"Bir kelime kararını, bir duygu hayatını,bir insan seni değiştirebilir."
Konfüçyüs
Hayat mottom olan still unbroken'ın yanına amor fati'yi ekledim.Nietzsche ağladığında isimli kitap bunu yapmamı sağladı.
Korkunç bir kitap, kendimle defalarca savaşa girerek okudum,defalarca ağladım ve en son Nietzsche ağladığında bende onunla birlikte hıçkırıklara boğuldum.
En sevdiğim kitaplar listesinde ilk sıralarda yer alacak,tekrar tekrar okuyacak ve her seferinde belki de daha farklı şeyler hissettirecek bir kitap okuduğum için çok mutluyum.Kitaptan not aldığım önemli kısımları ve sevdiğim sözleri yazarak hafifçe bahsedeceğim.Spoiler olmaması adına sadece giriş ve gelişme kısmını anlatacağım.
Kitap özetle Dr.Breuer'e Nietzsche'ye yardım etmesini isteyerek gelen Lou Salomé ile başlıyor.Nietzche'nin fiziksel tedavilerini iyileştirirken aynı zamanda ruhsal tedavilerini ondam gizli bir şekilde iyileştirmesini istiyor.Breuer öncelikle kendisini Salomé'nin cazibesine kaptırarak bu isteği kabul etse de sonra durum çok farklı yerlere evriliyor.
Nietzsche tedaviye ilk geldiğinde doktorundan son derece bir dürüstlük talep ediyor.Ve hasta hakları,intihar gibi konularda tartışıyorlar.
Eğer hastanız ölmek üzere olduğunu bilmiyorsa,nasıl öleceğine nasıl karar verecek ?diye soruyor Nietzsche.
Doktorun ümit verme savunması üzerine de :
Ümit mi ? Ümit kötülüklerin en büyüğüdür! diye karşılık veriyor.
Doktor Breuer karısı ile mutlu bir evlilik sürmüyor.Onu kendi hayatını köleleştiren bir varlık olarak görüyor.Mutlu değil,ve sürekli hastası olan Bertha'ya bir aşk hissediyor.Kendisini karısını aldatıyor gibi hissettiğinden dolayı karısına da yaklaşamıyor.
Nietzsche'de mevcut bir aşk acısı,bir ihanet hissi içinde.Aynı zamanda çok hasta ve etrafındakiler onun intihar etmesinden korkuyor.
Ki doktora söylediği
"Herkes kendi ölümünün sahibidir.Ayrıca herkes bunu kendi bildiği gibi yaşamalıdır.İnsanın hayatını onun elinden alma hakkımız olsa bile ölümünü kendi elinden alma hakkımız asla yoktur.
Bu onu rahatlatma filan değil,düpedüz zalimliktir!
Ölmek zordur.Ölümün nihai ödülü artık ölmeyecek olmamızdır! sözleriyle doktoru da bu konuda endişelendiriyor.
Kendimden bir şey katmadan yazı yazmam,bu şekilde yazının anlamını yitirdiğini düşünürüm.
Ben de bu intihar konusunda Nietzsche gibi düşünürdüm.Ancak yakın bir dostum ile Nietzsche üzerine yaptığımız bir sohbette bana annesinin zamanında intihar etmek istediğini ve aynı şekilde Nietzsche'nin sözlerine benzer sözler sarfedip kendisini kurtarmak isteyen evlatları ve eşine :
"Bana bu yaptığınız zulümdür.Ben yaşamak istemiyorum" dediğini söyledi.Ancak birlikte çok mücadele etmişler ve şu an hem çok mutlu hem de yakın dostumun evliliğini iple çekiyor.
Bu görüş üzerine Nietzsche'yi savunarak kendi fikrimin çürümesine izin vermek istemedim.Ancak biliyordum,dostum haklıydı.İntihar malesef tek kişilik bir eylem değildi.
