Herkese selamlar…
Uzun zaman sonra bir kitap incelemesi ile burdayım.
İlk olarak şunu belirteyim: Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve Murat Menteş ’in muhteşem, özgün dili beni bu incelemeyi yazmaya iten en büyük etken oldu diyebilirim. Karakterlerin absürt ama manalı isimlerinden tutun da birbirinden güzel, kendine has cümleleri, hele iki ana karakterin kitap boyunca belli bir kalıp içinde deyim gibi cümleler kurması beni inanılmaz keyiflendirdi. Kitap okurken genelde ağlayan biriyimdir :)) Fakat bu kitabı yüzde 70 gülümseyerek okudum, hatta toplu taşımada kahkaha atıp rezil olmama da sebep oldu :))
Fakat kitap komedi kitabı gibi anlaşılsın da istemem. Alt metinde o kadar derin, o kadar güzel mesajlar vardı ki bir felsefe ya da tasavvuf kitabından alabileceğiniz mesajları çıkartabilirsiniz.
Artık biraz kitabın içene girelim ama çok da spoiler vermeden :)
Ruhi Mücerret 100 yaşında ve yaşayan tek İstiklal Gazisidir. Sevdiği çoğu insanın ölümünü görmüştür ve kendisi de ölümü bekler halde yaşamaktadır. Resmi bayramlarda törenlere katılarak konuşmalar da yapar. Yine böyle bir törende Civan Kazanova isimli birisiyle tanışıp arkadaş olurlar. Ve olaylar garip bir hal almaya başlar.
Kitapta Civan’ın bölümüne geçtiğimde, onun asıl amacını öğrendiğimde inanılmaz şaşırmıştım. Kitaplardaki bu tarz ters köşelere bayılıyorum. Merak duygumu inanılmaz uyandırdı ve çok akıcı şekilde okumamı sağladı.
Zaten Murat Menteş der ki “Romanlarımı saatte 300 km gidebilen bir spor araba gibi tasarlıyorum.” Gerçekten de çok hızlı akan bir eserdi.
İncelemenin girişinde de belirtmiştim, kitaptaki karakter isimleri muazzam..
Mesela Ruhi Mücerret’in “saf ruh” “arındırılmış ruh” gibi anlamları var. Aynı zamanda İstiklal Marşımızda da geçiyor. Bir istiklal gazisine verilebilecek en güzel ismi vermiş yazarımız..
Masum Cici diye bir karakterimiz var, bu da tam bir kötülük abidesi.. İsmiyle inanılmaz çelişkili; günümüzde dışardan aşırı iyiliksever, merhametli görünen fakat gerçekte her türlü mafyatik, pis işleri yürüten iş adamlarını anımsattı.
Yazarımız her bir karakteri özene bezene yazmış. Özellikle Ruhi amca ve Civan çok orijinaldi. Hani uzun sezonlu dizilerde bazı karakterler vardır ve kullandıkları replikler vardır ya.. Ruhi ve Civan da tam anlamıyla o derece özgündü ve bende iz bıraktı.. 340 sayfalık bir kitapta bunu başarmak kolay bir iş değil diye düşünüyorum ve yazarı tebrik ediyorum.
Murat abimiz inanılmaz bir iltifat makinesi gibi..
O kadar özgün o kadar güzel iltifat cümleleri var ki mest oldum okurken..
“Gülüşü, güneşin aydınlattığı dolunayı yansıtıyordu.”
“Kainat güzeli seçilmediyse, adaylığını koymadığındandır.”
Ve daha bunlara benzer niceleri..
Bu iltifatlar toplanıp erkeklerin el kitabı şeklinde basılabilir bence, beyfendiler kullanırsa baya işe yarar gibi :))
Ve tabii ki paylaştığım alıntılardan da anlaşılacağı gibi tam bir alıntı deposu.. Benim gibi özgün ve edebi cümlelere zaafınız varsa kesin çok beğeneceksiniz.
“Kıyameti tetikleyecek kozmik fay hattı kalbimden geçiyordu.”
Kalp kırıklığını böyle bir cümleyle anlatmak kimin aklına gelir ki.. Bayıldım da bayıldımm :)
Kitapta hoşuma gitmeyen tek şey sonlara doğru yerli film tadı vermesi oldu. Çok güzel giden kitaplar Türk filmine bağlayınca aşırı sinir oluyorum. 1 puanı ordan kırdım.
Kafamın çok dolu olduğu bir dönemde bana ilaç gibi gelen, kafamı dağıtan bir kitap oldu.
Siz de böyle bir dönemde okursanız hem iyi hissettireceğini hem de çok beğeneceğinizi düşünüyorum..
Kitap ile kalın…