"Senin güneşin hüzünlü Zezé. Yağmur yerine gözyaşlarıyla kuşatılmış bir güneş. Sahip olduğu gücü, yeteneklerini henüz kavrayamamış bir güneş. Senin bütün anlarını henüz güzelleştirememiş bir güneş. Küçük, biraz mızmız bir güneş."
Vakıf çalışmalarında bile ne yazık ki her teşekkül kendi küçük binasının çatısı altında faaliyet yürütmekte, birkaç müessese bir araya gelerek güç birliğiyle daha etkili işler ortaya koymayı becerememektedir.
Halbuki bütün taraflarda bilgi ve etki anlamında farklı paylar vardır, bunların ortak havuzda toplandığı bir zemin oluşturulabilse belki çok daha verimli adımlar atılması mümkün hale gelecektir. Sadece kendimizin merkezde bulunduğu, paylaşma hevesinden uzak bir çalışma mantığı bizi dünyevî bakımdan besleyip zenginleştirmeyeceği gibi manevî anlamda da hiçbir yere ulaştırmaz. Bu nedenle şanı, şöhreti, zafer hissini, kazancı paylaşmayı göz önünde bulundurarak bir çalışmaya dâhil olunmalıdır. Tek başımıza bir şeyleri kırıp dökerek ilerleme ihtimalinin yanında böylesi daha iyidir.
Hayatın olanca keşmekeşi içindeyken hayal kurabilen insanları küçümsemek yanlışına düşebiliyoruz bazen. İnsanın nefes alıp verdiği müddetçe hayal kurabiliyor olması lazımdır. Nitekim Yahya Kemal ne güzel ifade eder bu gerçeği:
Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,
Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!..
İnsan, âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.