Gönderi

Spoiler içerir
10/10
·98 syf.··
2020 111. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2020 23:42
Fransız tiyatrosunun dehası Molière'in kaleme aldığı "Tartuffe", yüzyıllar öncesinden günümüze uzanan evrensel bir mesajın taşıyıcısıdır. 17. yüzyılda yazılmış olmasına rağmen, eserin ele aldığı dini istismar ve ikiyüzlülük temaları, bugün hâlâ tüm canlılığıyla karşımızda durmaktadır. Molière, döneminin katı dini otoritesine meydan okuyarak, toplumun en hassas noktalarından birine parmak basmış ve bu cesur duruşu nedeniyle eserinin yasaklanmasına, hatta hayatının tehlikeye girmesine göz yummuştur. Tartuffe'ün sahneleri arasında dolaşırken, insanlık tarihinin belki de en eski aldatmaca biçimlerinden biriyle karşılaşırız: dini duyguların istismarı. Oyunun merkezinde yer alan Tartuffe karakteri, dindarlık maskesi altında gizlenen açgözlülüğün, sahtekârlığın ve ikiyüzlülüğün somut bir temsilidir. "Bütün mukaddesatı zırh gibi kuşanmasını da ne kadar iyi biliyor" sözü, bu karakterin özünü mükemmel biçimde özetler. Tartuffe, kutsal değerleri kendine kalkan yapmış, dini söylemleri kişisel çıkarları için kullanmayı meslek edinmiş bir sahtekârdır. Oyunda Orgon'un Tartuffe'e olan körü körüne bağlılığı, insanların inanmak istedikleri şeylere nasıl kolayca kandırılabildiklerini gösterir. Orgon, ailesinin tüm uyarılarına rağmen Tartuffe'ün sahte dindarlığına inanmayı seçer ve sonunda tüm mal varlığını ona devredecek kadar ileri gider. Bu durum, günümüzde de sıkça karşılaştığımız bir olguyu yansıtır: İnsanlar, dini otoritelerin veya dini söylemler kullanan kişilerin sözlerine sorgulamadan inanma eğilimindedir. "Zahirde, misli görülmemiş bir ibadet; halbuki niyet, Allah yoluyla dünyaya rağbet" sözü, bu ikiyüzlülüğü çarpıcı biçimde ortaya koyar. Molière'in ustalığı, sadece dini istismarı eleştirmekle kalmaz, aynı zamanda gerçek dindarlık ile sahte sofuluk arasındaki farkı da net biçimde çizer. Cleante karakteri aracılığıyla yazar, gerçek dindarlığın gösterişten uzak, içten ve samimi olduğunu vurgular: "Nasıl hakiki bir imanın ilahi vecdinden daha asil, daha güzel hiçbir şey bulunamazsa uydurma bir zahit edası takınıp elalemin gözünü boyamaya çalışan insanlardan daha bayağısı da düşünülemez." Bu sözler, dindar ile dindar gibi görünen fakat gerçekte din istismarcısı olan kişiler arasındaki ayrımı mükemmel şekilde ortaya koyar. Tartuffe'ün güncelliği, belki de en çok siyaset sahnesinde karşımıza çıkar. Günümüzde dini söylemleri kullanarak kitleleri peşinden sürükleyen, kutsal değerleri siyasi çıkarları için araçsallaştıran ve kendilerini "hakkın temsilcisi" olarak sunan siyasetçiler, adeta modern birer Tartuffe'tür. Bu kişiler, tıpkı oyundaki Tartuffe gibi, "sureti haktan" görünmeyi ustalıkla başarırlar. Ağızlarından bal damlarcasına konuşur, kendilerini dava adamı olarak gösterir ve rakiplerini şeytanlaştırarak toplumda nefret tohumları ekerler. Molière'in çizdiği Tartuffe portresi, dindar görünümlü ama gerçekte hiç de göründüğü gibi dindar olmayan sahtekârların ortak özelliklerini gözler önüne serer. Bu kişiler, fırsat düşkünü, kinci ve yapmacıktırlar. Kendi çıkarları için "hodbinliklerini utanmadan din perdesi arkasına gizlerler." Toplumun kutsal saydığı değerleri silah olarak kullanır, eleştirenleri susturmak için dini referansları öne sürerler. "Hak namına hepimizi diri diri kesseler hoş görür, kızmakta hakları vardı deriz" sözü, dini istismarın ne denli tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gösterir. Elmire ve Damis karakterleri, Tartuffe'ün maskesini düşürmeye çalışan aklın ve gençliğin temsilcileridir. Elmire'nin Tartuffe'ü tuzağa düşürerek gerçek yüzünü ortaya çıkarması, aklın ve mantığın dini istismara karşı en güçlü silah olduğunu gösterir. Damis'in gençliğin verdiği cesaretle Tartuffe'e karşı çıkması ise, yeni nesillerin sahte otoritelere başkaldırısını simgeler. Tartuffe'ün belki de en çarpıcı yanı, dini istismarın psikolojik mekanizmalarını ustalıkla ortaya koymasıdır. Bu sahtekârlar, başkalarının zayıf noktalarını tespit eder ve buradan saldırırlar. "Ufacık bir alakaya delâlet edecek küçücük