Her neyse, Nietzsche doktora görünmeye devam ediyor ve doktor onun ruhsal sıkıntılarını gizlice tedavi etmeye çalışıyor.Ancak derinine inmek istediği her konuda Nietzsche şiddetle kendini geri çekiyor.Ona göre bir insanla bir şeyler paylaşmak karşı tarafı daha güçlü duruma sokar.Bu durumu güç istenci felsefesi ole bağdaştırıp hayatta iyi yapılan her şeyin bencil bir öztapma'dan geldiğini savunuyor.Bunu şu şekilde söylüyor kitapta :
Güdülerinizi daha derinlerde arayın! Hiç kimsenin tamamen başkaları için asla bir şey yapmadığını anlayacaksınız.Tüm eylemler kişinin kendisine yöneliktir,tüm hizmetler kendisine hizmettir,tüm sevgiler kendisine olan sevgisidir.
Bu sırada doktor bu tedaviyi aynı zamanda yakın arkadaşı olan Freud'a da anlatıyor.İkisi birlikte yöntemler geliştiriyor.Ancak ne yaparlarsa yapsınlar Nietzsche'nin iç dünyasına yelken açamıyorlar.
Kurmaca bir psikoterapi doğuşu anlatılıyor kitapta.Bu sırada hoşuma giden çok fazla söz alıntıladım.Bunlardan biri de şuydu :
Ben de sizin gibi korkuların neden gece hükmettiğini hep merak etmişimdir.Yirmi yıl düşündükten sonra,artık korkularımın karanlıkta çıkmadığını; daha ziyade onların her zaman orada olan ama gün ışığının parlaklığında silinen yıldızlar gibi olduğuna hükmettim.
Nietzsche bir müddet sonra tedavi olmaktan vazgeçiyor.Ancak doktor onu tedaviye devam etmek istiyor.Ve bir oyun kuruyor.Nietzsche'nin bir klinikte yatmasına karşılık olarak onun ona kişisel felsefe danışmanı, psikolog gibi bir yaklaşımla iç meselelerini ve aşık olduğu Bertha meselesini çözmesini teklif ediyor.Nietzsche biraz zorda olsa bu teklifi kabul etse de ,doktorun planı bu sayede Nietzsche'nin bunalımına çare bulabilmek.
İlk başta Nietzsche bu konuda ilgilendiği yaklaşım çok farklı oluyor.
Karşısındaki doktora bir rahatlık sunmuyor.
Bilimi seçiyorsanız,doğaüstünün yatıştırıcı zincirlerinden kurtulmayı seçiyorsanız,iddia ettiğiniz gibi inancı bir kenara bırakıp tanrısızlığı kucaklamak istiyorsanız,o zaman inançlı birinin küçük konforlarının özlemini çekemezsiniz!
Tanrıyı öldürüyorsanız,mabedin korunağından da ayrılmalısınız." diyor.
Aralarında bir iyileşme tedavisi yok gibi bu sıralarda.Korkunç bir savaş var,zihinlerin yaptığı bir dünya savaşına tanıklık ediyoruz.
"Kişi hayatını bile isteye seçmez Nietzsche.Onlar tarihin bir kazasıdır."
"Hayatını sahiplenmemek varlığının bir kaza olmasına izin vermektir."
"Ama kimsenin böyle bir özgürlüğü yok."
"Doğru melodiyle edilen doğru bir dans ile,bu var."
Bu sıralarda Nietzsche doktorunun hissettiği derin acının,bir aşk acısının çok ötesinde olduğuna,bir varoluşsal problem olduğuna hükmediyor.Bu a karşı tarafı biraz da olsa ikna etmeyi başarsa da ,doktorun başka bir kadın özlemini ve yaşadığı hayatı,işini,evliliğini sevmemesinin önüne geçemiyor.Ancak bu aşama bile onu yeterince mutlu ediyor.Bu Doktoru şaşırtıyor.Çünkü o bu düşüncelerini yara olarak tanımlıyor.
Nietzsche: Açık görüş sahibi olmayı yara olarak mı tanımlıyorsun ? Öğrendiklerine bir bak.
Doktor : Ölümün yaklaştığını,önemsiz ve aciz olduğumu,hayatın gerçek bir amacı ve değeri olmadığını öğrendim ve sen de buna şans diyorsun!
