Öncelikle inanılmaz derecede iyi kurgulanmış bir kitap, gerçeklerle-kurmacanın karışımı nefis bir bütünlük oluşturmuş. Ben hep şunu söylerim psikoloji kitapları sıkıcı olmadan istediğini anlatabilir, anlaşılır olmak bence çok kıymetli. Biz karakter üzerinden bir hayat dersi alıyoruz bu kitapta. Yalnızlık, Friedrich Nietzsche’yi bile dumura uğratabiliyor, bir şeyi kaybetmeden değerini anlayamıyoruz. Doktorun rüyasında karısını kaybettiğinde onu ne kadar sevdiğini anımsadığı sekans çok değerliydi. Annanem yalnız yaşar, geçen bayram köye gittiğimde şöyle bir cümle kurdu “Oğlum bazen gece kalktığımda bir avuç fare zehiri içmek istiyorum, o kadar anlamsız her şey.” Yalnızlığın hissettirdiği acı bu kadar güçlü işte. Diğer taraftan yol yapan insanları yüzümüze vuruyor kitap ve onda o insanlardan soğuma nedenimizi anlıyoruz. Söyledikleri her şeyin yalan olduğu, rol yaptıkları gerçeği yüzümüze vuruyor. Örneğin, hepimiz bize sanki sevecekmiş gibi flört eden insanları biliriz, eski sevgilimizin bir başkasına bize söylediği sözlerin aynısını söylediğini, aynı şekilde davrandığı yüzümüze acı acı vurur; bizi sevmemiştir, duyguyu sevmiştir, bizle konuşmuştur ama sadece ilgi almak istediği için, doğru insanın duyguları sahte ve yapmacık olamaz elbette, velhasıl okurken gram sıkılmadığım çok şey öğrendiğim bir kitap oldu, bazı kitap ve filmleri hep ertelerim, tüketmek istemem, kıymetli olduklarını bilirim. Bu kitap için keşke önceden okusaydım diyorum, keşke daha önceden.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom