"Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi."
Aylak Adam denince, okumamış olsak bile çoğumuzun aklına ilk olarak yukarıda yazdığım alıntı gelir. Hemen hepimiz bir yerlerden duymuş veya okumuşuzdur. İçimizde bazen büyük sıkıntılar biriktirirken, niteliksiz kalabalıkta bu sıkıntıyı eritecek birilerinin olmasının ferahlatıcı etkisini iki cümle ile öğreniyoruz kitaba başlarken. Devamında ise 'altı çizilmelik' bir çok cümle ile karşılaşıyoruz.
Yusuf Atılgan; 1950'li yılların sonundan, günümüze de ışık tutacak sorunları kalıpların dışına çıkarak aktarmak istemiş okuyucusuna. Şehirlerin dolup taştığı, yaşamın ve zamanın hızlandığı; insanların, önce kendilerini, sonra başkalarını oturup dinlemeye vaktinin olmadığı, tekdüzelik ve vasatlığın başarı sayıldığı bir dönemden sesleniyor bu çağın insanına. "Belki de İnsanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı." diyerek, yalnız kalma korkusu ile bir gruba ait olmanın, durup soluklanmaya ve düşünmeye vakit ayıramamanın sarsıcı etkisini anlatıyor.
Bütün bunları ve elbette ki daha fazlasını yaparken, oluşturduğu karaktere bir isim koymuyor. "Bay C." diye tanıyor okuyucu "Aylak Adam"ı. Okuyucusunun bu konu üzerine kafa yoracağını düşündüğünden olsa gerek, "Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır." diyerek konuya açıklık getiriyor. Belki de "Aylak Adam"ların olduğu bir dönemde, işi tek bir kişiye yıkmak istemedi. Belki de kendimizi Bay C. yerine koymamızı, ona bakarken kendimizden bir şeyler bulmamızı istedi. Kendine ve topluma yabancılaşmış birinin klasik bir adının olması ona ters gelmiş olabilir. Sebepleri çoğaltabiliriz...
Evet, Bay C. kendine ve yaşadığı topluma yabancılaşmış bir karakterdir. Kalabalık, estetikten ve sükunetten uzak şehirlerin dar sokaklı evlerinde geçirdikleri bunalımları evlenerek, boşanarak veya ihanet ederek tedavi etmeye çalışan, yaşamlarını "başkaları ne der?" baskısı ile şekillendiren, "üç oda iki çocuk, sonuç mutluluk" hayalleri kuran ve sonunda mutluluğu asla bulamayan insanlardan değildir Bay C. Onun bir hayali yoktur, kalıplara sığmaz. Sürekli arar. Doğru kişiyi... "Her arayan bulamaz ama bulanlar da arayanlardır" felsefesinin yeryüzündeki temsilcisi bile sayılabilir. Kendi gibi düşünen, aykırı, aylak, kalıpları olmayanı arar. Ona mutluluğu böyle birinin getireceğini düşünür ama ben bu konuda emin olamıyorum. Bana göre Bay C. istediğini bulsa bile sıkılacaktır ondan, bırakacaktır. Terk edilince hatta mutlu olacaktır. Böyleleri sadece arar... Kim bilir, belki de onlar aramayı sevenlerdir. Ya da denemeyi. Hayatı her seferinde ıska geçerler. Tıpkı Bayan B.'yi her seferinde ıska geçtiği gibi...
Bir eleştiri paragrafı eklemek isterim. Kitabın başından sonuna kadar cinsel o kadar konuya değinilmiş ki, belli bir yerden sonra kabak tadı vermeye başlıyor bu durum. Bacak, bacaklar, esmer bacak... "Ne bacakmış arkadaş!" dedirtir en sonunda. Evet, eserin sonlarına doğru aslında bu tutkunun (veya saplantı mı demeli?) sebebini de açıklıyor Bay C. Bir babanın çocuk üzerindeki etkilerini (travma) görebiliyoruz böylece. Yaşamı boyunca babası nasıl biri ise tam tersi biri olmaya çalışması bu travmanın sonucudur. Basit ve önemsiz gibi gözüken rutin bir hareketin altında büyük acıların gizlendiğini fark ediyoruz. Ve sonunda anlıyoruz ki; onun aslında tek istediği Zehra teyzesinin ona verdiği sevgiyi verebilecek birini bulabilmektir. Çünkü babasından göremediğini teyzesinden görmüştü.
Kitap hakkında araştırma yaparken Yabancı'nın eserimizle paralel bir kitap olduğu bilgisine ulaştım. Belki işinize yarar bir bilgi olacaktır. Yakın gelecekte (uzak olmayan bir gelecekte de denebilir aslında. Aynı şey değiller efendim!) ben de okumayı denemek isterim.
Son olarak; Bay C. aradığını buldu mu bilemiyoruz tabii ki. Bunu düşünmüyorum da, bu onun sorunu. Beni alakadar eden, benim aradığımı bulup bulamadığım gerçeğidir. Sahi! Siz aradığınızı buldunuz mu peki?
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
Aylak adam en sevdiğim kitap diyebilirim çokca altini çizdiğim bu yüzden kimseye vermeye kıyamadığım kitabım. İncelemenizi okuduktan sonra özlemle tekrar okuyasim geldi kitabı