anlatımı. Okurken bunu hissetmek müthiş bir şeydi. Üçüncü olarak da kitap iki kişinin günlüklerinin günü gününe paralel olarak yazılmasıyla oluşturulmuştu. Soldaki sayfalarda Ekmel Bey'in, sağdakilerde ise Derya'nın günlüğünden sayfalar var. Ben mesela 13 Aralık için yazılmış iki yazıdan önce Ekmel Bey'inkini sonra Derya'nınkini okuyarak gittim. Benim için müthiş bir deneyimdi. Çok özgün bir fikir olduğu için de atlaya atlaya okumaktan büyük bir keyif aldım. Ayrıca ikisinin de aynı şeyden bahsederken farklı şekilde anlattığı yerler bile vardı ama bunu psikolojik açıdan nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ve aynı zamanda da hangisinin gerçek olduğunu okurken merak etmedim değil :) (Bu paragraf spoilerlı) Dördüncü olarak da kitapta en hoşuma giden şeylerden birisi; Suzan'ın kitapta sadece bahsedilen karakter olması, Derya'nın kendini Ekmel Bey'e Suzan diye tanıtışı, Suzan üzerinden kendi kırgınlıklarını ve pişmanlıklarını anlatıp farkındalık kazanması... Bütün bunların yanında ise olan Suzan'a olmuş diyebiliriz, Suzan bunların hiçbirini asla hak etmedi... Bir de kitabın konusu diye bir şey yok aslında. Bir Ekmel Bey var, bir de Derya. Bir de olmasa da aslında hep olan Suzan... Bir de onların yarım kalmış hayatları, yaralı ve geçmişte kalmış kalpleri... İşte o kadar. Yani kısacası, kitap okurken bu kadar fazla beyin fırtınası yaptığımı, bu kadar yoğun duygular hissettiğimi, kitaba kendimi bu kadar verdiğimi yakın zamanlarda kesinlikle hatırlamıyorum. Kitap bende birçok duyguyu uyandırdı, birçoğunu ise garipsetti. Çok güzeldi. Çok. Suzan Defter Ayfer Tunç
1000Kitap
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
·
160 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.