Öncelikle genel olarak bakacağım; çok merak ederek başladım, elimde aynı kitabı gezdirmekten de haz etmem lakin okurken o kadar sıkıldım ki 20 - 25 günde bitti.
Kitabın ilk yarısı; önsöz + sunuş + etrafı betimlemek, ile geçiyor. Diyaloglara çokça yer verilmiş, konun birinden diğerine direkt atlıyor. Konu ana düşünce bakımından güzel ama yazarın dili çok yoruyor.
3 - 5 günde bitecek bir kitap değil yani ama "Okunması gerekiyor mu?" diye sorulacak olursa; Evet, okunmalı lakin çok da öncelikli değil...
Kitabın ana düşüncesi bence "Her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur." cümlesiydi.
Ütopyalar; Toplumu eleştiriyor olmasına rağmen insanların beklentileri karşılansın istiyor. İnsanoğlunun mükemmelleştirilmesini ve gelişmesini de istiyor, romantizmi kusursuzlaştırmak gibi... Her şeyin mükemmel olamayacağını anlamalıyız.
Kitapta bulunan bir soruyu cevaplamak, yorumlamak istiyorum:
" Ve ruhsuz tüketicilerle, zevk peşinde koşan insanlarla, iç-dünyalarını dolaşmaya çıkanlarla ve programlanmış miskinkinlerle dolu o topluma gerçek hayatta ne kadar yaklaştık?"
(Öncelikle bu soru sunuş içerisinde 2007 yılında yazılmış. Bence bu soru hep vardı, böyle insanlar hep vardı sadece biçemleri değişti.)
-Çok yaklaştık, önceden de çok yakındık ama farklı biçemde.
Hayata karşı herhangi bir şey için sürekli gerklinin yanı sıra gereksiz tüketim yapıp tükettiğinin bir tanesi kadar bile bir şey üretmeyen insanların sayısı arttı.
Sırf kendi zevki için herkesi yok sayanların sayıları ve zevkleri arttı daha çok kişinin hakkını yiyorlar.
Ve artık robot gibi aynı şeyleri yapan birbirine çokça benzeyen programlanan insanlar çokça göz önünde ve geride kalanlara da aynılarını kodlamaya çalışıyorlar. (Ve bu korkutucu şeyleri yapmak artık daha kolay.)
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma