Duygularımın yoğunluğu o kadar şiddetli ki...
harfleri, kelimeleri bir araya getirip anlamlı daha doğrusu anlaşılır cümleler kurmak benim için çok zor oldu. Bu zorluğa rağmen kitabı bitirdikten sonra bu yaşadığım çetrefilli duyguları unutmamak için yazmaya karar verdim.
Yüreğimi, ruhumu ve bedenimi Sen kadar şiddetli bir acıyla sarsan bir kitabın varlığını düşünüyorken aklıma Apê Musa'nın Hatıralarım kitabı geliyor. Daha sonra Kader Kuyusu , Nar Çiçekleri ve Uzun'un diğer kitapları.
Sen'i dinlerken kaç defa akmak isteyen gözyaşlarımı inatla kuruttuğumu, yüreğimin kasıldığını kaç kez hissettiğimi saymadım. Sayamadım.
Ve şimdi Sen'in hikayesi bitti...Odada sessizlik hakim düşüncelerim uğulduyor beynimde düşünüyorum... düşünüyorum.. düşünüyorum..
Bir halk nasıl olurda varlığını başka bir halkın yok oluşunun üzerine kurmak ister ?..
dünya bu kadar mı küçüktü?
"Kürt yok diyordu.
Kürt yok !
Güneş yok dermiş gibi.
ay yok , yıldız yok dermiş gibi.
Bir halk nasıl inkar edilyordu ?.."
Am onlar ne demişti :
"... Burada her şey, her şey biziz ; Allah, kanun, devlet, adalet, rahmet. Sesin kimseye ulaşamaz, sana kimse yardım edemez..."
Kitapta Doğu'nun ve Doğu insanın yaşadığı zulüm, yalnızlık ve acı çırılçıplak bir anlatımla dökülmüş sayfalara.
"Batı'ya elektrik, yol
Doğu'ya jandarma, karakol"
Mekan: Amed zindanı
Zulmün adresi: Kürt
Yöneten: Allah ( Türkler)
( Daha fazla düzgün ve küfürsüz cümle kuramıyorum! )
Kolay okumalar !
Yazılış tarihi : 3 Eylül 16:24
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,766 okunma