·517 syf.····Okunma: 26 Ağustos 2024 01:21 Kitabın ilk yarısı biraz sıkıcı geçse de, Brissenden'ın kitaba dahil olmasıyla birlikte kitap bambaşka bir hal aldı.
Genç yazarımızın farkındalığını biraz da o artırdı ama Martin'in yazarken hevesli olduğu zamanlarda kalması daha mı iyi olurdu bilemiyorum.
Brissenden'ın da geçmişte bu tarz olaylarla başbaşa kaldığını hissediyorum ki bu yüzden Martin ile birbirlerini çok iyi anladılar.
İkisinin ölümünün de birbirlerine benzer olması beni epey etkiledi.
Keşke Briss biraz daha erken gelseydi kitaba ve daha çok kalsaydı.
Farkındalık artınca hayattan tat alma seviyesi de azalıyormuş yani ters orantılıymış derler ya Martin'de tam olarak bu durumu yaşadı.
Son zamanlarda da zihninde sürekli "o kitaplar yazılmıştı" deyip durdu. Şöhret kazandıktan sonra insanların onu "o" olduğu için sevmediği, ve sadece yanında bulunan vasıflar için sevdiği gerçeğiyle karşılaşması yüreğini acıttı.
Acaba o gazeteci çocuk Martin hakkında o haberleri yazmamış olsaydı ve Ruth ile sonları bu şekilde bitmeseydi veya Brissenden ile tanışmamış olsaydı kitabın sonu nasıl olurdu diye düşünmedim değil.
Aslına bakıldığında Ruth ile tanışmasıyla başladı herşey.
Okuması çok keyifli bir kitaptı, her ne kadar sonu beni üzse de.