Nietzsche de doktor da bu görüşmeleri sürekli not alıyor.
Olaylar bu şekilde ilerliyor.Altını çizilmedik söz,bükmedik sayfa bırakamıyorsunuz.Kitabın sonunda öne çıkan en önemli kavram da amor fati.
Nedir bu Amor Fati ?
“Amor fati” ifadesi, Latince “kader sevgisi” anlamına gelir ve filozof Friedrich Nietzsche tarafından popülerleştirilmiştir. Nietzsche’nin bu kavramla ifade etmek istediği, hayatın getirdiği her şeyi—iyi ya da kötü, sevinç ya da acı—tam anlamıyla kabullenmek ve sevmektir. Ona göre, bu kader sevgisi, insanın yaşamı daha derin bir şekilde anlamlandırmasını ve onu daha güçlü bir birey haline getirmesini sağlar.
Nietzsche, hayatın acımasız ve zorluklarla dolu olduğunu kabul eder. Fakat bu zorluklar, insanın büyümesi ve gelişmesi için bir fırsattır. Bu yüzden, “Amor fati” Nietzsche’nin felsefesinde merkezi bir yer tutar; çünkü bu yaklaşım, insanı pasif bir kabullenme halinden çıkarıp aktif bir yaşam tutkusuna yönlendirir. Nietzsche, bu kavramla insanın sadece kaderine boyun eğmesini değil, aynı zamanda kaderini kucaklamasını, onunla barışmasını ve onu sevmesini önerir.
“Amor fati,” yaşanan her anın, her deneyimin, bir şekilde yaşamın bütünlüğüne hizmet ettiğini anlamamızı sağlar. Hayatın zorlukları, engelleri ve acıları, yaşamın doğal bir parçası olarak görülmelidir. Nietzsche’ye göre, bu acıları inkar etmek ya da onlardan kaçmak, insanı yaşamın anlamını kaçırmasına neden olur. Kaderi sevmek, yaşamın her anını kabul etmek ve onu değiştirmeden, olduğu gibi sevmek demektir.
Bu felsefe, insanı şikayet etmekten ve pişmanlık duymaktan alıkoyar. Geçmişte yapılan hataları, kayıpları ya da yaşanan acıları değiştiremeyiz; ancak onları kabul edebilir ve onlardan ders alabiliriz. Bu anlayış, insanın yaşama dair algısını değiştirir ve onu daha özgür kılar.
Nietzsche, “Amor fati”yi, insanın yaşamda karşılaştığı tüm zorlukları, başarısızlıkları ve hatta trajedileri bile sevmesini sağlayacak bir güç olarak görür. Bu sevgi, insanı sadece yaşamla barışık hale getirmez, aynı zamanda onu daha dirençli, daha bilge ve daha özgür bir birey yapar. Hayatın getirdiği her şeyi sevme, kabullenme ve ona anlam verme yetisi, insanın en büyük erdemlerinden biridir. Bu erdem, Nietzsche’nin deyimiyle, “üstinsan”ın doğuşuna katkıda bulunan en önemli unsurlardan biridir.
Sonuç olarak, “Amor fati,” yaşamın her anını, her olayı, her duyguyu, her düşünceyi ve her sonucu, tam anlamıyla kabullenme ve sevme felsefesidir. Bu felsefe, insanın yaşamla olan ilişkisini köklü bir şekilde dönüştürür ve onu daha anlamlı, daha dolu dolu ve daha özgür bir hayata yönlendirir. Nietzsche’nin bu güçlü kavramı, yaşamı tüm zorlukları ve güzellikleriyle bir bütün olarak kabul eden bir bilgelik önerisidir.
Arkadaşlar,gerçekten de bir kitap insanın fikrini değiştirebiliyor.Bu felsefeye şiddetle karşı çıkan bi insanken,bu kitaptan ve uzun süren gözyaşlarından sonra bunu benimsedim.
Arkadaşlar,
Camus'u anladığım saatlerdeyim...