PROFESÖR- kitap yorumu
7/10
·329 syf.··
2024 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2024 17:48
Charlotte Brontë en sevdiğim eser olan Jane Eyre 'in yazarıdır. Bu yazara olan aşkımı sanırım bu yüzden kelimelere dökmeme gerek yoktur. külliyatını toplamak istediğim kadın yazarlardan biri olarak bu eserini de merak ediyordum (özellikle erkek bir ana karakter içermesi nedeniyle). Beklentilerimi tam olarak karşılamadı diyebilirim ancak kötü değildi. Konusundan kısaca bahsedersem; Hikaye, William'ın arkadaşı Charles'a gönderdiği bir mektupla başlar; mektupta amcasının kendisine din adamı olma teklifini reddetmesi ve zengin kardeşi Edward ile ilk karşılaşması anlatılır. Bir tüccar olarak iş arayan William'a Edward tarafından katiplik pozisyonu teklif edilir. Ancak Edward, William'ın eğitimini ve zekasını kıskanır ve ona çok kötü davranır. Sempatik Bay Hunsden'in eylemleri sayesinde William görevinden alınır ancak Belçika'daki bir erkek yatılı okulunda yeni bir işe başlar. Okul, William'a nazik ve kibar davranan dost canlısı Monsieur Pelet tarafından yönetilir. Kısa süre sonra William'ın bir "profesör" olarak meziyetleri, komşu kız okulunun müdürünün kulağına gider. Matmazel Reuter, ona okulunda bir pozisyon teklif eder ve o da kabul eder. İlerleyen zamanlarda Reuter ondan, dil becerilerini geliştirmeyi uman genç öğretmenlerinden biri olan Frances'e ders vermesini ister. William bu öğrencide umut vadeden bir zeka görür ve yavaş yavaş ona aşık olmaya başlar. Eser boyunca bu ikilinin zorlu sınavlara tabi tutulan aşkını , etraflarındaki sinsi insanların onlara karşı olan oyunlarını okuyoruz. Yazarın dilini çok sevmeme, Jane eyre eserini bir oturuşta bitirmem, akıcı ve sıkmayan bir kalemi olduğuna inanmama rağmen bu eserde o kadar sıkıldım ki anlatamam. Sanki benim biricik yazarımın kaleminden çıkmamış gibiydi eser. O kadar fazla betimleme, o kadar fazla boğucu özlü söz, o kadar fazla detaylandırıcı cümleler vardı ki içinde kayboldum resmen. Eser benim için 3 kısımdan oluşuyordu. İlk 60 sayfa acı çekerek ve bıraksam mı diye düşünerek, kısır döngüdeki konuyu detaylı betimlemelerle okudum. o kadar ağır ilerledi ki başları sanki süründü elimde eser. Çok detaylı karakter analizleri vardı ve ana karakterimiz profesörü asla benimseyemedim, onun gözüne giremedim. Daha sonraki son 250. sayfaya kadarki kısım oldukça akıcı ve hızlı olayların geliştiği kısımdı. Buralarda betimlemeler hala devam ediyor olsa da konunun hızlanmasından kaynaklı beni baştaki kadar boğmadı. Son 50 sayfa ise aynı ağır ve kısır ilerleyişle ve daha da artan boğucu betimlemelerle doluydu. Aslında konusu sıradan ve karakterlerde oldukça o dönemde yazılan eserlerdeki karakterlere benzer de olsa ortalarındaki kısım merakla okutturdu kendini. Ama genel havada sıkıldığımı belirtmeliyim maalesef. Sanki bu başka bir yazarmış gibi geldi hep, kabul etmek istemedim, ve şaşırdım aynı yazarın kaleminden böyle bir eser oluştuğuna. Karakterlere bir türlü alışamadım. Bu durum erkek karakter ağzından anlatılmış bir eser olmasından kaynaklı da olabilir çünkü yazarımız o dönemlerde yaşamış bir kadın. Ana karakterimiz profesör bana çok itici geldi. İlk başlardaki o gururlu hali, sakinliği, ezikliği, dürüst olup her şeye sessiz kalması ve daha sonrasında değişen karakteriyle yavaş yavaş açıksözlü ve dik başlı, sert bir öğretmene bürünmesi beni etkilemedi tam tersine çok ama çok itici bulduğum bir ana karakter oldu. Aşkına asla inanmadım. Kadınlara olan ilgisinin eser ilerledikçe ortaya çıkması, düşüncelerindeki değişim ilginç ve iyi aktarılmıştı ama yine de bu karakteri sevmemi sağlamadı. Bir türlü onun gözünden okuyamadım eseri Frances de aynı şekilde asla ısınamadığım kadın karakterlerden oldu. Soğuk oluşu ve hep özlü sözlerle konuşup, yaşadığı aşkı belli mesafeden aktarması okuyucuya beni gıcık etti. Asla ama asla aşklarına inanmadım. Pelet ve Reuter karakterlerine daha çok ısındım denebilir. Reuter'in kötü kadın karakter imajı bana çok geçmese de başarılı aktarılmıştı. Sadece daha fazla kötü yanlarının açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum fazla gereksiz detay aktarılmıştı karakterinde. Hundson karakteri ise başarılı aktarılmıştı ve böyle bir dostluğun başrolünü üsteleneceğini tahmin etmemiştim ancak daha açık aktarılsa belki de bu karakterle kurulacak bağ için daha iyi olabilirdi. Bir şeyler eksik kaldı bence. Genel anlamda konusu sıradan, fazla betimlemeleriyle ara ara boğan ama yazarı daha iyi tanımak açısından okunabilecek, o dönemlere gitmek isteyenler ve o dönemdeki kadın erkek , ezen kesim ezilen kesim ilişkilerini okumak isteyenler için zaman geçirmek açısından okunabilecek bir eserdi. Çok beğenmedim ve yazarla tanışmadıysanız bence bu eseriyle başlamayın derim.
İnceleme
ProfesörCharlotte Brontë · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020980 okunma
·
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.