bir şey sezseler onu ele almakta gecikmezler. Mal bulmuş mağribi gibi sevine sevine etrafa yayarlar." Ayrıca, kendi kusurlarını başkalarına yansıtarak kendilerini temize çıkarmaya çalışırlar: "Kendi yüz karalarını başkalarına sıvar, böylece temize çıkmak isterler." Molière'in Hristiyan geleneğinden gelmesine rağmen, ortaya koyduğu gerçekler çağları aşan evrensel bir soruna parmak basar. Çünkü dini istismar, belirli bir dine özgü değil, evrensel bir sorundur. Gerçek dindarlık, hangi dinden olursa olsun, sevgi, hoşgörü ve samimiyetle karakterize edilir. Dindar insan "yaratılanı sever yaratandan ötürü" ve herkese sevgiyle yaklaşır. Oysa dinciler, sürekli düşman yaratır, nefret söylemi üretir ve bu nefreti kitleleri mobilize etmek için kullanırlar. Tartuffe'ün sonunda adaletin yerini bulması, Molière'in iyimserliğini yansıtır. Kral'ın müdahalesiyle Tartuffe'ün gerçek yüzü ortaya çıkar ve hak ettiği cezayı alır. Ancak gerçek dünyada, Tartuffe'lerin her zaman adaletle yüzleşeceğinin garantisi yoktur. Bu nedenle, Molière'in mesajı, bireylerin eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmeleri ve sahte dindarlığın tuzağına düşmemeleri yönündedir. "Bu gösterişlerinizle kimseyi avlayamazsınız. Kimisi yalancı pehlivandır, kimisi de yalancı sofu. Nasıl alnı ak, yüzü pak, gerçekten kahramanlar hiçbir vakit ortalığı velveleye verenler değillerse, peşlerinden gitmemiz gereken sahici dindarlar da işi ağız burun hokkabazlığına dökenler değillerdir." Bu sözler, gerçek dindarlığın gösterişten uzak, samimi ve içten olduğunu vurgular. Gerçek dindarlar, dini bir gösteri malzemesi haline getirmez, ibadetlerini riyakârlıktan uzak, gönülden yaparlar. Tartuffe'ün günümüz toplumlarına mesajı açıktır: Dini söylemlerin ardına gizlenen ikiyüzlülüğe karşı uyanık olun. "Sanki hiçbir şeyle alakanız yok, o kadar sureti haktan görünüyorsunuz ki! Boşuna dememişler, asıl böylesinden korkmalı diye. Saman altından su yürütmeye kalkıyorsunuz." Bu sözler, en tehlikeli sahtekârların, en masum görünenler olduğunu hatırlatır. Voltaire'in dediği gibi, "Tartuffe, insan doğasının en karanlık yönlerini acımasız bir dürüstlükle ortaya koyan bir başyapıttır." Jean-Jacques Rousseau'nun belirttiği üzere, "Molière, Tartuffe'de dini hipokresinin ve sahtekârlığının en keskin eleştirisini yapmıştır." George Bernard Shaw'ın ifadesiyle, "Tartuffe, tüm zamanların en önemli komedi oyunlarından biridir." Bu değerlendirmeler, eserin evrensel değerini ve zamansız mesajını vurgular. Tartuffe, yazıldığı 17. yüzyıldan bu yana, insanlığa dini istismarın tehlikeleri konusunda uyarıda bulunmaya devam etmektedir. Eserin mesajı, günümüzde, dinin siyasi ve kişisel çıkarlar için kullanıldığı bir dünyada, her zamankinden daha güncel ve önemlidir. Molière'in dehası, insanlığın bu kadim sorununu, hem güldüren hem düşündüren bir üslupla ele almasında yatar. "Sofuluk ellerinde bir zanaat, bir esnaflık vasıtası" olan modern Tartuffe'ler, bugün de aramızda dolaşmakta, "içleri menfaat hırsıyla" yanmaktadır. Onları tanımak, maskelerini düşürmek ve toplumu onların tehlikeli etkisinden korumak, her bilinçli bireyin sorumluluğudur. Molière'in üç yüz elli yıl önce yaktığı bu aydınlanma meşalesi, bugün hâlâ yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Tartuffe, sadece bir tiyatro eseri değil, aynı zamanda insanlığın vicdanına yapılmış bir çağrıdır. Bu çağrı, dini duyguların istismarına karşı uyanık olmayı, eleştirel düşünmeyi ve gerçek dindarlığın özünü kavramayı teşvik eder. Molière'in bu ölümsüz eseri, insanlığın ortak vicdanında yankılanmaya ve bizi daha aydınlık bir geleceğe yönlendirmeye devam edecektir. "En aziz, en mukaddes şeylerimizi, o, Allah korkusunu hiçe sayan sahte görünüşleriyle nasıl oyuncak haline getirir, nasıl fütursuzca istismar ederler." Bu sözler, dini istismarın özünü yakalar ve bizi bu istismara karşı uyanık olmaya davet eder. Tartuffe, bu daveti üç yüz elli yıldır tekrarlamakta ve insanlığı daha bilinçli, daha sorgulayıcı olmaya çağırmaktadır.
Din
TartuffeMolière · MAARİF MATBAASI · 1944822 okunma
·
572 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.