·140 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Kasım 2017 14:06 *Hasan Ali Toptaş ve Diğer Güzel Yazarları Okuma Etkinliği* kapsamında okuduğum ilk kitabı incelerken böyle derin bir kitabı bunca yoğunluğumun arasına sıkıştırdığım için kendimden ve kitaptan özür dileyerek başlamak istiyorum. Oysaki bu kitap; geniş akşamüstlerinde yeni demlenmiş, 'şeker niyetine bir çift balon attığımız' bir bardak çay eşliğinde okunmayı hak ediyordu belki.. Yok, öyle de olmaz. Daha çok okuyup okuyup hayatın adaletsizliğine içerlenmelik gece saatlerinin kitabı bence. Ama aklınızda takılı kalacak cümleler ile uykunuzu kaçırması da oldukça muhtemel.
Sonuç olarak zaman kavramının çok da önemli olmadığını hissettirmiyor mu zaten yazar da? İç içe geçen zamanlar, iç içe geçmiş kişilikler, iç içe geçmiş olaylar... Diyor ki; her şey beynimizde saklı! Bu koca dünya; aslında beyin kıvrımlarındaki minicik çizgilerden ibaret. Bazen o çizgiler öyle birbirine giriyor ki, ilk önce kabullenemiyor, sonra da zaten aksi mümkün değildi diyorsun. Seni kendinle çeliştirmeyi de nasıl güzel başarıyor.
'Sözcüklerden evler kuruyor' kendine sevgili Hasan Ali Toptaş. Bizi de misafir ediyor, çok da güzel ağırlıyor kendi evinde. Bazen buruk bir tebessüm, bazen şaşkınlık, bazen kafa karışıklığı ile bırakıyor ama asla pişman etmiyor konuk olduğumuza.
Son olarak kitabı bitirdikten sonra hislerimi yine kendi sözleri ile tanımlamak istiyorum: 'aklımca, şimdinin kuyruğuna yapıştım. Çabam boşuna oysa, neyle ses, koku ve ten bağı kurarsam kurayım, şimdiyi yakalayamıyorum artık.' Çünkü Hasan Ali Toptaş EVreni ile tanıştım artık ben. Bundan sonra da hep buralarda olacağım sanırım.